Çeviri zor iş.. Üstüne bir de her günün kendi stresi, iş yükü ve aceleciliği girince yaptığımız iş bazen saç-baş yoldurucu bir hal alabiliyor. Türkiye’de çevirmenler ve tercüme büroları genelde özellikle İngilizce’ye (ve diğer yabancı dillere) doğru yapılan çeviriler için redaktör (düzeltmen, kontrolör) kullanmazlar. Piyasada oluşan çeviri fiyatları ve tercüme bürolarının diğer giderleri de bu süreci zorlaştıran bir başka etkendir..
Zannediyorum eskiden yapılan çevirilerde daha çok redaktör (musahhih, tashihçi) kullanılıyordu. Eski çevirileri incelediğim zaman –içlerinde yanlışlar olmakla beraber– dilin daha akıcı ve zengin olduğuna tanık olurum genelde. Bunun sebeplerinden biri ortalıkta dolaşan (sirkülasyon halindeki) metin ve belge sayısının sınırlılığı olsa da diğer sebebi mükemmelliyetçilik sanırım. Eskilerde perfectionist (yaptığı işte mükemmeli yakalamaya çalışan) olanların sayısı daha çoktu gibi geliyor bana. İnsanlar bir ölçüde emekleri ve alın terleriyle var oluyorlardı. Şimdilerde emeğe ve alın terine verilen değer azalmış görünüyor.
Silkelenmenin zamanı geldi de geçiyor. Artık yaptığımız işlere biraz daha özen göstermeli ve özellikle kendi dilimiz dışındaki bir dile doğru yaptığımız çevirilerde redaktör kullanmalıyız. Ben de pek redaktör kullanan biri değildim. Çok zaman yaptığım işleri müşteriye doğrudan gönderirdim. Bazen kontrol etmeye bile zamanım olmazdı. Tercüme büroları da tercümanlardan gelen işleri bazen üstünkörü de olsa kontrol ediyorlar ancak çoğu kez gözden kaçan çok hata ve eksik oluyor. Üstelik kontrolden ve redaksiyondan kastım metne 5 dakika bakıp 2 hatayı düzeltmek demek de değil.. adamakıllı bir doğrulama yapılmalı! Şimdilerde İngilizce’ye çevirdiğim metinleri İngiliz bir redaktör arkadaşa gönderip müşterilere ondan gelen son halini göndermeye çalışıyorum. Çalıştığım büro da özellikle akademik metinleri kendi redaktörüne kontrol ettiriyor ve böylece her iş için üzerimize düşen due diligence‘ın (özen borcu) gereğini yapmış oluyoruz!
Bu mesleği icra edenler olarak hepimizin duty of constant due diligence falling to professionals bakımından hem yasal hem de ahlaki zorunluluklarımız olduğunu unutmamamız ve yaptığımız her işi üzerimize düşen sürekli özen borcunu da gözeterek yapıp sonuçlandırmamız gerekir!

