Tag-Archive for » tercüme bürosu «

Toplantı Masası Efsanesi

Keşanlı Ali Destanı gibi esatirî bir menkıbe anlatmak değil amacım. Bu yazıda, iş dünyasında, Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ’ler) ve özellikler de tercüme büroları (ve türevleri) arasında yaymaya çalıştığım bir efsaneyi dillendirmek istiyorum.

Efsanenin özeti şu: ideal bir işletme bir toplantı masasını dolduracak kadar uzman personelden oluşur (oluşmalı)! Bu efsane tercüme büroları ve çeviri sektöründeki işletmeler için özellikle doğrudur diye düşünüyorum. Bir toplantı masası ortalama 8 kişiliktir. Oysa sıradan bir tercüme bürosu iki veya üç kişiden oluşan tek-hücreli bir organizmadır.

Bence bu tek hücreli organizmaların ikisi-üçü bir araya gelerek çok-hücreli organizasyonlar halini almalıdır. Bunun için de ortalama 8 kişiye ihtiyaç duyulur benim teorime göre. 8 kişi ile 500 kişilik bir sözleşmeli alt kadroyu idare etmek mümkündür kanaatimce. Bu 8 kişinin içinde 1 Yönetici (Patron), 1 Yönetici Yardımcısı, 2 Proje Yöneticisi, 2 Muhasebeci, 2 Pazarlamacı bulunmalı bence. Tabi bu kadro yapısı ihtiyaca göre değiştirilebilir. Yemek, temizlik ve insan kaynakları hizmetleri dışarıdan alınmalı. Ofise alınacak bir çay-kahve makinesi ile herkes kendi çay-kahve ihtiyacını kendisi karşılamalı. Tercümanlar bünye içinde sözleşmeli veya bünye dışında serbest çalışan kişiler olmalı.

Bu yapıdaki kişilerin işlerinde deneyimli ve görev, sorumluluk ve sınırlarını iyi bilen kişiler olmaları esastır. Gelecekte tercüme sektöründe görmeyi hayal ettiğim yapı budur. Şu anki yapının bir kaptıkaçtı mekanizması olduğunu düşünüyorum. İnsanların tam olarak önlerini göremedikleri ve bu nedenle de “küçük olsun benim olsun” düşüncesiyle hareket ettikleri dönemlere ait tek-kişilik bir yapı şimdiki. Bana kalırsa, artık bürolar gelecek 40 seneyi dikkate alarak yapılandırılmalı, bir büroya çalışmak için giren kişi -teorik olarak- 40 sene boyunca o büroya bel bağlayabilmeli, ve o büro da o kişiden -teorik olarak- 40 sene boyunca verim alabilmelidir.

Aslında burada anlatılan toplantı masası yapısı küçük-orta ölçekli tüm işletmelerde uygulanabilir. Türkiye’de orta ölçekli gibi gözüken birçok işletme aslında dünya ölçeğinde küçük (hatta çok küçük) işletme sayılır. Amacımız orta-ölçekli, yaşayan, hızlı karar alan, gelişime açık yapılar kurmak olmalıdır.

Herhangi bir büyük şirketi arayıp sekretere “Zeki Bey’le görüşebilir miyim?” diye sorduğunuzda, büyük şirketlerde sekreterler çoğunlukla “Zeki Bey şu anda toplantıda.” diyerek cevap verirler. Aslında bu cevap büyük şirketlerin yapılarını ele verir. Büyük şirketler sürekli toplantı halinde olan şirketlerdir. Patronlar şirketi genelde toplantı masasından yönetir. Yani, büyük şirketler sürekli olarak bir tartışma, değerlendirme ve karar alma süreci içinde yönetilir.

Kısaca derim ki, eğer bir işletme kurmayı düşünüyorsanız ya da küçük bir işletmeniz varsa, bu modeli gözden geçirin ve işletmenizi günün en az üçte birinde toplantı halinde yönetin. 8 kişiyle dünyayı yönetebilirsiniz! Öte tarafından da bakıldığında, 8 dost bir araya gelseniz dünya size karşı duramaz!

Tercüme Bürosunda Çeviri Yapmak

Kullandığımız bazı kelimeler ister istemez eskiyor ve gündelik hayatın normal gidişatı içinde yerlerini yeni ve günün ihtiyacını daha iyi karşılayan kelimeler alıyor. Ancak zannediyorum bizde bu türden geçişler biraz da siyasi etkilerin sonucu olageldi.

Türk Dil Kurultayından sonra, hazırlanmış mükemmel bir çalışma programı olduğu halde, Türk Dili Kurumunda bu işleri yürütecek bir bilim kadrosu bulunmadığı için çalışmalar ve başlatılan “dil seferberliği” yurdun her köşesindeki gönüllü aydınlarca yürütülüyordu. Tarama yolu ile elde edilen dil malzemesi, 1934 yılında 2 cilt halinde Osmanlıca’dan Türkçe’ye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi adıyla yayımlanmıştır. Ancak, bu yolun doğurduğu aksaklığın dil gerçeğine ters düşerek, dili bir çıkmaza doğru sürüklediğini gören ve Arapça-Farsça kelime ve terimlerin terkedilmesindeki aşırılıkların yarattığı tahribatı farkeden Atatürk, tavsiyecilik yönündeki denemelerin önünü kesmiş, bu yoldaki görüşünü Falih Rıfkı Atay’a, Türkçe’nin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Dili bir çıkmaza sokmuşuzdur. Maksatlarımızı anlatamaz olmuşuzdur. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır! Biz daha önce kurtarmaya bakalım. sözleri ile açıklamıştır. Atatürk dilde yapılan yenileşme çalışmaları konusundaki görüşlerini de Komisyon Başkanı Falih Rıfkı’ya şu sözlerle açıklamıştır: Memleketimizin en büyük bilginlerini, yazarlarını bir komisyon halinde aylarca çalıştırdık. Elde edilen netice şu bir küçük lûgatten ibaret. Bu tarama dergileri cep klavuzları ile bu dil işi yürümez Falih Bey; biz Osmanlıcadan ve Batı dillerinden istifadeye mecburuz. (1)

Tercüme ve çeviri kelimeleri arasındaki geçiş ve yer-değiştirme, aslında yumuşak ve akıllıca geçişlerden biri olarak görülebilir. Zira geldiğimiz noktada, Arapça terceme kelimesinden dilimize geçen tercüme kelimesi bir anakronizma potasının içine düşmüş ve şaşaalı günlerini kaybetmiş görünmektedir. Kişisel olarak tercüme bürosu veya tercüme sektörü gibi ifadeler kullanırken tercüme kelimesini, yapılan işi anlatırken çeviri kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Çeviri bürosu veya çeviri sektörü demek bana henüz oturmamış gibi geliyor. Aynı şekilde, “Ne yapıyorsun?” sorusunu “Tercüme yapıyorum.” diye cevaplamak da tuhaf geliyor bana. Başlığı da zaten sırf bu yüzden yukarıdaki gibi belirledim: Tercüme Bürosunda Çeviri Yapmak!

Akademide bir bölüm adı olarak Mütercim Tercümanlık adı çok janjanlı -ve garip bir şekilde çok çekici- duruyor olsa da, sokakta kimse “Mütercimim.” demiyor sanırım. Sektörde genel kabul gören kelime tercüman, bazen de çevirmen. “Tercümanlık yapıyorum.” dediğim zaman keyif bile aldığım söylenebilir. Kimseye, “Çevirmenlik yapıyorum.” demem genelde ancak desem de pek büyük bir tatmin duygusu yaratmaz bende. Yazılı çeviri yapanları ifade etmek için kullanılan mütercim kelimesi bölüm adı olmak dışında dilden düşmüş sayılabilir. Tıpkı Çeviribilim kelimesinin -yaptığım işin sanat olduğuna inansam da- çevirinin bilgisayarlı geleceğine yön vermek bakımından uygun bir terim olduğunu düşündüğüm gibi, mütercim kelimesinin de bölüm adı olarak kalmasında bir sakınca görmüyorum.

İngilizce’de tercüman için interpreter, mütercim için ise translator kullanılıyor. Ben her ikisi için de çevirmen yerine tercüman kelimesini kullanmayı seviyorum. Yaptığımız işin soyut, elle tutulmaz ve çoğu zaman bir mesleki tatmin duygusu yaratmayan yanı düşünüldüğünde, sokakta “Tercümanım.” demek beni daha tatmin ediyor; öyle dediğimde kendi adıma daha çok mesleki tatmin duygusu yaşıyorum. “Çevirmenim.” demek biraz hafif kalıyor yaptığımız işi anlatmak için. Yine de sektör içinden kişilerle konuşurken kullanılan “Kitap çevirmeniyim.” cümlesi bana çok masum, kulağıma da hayli şirin gelmiştir. “Kitap mütercimiyim.” demek ciddi şekilde anakronistik bir durum olurdu.

Buradan hareketle, bazen basında karşılaştığım “Çeviri Günleri” gibi ifadeler hoşluk yaratıyor bende. Sanki çeviri işi amatör ve hobi-amaçlı bir uğraşmış gibi bir izlenim uyandırıyor içimde. Ancak tercüme dendiğinde bir anda işin içine yemin, resmi evrak, devlet, maliye, para vs. giriyor gibi. Belki bu yüzden, DVD çevirisi veya altyazı çevirisi gibi ifadelerde, kulağa hoş gelen çeviri kelimesini görmek ruhumu okşuyor diyebilirim.

Yapılan işin altına imzanızın atılacağı, yemin kaşenizin basılacağı zaman devreye giriyor tercüme kelimesi daha çok. Yeminli Tercüman dendiğinde avukat, doktor, mühendis ifadelerini duyduğum kadar seviniyorum, çünkü mesleğe bir resmiyet ve itibar kazandırdığını görüyorum. Bazen müşterilerin ısrarla ve tekrar tekrar “Yeminli misiniz?” diye soruşlarındaki heyecanda hissediyorum o mesleki saygınlığı. Aksi halde, sadece çevirmen olarak kalırsak, zannediyorum bizi pek ka’ale alan olmayacak. Andlı çevirmen, yeminli çevirmen ifadeleri nasıl duruyor peki? Iııh!

Türkiye Konferans Tercümanları Derneği adını çok oturaklı bulmuşumdur. Bunun yerine, Türkiye Konferans Çevirmenleri Derneği denseydi, hem mütercim-tercüman kelimelerinin anlamları bakımından hem de tercüman kelimesinin ağırlığı bakımından yetersiz kalırdı. Konferans tercümanlığı yapanların kendilerine konferans çevirmeni denmesini hoş karşılayacaklarını da sanmam. Aynı şekilde bence Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği adı da cuk diye yerine oturuyor ve gayet olumlu, resmi ve mesleki bir hava estiriyor. Kitap Mütercimleri Meslek Birliği denseydi, çok uygunsuz ve zaman-dışı olurdu. Çeviri Derneği ve Çeviri İşletmeleri Derneği gibi dernek adları da kulağa hoş gelmekle birlikle ihtiyaç duyulan resmiyet duygusunu yansıttıklarını düşünmüyorum. Sırf işin resmiyet ve ciddiyet tarafına vurgu yapmak ve mesleğimizin daha çok ka’ale alınmasını sağlamak için Yeminli Tercümanlar Birliği kurma fikrimi yakın bir gelecekte hayata geçirmeyi planlıyorum.

Bana öyle geliyor ki, Batı cenahta ciddi bir teknik ve bilimsel birikimi olan bir Batı Dünyası, Doğu cenahta da mistik ve felsefi geçmişi ağırlıklı olan bir Doğu Dünyası olduğu sürece dilimizdeki gidiş gelişler tıpkı Dolar ve Avro kurlarındaki oynamalar gibi hep devam edecek. Geçen senelerden birinde Alanya kalesinde bulunan tarihi eserlerle ilgili bir bilimsel makale çevirisi yaptığımı anımsıyorum. Yazının başlığını ve içeriğini çok hatırlamasam da, yazıda Alanya kalesi civarında 1500’lü yıllardan kalma İtalyan sikkelerinin bolca bulunduğunun ve bunun da o dönemlerde bugünün Dolar ve Avro para birimleri yerine İtalyan parasının revaçta olduğunu (bizim de bir miktar yabancı hayranı olduğumuzu) gösterdiğinin anlatıldığını iyi hatırlıyorum. İster hayran ister düşman olalım, tıpkı gündelik hayatımıza sosyal çevremizin etkisi gibi, lisan dünyamıza da başka milletler belli tarihlerde ister istemez girip çıkmıştır. Çok yazan-çizen bir millet olmadığımız herkesin malumuyken, kelimelere takılıp kalmamız ve bazı kelimelerde diretmemiz bana çok siyasi geliyor. Siyasileşmiş hiçbir şeyden hiçbir zaman tat almadığım gibi, dil sorunlarımızın da dil bilgileri kısıtlı siyasiler (bazen de toplum mühendisleri) tarafından değil, ancak Tolstoy gibi yazar ve romancılar, Shakespeare gibi kelime mucitleri ve dil cambazları yetiştirdiğimiz zaman çözülebileceğini, hele hele hiç yazmayan, kalemi eline almayan tercüman-çevirmen tayfasıyla sorunlarımızın hiçbir zaman çözüme kavuşmayacağını düşünüyorum.

Sonuç: İster tercüme diyelim ister çeviri sözcüğünü kullanalım, yaptığımız işi layıkıyla yaptığımız sürece mesleğimize ve ismimize bir halel gelmeyecek, bu meslek de ama eski ama yeni kelimelerle hayatiyetini bugün muhtaç olduğu ama hak ettiği saygınlıkla sürdürecektir.

Düşünen ve Yazan: Abdullah Erol

Kriz Sona mı Erdi?

2 Eylül 2009 Serena

Son birkaç hafta içinde Fransa, Almanya ve Japonya resmi olarak krizden çıktıklarını duyurdular; yani ekonomileri artık küçülmüyor ve GSMH’leri yükselişte. Ancak Birleşik Krallık ve ABD hala resmi olarak krizden çıkmış değiller.

Şahsen ben mesleki bakımdan hala krizin etkilerini hissediyorum çünkü artık otomotivle alakalı daha az çeviri işi geliyor ve müşteriler genellikle belgelerin çevrilmesi gerekli mi ve bu maliyete değer mi diye iki kez düşünüyorlar. Hazır bunu söylemişken şunu da ekleyeyim; ucuz tercümanlarla çalışma stratejisinin yanlış bir yatırım olduğunu ve sonrasında çevrilen metinlerin düzeltmesi ve iyileştirilmesi için daha tecrübeli tercümanlarla çalışmak gerektiğini anlayan bazı firmaların uzun vadede daha fazla masraf çıktığını anladıkları için kaliteli tercümanlara yüksek miktarlar ödemeye daha istekli olduklarını fark ettim.

Peki ya sizde durum ne? Kriz çeviri işlerinizi nasıl etkiliyor? Sizce kriz sona erdi mi, yoksa yürünecek çok yol mu var daha? Eğer çeviri yaptıran bir kişiyseniz, çeviriye ayırdığınız bütçeyi krizden dolayı azalttınız mı? Lütfen düşüncelerinizi ve tecrübelerinizi bizlerle paylaşın!

Kaynak: (1)

Çeviren: Melik Ahmet Erol (melikahmeterol@hotmail.com)

Melik Ahmet Erol, Trakya Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümünde başarılı bir 4. sınıf öğrencisidir. Siz de değişik kaynaklardan yapacağınız çevirileri veya kendi yazılarınızı blogumuzda yayınlatabilirsiniz. Yazılarınız ve çevirileriniz için iletişim adresimiz: yeminlitercuman@gmail.com

Tercüme Bürosu Açmak: Aşk mı Seks mi?

Kimler tercüme bürosu açmalı?

Çok tartışılan konulardan biridir bu.. Tercüme bürosu açma yetkisi kimde olmalı? Herkes tercüme bürosu açabilmeli mi, yoksa bu imtiyaz birilerinde mi olmalı?

Mütercim tercümanlık ve dil bölümleri mezunlarının bir çoğu mezun olduktan sonra -eğer çeviri sektöründe kalacaklarsa- bir tercüme bürosu açma fikrini akıllarından geçirirler. Haksız da değillerdir belki.. Ancak  tercüme bürosu sahiplerinin ekser çoğunluğunun çevirmen olmayan kişiler olduğu ve bu kişiler arasında çok başarılılar olduğu gibi çok başarısızların da bulunduğu gerçeği üzerinde biraz düşünmeleri gerekir..

Şunu demek istiyorum: herhangi bir işletme açmak için ilk şart iyi işletmecilik bilmektir. Çok iyi boya yapıyor olabilirsiniz ama sizden bir müteahhit olmayabilir. Çok iyi diş çekiyor ve diş tedavisi yapıyor olabilirsiniz ama işletme bilgisi sizden iyi olan meslek-dışı bir kişi bir diş hastanesi açabilir ve pekala başarılı idare edebilir.

Keşke tercüme bürolarını iyi işletme bilgisi olan ve bu sektöre sermaye koyabilecek kişiler açsa.. Açsa da, hem işletme bilgisi sayesinde sektöre bir kalite-kontrol sistemi gelse hem de parasal güçleri sayesinde tercümanlar mağdur olmasa..

Çevirmenler de -tıpkı diğer meslek erbabı gibi- mesleklerini zirvede görme ve kimsenin bu zirveye yanaşmasına tahammül etmeme eğilimindedirler. Aman çevirmenler dışında kimse çeviri yapmasın.. Aman mütercim tercümanlık mezunları dışında kimse tercüme bürosu açmasın..

Bu durumu sap ve kazma arasındaki bağlantı gibi görüyorum.. Yani  tercümanlar kazma, büro işletmecileri de sap‘tır! Sapla kazmayı birbirine karıştırmamak gerek.. Tek başına kazma ile bir iş görülmez; tıpkı tek başına sapın da bir anlam ifade etmeyeceği gibi.. Başına bir sap geçirmedikçe hiçbir kazma bir işe yaramaz! Bu durumu menajer-futbolcu ilişkisine de benzetebilirsiniz.. Tek başlarına ikisi de çok anlamlı olmaz çoğu zaman..

Evet merkezde tercüman vardır ve uzaktan bakıldığında sadece tercümanın  işgören kişi olduğu sanılır ancak aslında işletmeci görünmez eldir. Aşk ve seks arasındaki ilişkiye bile benzetilebilir bu garip durum. Yani çevirmen çeviriye platonik aşıktır ve sevgilisini en fazla okşamasına izin vardır; ancak çeviriyle seks yapan işletmecidir!  Belki de çeviri yapanlar işletmecileri bu yüzden kıskanır biraz.. İşte tercüme bürosu açmak isteyen meslek erbabının vermek zorunda oldukları en zor karar budur. Aslında hepimiz doğru yolu çok iyi biliyoruz: hem sap hem kazma, hem menajer hem futbolcu, hem çevirmen hem işletmen, hem aşk hem seks..

Günümüz  şartlarını da göz önüne alarak daha da öteye taşıyalım konuyu.. Hepimizin malumudur, futbol için sadece futbolcu ve menajer yeterli değildir; yöneticiler, taraftarlar, teknik direktörler, futbolcular, menajerler ve diğer birimlerden oluşan bir yapıdır futbol.. Aynı şekilde, sektörümüzün de işletmeciler, çevirmenler, redaktörler, lokalizörler, son-sunum tasarımcıları, proje yöneticileri ve diğer birimlerden oluşan bir yapı haline gelmesi için çalışmamız gerekiyor. Mütercim tercümanlık yapıp çeviri bürosu açmak isteyenlerin önünde bundan böyle iki seçenek olacak: ya tek başlarına serbest çevirmenlik yapacaklar ya da 11 kişilik bir futbol takımı gibi bir ekip halinde -ekibin her üyesine sonsuz saygı duyarak- organize hareket edecekler..

Ekip Çalışması – İlham Verici Video

Tercüme Büroları Aynı Çatı Altında

Artık Yeminli Tercümanlar size bir adım daha yakın. Sitemizde tüm dillerden Yeminli Tercümanlar bulabilir, çevirileriniz için yardım alabilirsiniz. Sitemizde yazılı-sözlü, ardıl, simultane ve konferans çevirmenliği yapan, genellikle hacimli ve teknik çevirilerde kullanılan çeviri yazılımı Trados’u bilen tercümanların yanı sıra, simultane ekipmanı satan/kiralayan şirketlerin bilgilerini de bulabilir, kayıtlı redaktörlerden yararlanabilirsiniz. LIPS çevirmen sosyal ağında sohbet eden ve bilgi paylaşan binlerce tercüman, tercüme bürosu ve dilbilimci ile tanışabilir ve İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca, Arapça, Rusça, Çince vb. tüm dillerin çevirmen, öğretmen ve öğrencilerini bulabilir, profillerine abone olarak yazdıklarını anlık olarak takip edebilirsiniz. Yeminli Tercümanlar resmi evrak, sözleşme, tez, kitap, film çevirilerinde ve sözlü çeviri gerektiren tüm ortamlarda ve Türkiye ve dünyanın her yerinde çözüm ortağınız olmaya hazır!