Çeviri Haber: Bir Göçmenin Hikayesi

GERİ
07 February Wednesday 2018
1014

 

A Migrant's Tale

Bir Göçmenin Hikayesi

Willi Heinz Gebel is a retired master electrician in Dusseldorf and an unassuming pioneer in Germany – and I’m not saying that because he happens to be my father-in-law. Soft-spoken and almost shy, a voracious reader and an equally tenacious autodidact, he used to drive his apprentices nuts by constantly playing classical music on the job sites. But one of those apprentices was so good that Willi Heinz passed on his firm to him. This was no ordinary bequest, because the apprentice was Meysem Olgar, an immigrant. To this day, Meysem is the only Turk in Dusseldorf to own a traditional electrician’s firm, called Max Knettel e.K., which is 108 proud years old. The story of Willi Heinz and Meysem, which began long before more than a million migrants fleeing war and poverty poured into Germany, is an uplifting tale about how integration can succeed.

The two tradesmen provide a much-needed counterpoint in a country, Germany, that often appears torn by the challenges of assimilating people of different cultures, ethnicities and religions into a what is otherwise still a mono-culture. German anxieties and divisions about “multiculturalism” run deep and explain why so many German voters on September 24 abandoned the large mainstream parties and went to the anti-migrant Alternative for Germany instead. The tensions between Germany and Turkey have made everything even worse, bringing identity conflict even into the homes of the roughly four million Turks living in Germany.

Willi Heinz Gebel Düsseldorflu bir elektrik ustası ve Almanya'da mesleğinde çığır açmış mütevazı biri – bunu kendisi benim kayınpederim olduğu için de söylüyor değilim. Mülayim, utangaç denebilecek, doymak bilmez bir kitap okuyucusu ve bir o kadar azimli kendi kendini yetiştirmiş biri olarak kendisi iş yerlerinde sürekli klasik müzik çalarak çıraklarını deli eden biriydi. Ancak bu çıraklardan bir tanesi o kadar iyiydi ki Willi Heinz şirketini ona miras bıraktı. Bu sıradan bir vasiyet değildi, zira çırağı Meysem Olgar adında bir göçmendi. Bugün bile Meysem Düsseldorf'ta Max Knettel e.K. adındaki 108 yaşında eski bir elektrik şirketi sahibi olan yegane Türk. Willi Heinz ve Meysem'in savaştan ve açlıktan kaçan bir milyondan fazla insanın Almanya'ya akın etmesinden çok daha önce başlayan hikayesi entegrasyonun nasıl başarılı olabileceği konusunda ümit verici bir hikaye.

Bu iki ticaret erbabı Almanya gibi genellikle farklı kültür, etnik geçmiş ve dinden insanları özünde hala tek bir kültüre asimile etmenin güçlükleriyle cebelleşiyor görünen bir ülkede büyük ihtiyaç duyulan çok sesliliği sağlıyor. Almanların “çok-kültürlülük” ile ilgili endişeleri ve bölünmüşlükleri kemikleşmiş olup, bu durum birçok Alman seçmenin 24 Eylül'de büyük merkez partilerden neden uzaklaştıklarını ve bunun yerine neden göçmen-karşıtı olan Almanya için Alternatif partisine meylettiklerini açıklamaktadır. Almanya ile Türkiye arasındaki gerilimler de işin tuzu biberi oldu ve kimlik çatışmasını Almanya'da yaşayan kabaca dört milyondan fazla Türkün evlerinin içine kadar soktu.

Source: https://global.handelsblatt.com/politics/from-turkish-apprentice-to-german-meister-a-migrants-tale-830435