The Wall of Love Şiir Çevirisi

GERİ
26 February Monday 2018
981

Sevgi Duvarı
The Wall of Love
 
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Was it you or your loneliness
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
In the blind dark we opened bleary eyes
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Last night's curses on our lips
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
We would frequent galleries, public places and art-lovers,
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
My daily care was to remove you into the midst of men
Yakanda bir amonyak çiçeği
An ammoniac flower in your button hole
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
My loneliness my incontinent countess
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi 
The lower we sink the better 
Kumkapı meyhanelerine dadandık
We loitered in the pubs at Kumkapı
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
With beanstew, beer and wine before us
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
And police battalions behind us; 
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
In the mornings, the garbage-collectors would find my carcass off-shore
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Hot as the garbage-collecfors' hands,
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
With their hands I caressed you.
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
My loneliness my bristle-haired beauty,
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi 
The higher we stink the better 
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
I looked in the sky a red flash a plane
Bol çelik bol yıldız bol insan
Steel and stars and human beings galore
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
One night we leapt the Wall of love
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Where I fell was so clear so open
Başucumda bi sen varsın bi de evren
You and the universe at my side.
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Uncountable my deaths, their resurrections.
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Loneliness my many songs
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
The more we can live without lies the better.