Çağrışımlar: Arigato Country Fault Madonna Dinner

GERİ
23 October Sunday 2016
542


 
COUNTRY 
COUNTRY kelimesini sözlükte arattığınızda karşınıza şu anlamları çıkar: ülke, köy, vatan, taşra, diyar, kır, kırsal, memleket... Latince "karşı" anlamına gelen CONTRA kelimesinden türemiş. Terra contrata ifadesini, karşıda (göz alabildiğine) uzanan arazi anlamında kullanmışlar. Şair Ahmet Kutsi Tecer, "Orda Bir Köy Var Uzakta" diyor. O uzaktaki köy aslında bizim ülkemiz, memleketimiz, vatanımız! Country kelimesi günlük dilde KÖY anlamında kullanılıyor. COUNTRY ROAD "köy yolu", COUNTRY MILE "uzun yol", COUNTRY CLUB ise sayfiye yerlerde zenginlerin takıldıkları "golf kulübü" anlamına geliyor. Taşralıların dinlediği Amerikan halk müziğinin adı COUNTRY MUSIC. NASCAR izleyicilerinin çoğu bu müzik türünü dinliyor. Birine, "You look country!" dendiğinde, Elbiselerin çok demode! anlamı çıkıyor. Prefer the country to the city, köyü şehre tercih etmek demek. Countryman köylü, hemşeri, yurttaş demek. Köylü şehirlinin efendisidir! Türkiye'nin %92'sinde asayişi jandarma sağlıyor. Polise sadece %8'lik kısım düşüyor. Buradan da anlaşılıyor ki ülke demek aslında köy demek!
 
DINNER
İnsanlar binlerce yıl boyunca elektrik olmadığı için akşam 8-9'da yatıp sabahın köründe uyanıp açlıklarını bastırmak için peynir ekmekle öylesine bir kahvaltı (BREAKFAST) yapıp tarlalarına, ahırlarına veya işlerinin başına gitmişler. Kahvaltı sadece açlığı kırmak ve bastırmak için yenen formalite bir öğünmüş. LUNCH (öğle yemeği) denen bir şey yokmuş. Günde tek bir doyurucu öğün yenirmiş: DINNER (yemek, tek ana öğün). O da genellikle öğlen saatlerinde... Elektriğin icadıyla birlikte daha geç uyanmaya ve fabrikalarda çalışmaya başlamışız. İşe gitmeden mükellef bir kahvaltı yapıp öğlen yemek (LUNCH) molası vermek adetimiz olmuş. Fabrikada işçilere, okulda öğrencilere LUNCH MONEY verilir olmuş. Sonraları kahvaltı ve öğle yemeğini birleştirip BRUNCH (BREAKFAST+LUNCH) fikrini ortaya atmışlar. DINNER (akşam yemeği) saati de akşam 7'ye doğru kaymış. Yemek yeme alışkanlıklarımızı günışığı, elektrik ve çalışma saatlerimiz belirlemiş. Romalılar günde bir öğünden fazla yemek yiyene OBUR diyorlarmış. Amerika'da küçük lokantalara DINER, arabayla girilen ve arabaya servis yapılan yerlere DRIVE-IN, salaş batakhane-meyhane karışımı yerlere de DIVE diyorlar. DINING ROOM, yemek odasının İngilizcesi. Televizyonlarda YEMEKTEYİZ (COME DINE WITH ME) adında programlar yayınlanıyor. DINNER kelimesini sadece akşam yemeği olarak bilsek de, aslında farklı anlamları olmuş zaman içinde: yemek, öğle yemeği, ziyafet, iş yemeği, tabldot, kumanya, yemek daveti... DINNER PARTY, yemekli davet demek. Bu yemeğin illa akşam saatinde yenmesi gerekmiyor!
 
FAULT
FAULT sözcüğü Yeminli Sözlük'te ayıp, suç, kabahat, günah, kusur, hata, faul, arıza, yanlış, fay, çatlak, kusur bulmak, hatası olmak, suçu olmak, kusur etmek anlamlarıyla karşımıza çıkıyor. Değişik bir açıdan bakıldığında FALL kelimesinden türediği düşünülebilir. Yanılıp/sendeleyip/yalpalayıp (FALTER/FAULTER) ilk günahı/kusuru (FAULT) işleyip sınavı geçemeyerek (FAIL) cennetten kovulan/düşen (FALL) insanın fiyaskosu/başarısızlığı (FAILURE) ile başlayan bir serüvenin sonucunda F-L harfleri yanyana geldiğinde ortada bir KUSUR, bir AYIP, bir HATA olduğu akla gelir olmuş. FLY ile FALL arasındaki benzerlik bile buradan geliyor denebilir. Aslında uçtuğunu sanarken düştüğünü görememek! IN FAULTLESS CONDITION mükemmel durumda, kusursuz halde; ASSEMBLY FAULT montaj hatası, GROSS FAULT ağır kusur şeklinde tercüme ediliyor. FALLACY hile, safsata, yanıltıcı düşünce, yanlış fikir anlamında kullanılıyor. TENANT'S FAILURE TO PAY RENT, kiracının kirayı ödeyememesi demek. Biri "It's my fault." dediğinde "Kabahat bende." anlamı çıkıyor. Teniste DOUBLE FAULT (çifte hata) iki kez hatalı servis kullanılması demek. Futbolda "The referee whistled a FOUL." yani "Hakem FAUL düdüğü çaldı." denir. Yere düşen (FALLING) biri varsa bir FAULT/FOUL (FAUL/KUSURLU HAREKET) var denir ve sarı veya kırmızı kart gösterilir. Düşmeye devam ediyoruz! Düşmez kalkmaz bir Allah! Hepimiz FALLIBLE (yanılabilen) yaratıklarız; FAKE (çakma) ürünlere, FAKE (sahte) hayallere, FALSE (YALAN) bir dünyaya kanıp bir FALSIFIER (sahtekar) yüzünden herkesle beraber POPULAR FALLACY yaşayıp (doğru sandığımız yanlış bir fikre kapılıp) herkesin gözünden düşebiliriz (FALL FROM GRACE).
 
MADONNA
MADONNA, İtalyanca ma(my)-donna(lady), yani bir saygı ifadesi olarak LEYDİM anlamına gelen KADIN... Sonraları İsa'nın annesi Meryem (Mary) için de kullanılır olmuş. Opera ve balede baş kadın oyuncuya PRİMADONNA diyorlar, FIRST LADY anlamında. Katolikler tarafından sık kullanılan Madonna imgesi, Rönesans resminde güzellik ve saflığın simgesi olarak kullanılmıştır. Madonna kelimesinin eskiden bu yana farklı çağrışımları olmuştur: bakire, ünlü, şımarık, kibirli, fahişe, güzel, küstah, diva, kaltak, çocuklu kadın. Hakaret anlamında Porca Madonna (Kancık Meryem, Domuz Meryem) şeklinde kullanılıyormuş İtalya'da. Sonraları yogaya, Kabbala'ya merak salan şarkıcı Madonna ortaya çıkmış; ismi tepe tepe kulanmış, hem parlatmış hem yıpratmış. Sabahattin Ali'nin yahudi soykırımının yaşandığı yıllarda Berlin'de geçen "Kürk Mantolu Madonna" isimli romanındaki yahudi kadının adı da Maria (Meryem). Aslında Nihal Atsız'ın "İçimizdeki Şeytanlar" isimli kitabında yer verdiği Sabahattin Ali'nin kendisi olan baş kahraman da, roman içinde dinine atıfta bulunulmayan, müslüman kimlikli bir yahudi (Sabetayist) Raif Efendi. Meryem'in "platonik bakireliği" ile Maria'ya (Madonna) duyulan platonik aşk arasında bir benzerlik kurulmuş.
 
ARIGATO
ARIGATO Japonca'da Teşekkürler (Thanks) sözcüğünün karşılığı olarak samimi (enformal) ortamlarda, arkadaşlar ya da yaşıtlar arasında kullanılan bir kelime. Samimi olmadığınız, yeni tanıştığınız birine ya da formal (resmi) ortamlarda Japon gelenekleri ve saygı anlayışına göre ARIGATO GOZAIMASU (Teşekkür Ederim) diyerek teşekkür etmek durumundasınız. ARIGATO GOZAIMASHITA (Teşekkür Ettim), aynı ifadenin geçmiş zaman hali. DOMO ARIGATO (Thanks a lot) da Çok Teşekkürler anlamına geliyor.
 
 
 
#ielts #english #vocabulary #learnenglish #esl #grammar #ingilizce #toeic #language #idioms #studyenglish #английский #efl #learning #education #yds #englishteacher #speaking #ingles #writing #listening #英語 #inglês #institute #kampunginggrispare #kampunginggris #reading #learn #تافل #آموزش #britishenglish #scholarship #englishcamp #aas #daad #idp #fulbright #indonesia #stuned #lpdp #test_english_school #aminef #kampungbahasa #beasiswa #ialf #lpdpri #nativespeaker #betterenglish #study #sat