- İrtibat kurduğu kişilerin, müşterilerinin, tanıştıklarının kayıtlarını tutmaz.
- Sadece işe ihtiyacı olduğu için aslında almaması gereken işleri alır.
- Müşterisinin tam olarak ne yaptırmak istediğini anlamaya çalışmaz.
- Sektörel bazı terminolojileri müşteriden sorarak öğrenmeye çekinir.
- Ücretlerini düşük tutar, müşteri çekmek için düşük ücret stratejisini kullanır.
- Sürekli olarak ücretlerin düşüklüğünden, bazı bürolardan, şirketlerden veya yayınevlerinden parasını alamadığından bahseder durur.
- Bozuk plak gibi sektörel örgütlenmenin öneminden bahseder ama kendisi üç beş çevirmenle işbirliği yapmak ve sektörel derneklerin programlarına katılmak için çaba harcamaz.
- Çokça gramer hatası yapar, kelimeler için karşılık seçmekte dikkatsiz davranır.
- Word, Excel, Power Point dışında Publisher, QuarkXpress, Adobe InDesign, SDL Trados gibi programları öğrenmek için istifini hiç bozmaz.
- Çeviri yaptığı alanlarda jargon ve terminoloji bilgisini pekiştirmek için çalışmaz.
- Nasıl para kazanacağı, vergisini nasıl vereceği ve parasını nasıl değerlendireceği konularında kafa yormaz.
- Hızlı ve kaliteli bir bilgisayara yatırım yapmaz, bilgisayarda hız kazanmayı düşünmez.
- Sığ pazarlama çabaları dışında uzun-vadeli ve etkili pazarlama çalışması yapmaz.
- “Biz yeni mezunlarla çalışmıyoruz” diyen tercüme bürolarına, yayınevlerine hemen inanır. Mesajı alamaz.
- Kendini geliştirmek için aynı dil çiftlerinde çalışan çevirmenlerle bir araya gelip beyin fırtınası yapmayı aklından geçirmez.
- Sektörde deneyimli bir çevirmeni bir akşam yemeğe çıkarıp onun geçmiş deneyimlerini dinleme fikri aklına gelmez.
- CV’sini baştan savma hazırlar; deneyimlerinin ve çalıştığı proje ve firmaların listesini çıkarıp karşı tarafı büyülemeyi pek düşünmez.
- Her gün Facebook’ta saatler geçirir ancak CV’si için harcadığı yarım saati fazla görür.
- Daha deneyimli ve dolayısıyla yaşlı kişilerin bilmedikleri ve kendisiyle kesinlikle rekabet edemeyecekleri yeni yazılımlara o da ilgi göstermez.
- Değişik zamanlarda sınavlara, kurslara katılmaz; kendini yenilemez.
- Örneğin bir hastanede, bir hukuk bürosunda, bir ajansta gönüllü çalışarak tıp, hukuk ve piyasa bilgisini bir nebze olsun artırmaz.
- Çeviri bürolarına iş dışında da uğrayıp bir bardak çaylarını içmek zor gelir ona.
- Müşterilerini mutlu etmeyi bilmez, memnun müşterinin aslında onun için sürekli bir iş potansiyeli olduğunun farkında değildir.
- Müşterilerindeki iletişim bilgilerini güncellemez.
- Dinlemeyi değil durmadan yakınmayı erdem olarak görür.
- İşlerini zamanında ve kontrol ettikten sonra teslim etmek ona imkansız gibi gelir.
- Çeviri bloglarını takip etmez, okumaz, bu bloglar için yazı yazarak deneyimlerini paylaşmayı aklının köşesinden geçirmez.
- Bilmediklerinin ve hatalarının aslında bu yazıya sığmayacak kadar çok olduğunun farkında olmaz; kendini bilir zanneder.
Tag-Archive for » çevirmenler «
Çaylak Çevirmen Hangi Hataları Yapar?
Çeviri Neden Sanattır?
Çeviri her ne kadar bir miktar matematik zekâ gerektirse de, estetik zekâda gizli kaotik sırrı entropik düzensizlik engeline takılmadan çözememiş bir kişinin çevirmen olması imkansızdır! Termodinamiğin ikinci yasasına göre matematik zekâ her zaman entropi engeline takılacağı için çeviri bilim değildir! Yani matematik zekâ sınırlıdır, halbuki estetik zekânın sınırı yoktur! Düşünmenin sınırı vardır, düşüncenin sınırı yoktur! Çevirinin bir yüzü daima “yorum ışığı almak için” Clytie edasıyla güneşe bakacağı için Çeviri Sanattır…
Tercüme Bürosu Açmak: Aşk mı Seks mi?
Kimler tercüme bürosu açmalı?
Çok tartışılan konulardan biridir bu.. Tercüme bürosu açma yetkisi kimde olmalı? Herkes tercüme bürosu açabilmeli mi, yoksa bu imtiyaz birilerinde mi olmalı?
Mütercim tercümanlık ve dil bölümleri mezunlarının bir çoğu mezun olduktan sonra -eğer çeviri sektöründe kalacaklarsa- bir tercüme bürosu açma fikrini akıllarından geçirirler. Haksız da değillerdir belki.. Ancak tercüme bürosu sahiplerinin ekser çoğunluğunun çevirmen olmayan kişiler olduğu ve bu kişiler arasında çok başarılılar olduğu gibi çok başarısızların da bulunduğu gerçeği üzerinde biraz düşünmeleri gerekir..
Şunu demek istiyorum: herhangi bir işletme açmak için ilk şart iyi işletmecilik bilmektir. Çok iyi boya yapıyor olabilirsiniz ama sizden bir müteahhit olmayabilir. Çok iyi diş çekiyor ve diş tedavisi yapıyor olabilirsiniz ama işletme bilgisi sizden iyi olan meslek-dışı bir kişi bir diş hastanesi açabilir ve pekala başarılı idare edebilir.
Keşke tercüme bürolarını iyi işletme bilgisi olan ve bu sektöre sermaye koyabilecek kişiler açsa.. Açsa da, hem işletme bilgisi sayesinde sektöre bir kalite-kontrol sistemi gelse hem de parasal güçleri sayesinde tercümanlar mağdur olmasa..
Çevirmenler de -tıpkı diğer meslek erbabı gibi- mesleklerini zirvede görme ve kimsenin bu zirveye yanaşmasına tahammül etmeme eğilimindedirler. Aman çevirmenler dışında kimse çeviri yapmasın.. Aman mütercim tercümanlık mezunları dışında kimse tercüme bürosu açmasın..
Bu durumu sap ve kazma arasındaki bağlantı gibi görüyorum.. Yani tercümanlar kazma, büro işletmecileri de sap‘tır! Sapla kazmayı birbirine karıştırmamak gerek.. Tek başına kazma ile bir iş görülmez; tıpkı tek başına sapın da bir anlam ifade etmeyeceği gibi.. Başına bir sap geçirmedikçe hiçbir kazma bir işe yaramaz! Bu durumu menajer-futbolcu ilişkisine de benzetebilirsiniz.. Tek başlarına ikisi de çok anlamlı olmaz çoğu zaman..
Evet merkezde tercüman vardır ve uzaktan bakıldığında sadece tercümanın işgören kişi olduğu sanılır ancak aslında işletmeci görünmez eldir. Aşk ve seks arasındaki ilişkiye bile benzetilebilir bu garip durum. Yani çevirmen çeviriye platonik aşıktır ve sevgilisini en fazla okşamasına izin vardır; ancak çeviriyle seks yapan işletmecidir! Belki de çeviri yapanlar işletmecileri bu yüzden kıskanır biraz.. İşte tercüme bürosu açmak isteyen meslek erbabının vermek zorunda oldukları en zor karar budur. Aslında hepimiz doğru yolu çok iyi biliyoruz: hem sap hem kazma, hem menajer hem futbolcu, hem çevirmen hem işletmen, hem aşk hem seks..
Günümüz şartlarını da göz önüne alarak daha da öteye taşıyalım konuyu.. Hepimizin malumudur, futbol için sadece futbolcu ve menajer yeterli değildir; yöneticiler, taraftarlar, teknik direktörler, futbolcular, menajerler ve diğer birimlerden oluşan bir yapıdır futbol.. Aynı şekilde, sektörümüzün de işletmeciler, çevirmenler, redaktörler, lokalizörler, son-sunum tasarımcıları, proje yöneticileri ve diğer birimlerden oluşan bir yapı haline gelmesi için çalışmamız gerekiyor. Mütercim tercümanlık yapıp çeviri bürosu açmak isteyenlerin önünde bundan böyle iki seçenek olacak: ya tek başlarına serbest çevirmenlik yapacaklar ya da 11 kişilik bir futbol takımı gibi bir ekip halinde -ekibin her üyesine sonsuz saygı duyarak- organize hareket edecekler..
Ekip Çalışması – İlham Verici Video
Shakespeare Çevirmenin Sınavıdır..
Şiir ve edebiyat çevirileri yaparken çevirmen en büyük ikilemi metne sadık kalıp kalmama konusunda yaşar.. Shakespeare’den birkaç satır çeviriyle örnek verelim.. (Hatırlatma: Bu mısralar, bir perinin oyundaki Puck adlı karakterin “Ne tarafa gidiyorsun?” sorusuna cevabıdır..)
A Fairy Song
Over hill, over dale,
Thorough bush, thorough brier,
Over park, over pale,
Thorough flood, thorough fire!
I do wander everywhere,
Swifter than the moon’s sphere;
And I serve the Fairy Queen,
To dew her orbs upon the green;
The cowslips tall her pensioners be;
In their gold coats spots you see;
Those be rubies, fairy favours;
In those freckles live their savours;
I must go seek some dewdrops here,
And hang a pearl in every cowslip’s ear.
Farewell, thou lob of spirits; I’ll be gone.
Our queen and all her elves come here anon.
Kişisel olarak benim çevirim bu metne daha sadık olur ve muhtemelen aşağıda yaptığım çeviri denemesine daha yakın olurdu.
Bir Peri Ezgisi
Dereler, tepeler dardır bana, (Over hill, over dale,)
Dikenler, çalılar sazdır bana, (Thorough bush, thorough brier,)
Yeşiller, bozkırlar düzdür bana, (Over park, over pale,)
Sular, ateşler durdurmaz beni! (Thorough flood, thorough fire!)
Gezip görmediğim yer kalmaz, (I do wander everywhere,)
Hızım ayküreden çoktur benim; (Swifter than the moon’s sphere;)
Periler Kraliçesine hizmetkarım, (And I serve the Fairy Queen,)
Yerdeki halelerine çiy dizerim; (To dew her orbs upon the green;)
Boylu çuha çiçekleri korumaları; (The cowslips tall her pensioners be;)
Altın sarısı armalarında benekleri; (In their gold coats spots you see;)
Yakuttandır.. perilerin rozetleri; (Those be rubies, fairy favours;)
Hoş kokuları saklıdır çillerinde.. (In those freckles live their savours;)
İyisi mi ben gideyim, çiy taneleri bulup, (I must go seek some dewdrops here,)
İnciler dizeyim taçlarına çiçeklerin. (And hang a pearl in every cowslip’s ear.)
Elveda cinler soytarısı; benden bu kadar. (Farewell, thou lob of spirits; I’ll be gone.)
Kraliçem ve maiyeti birazdan buradalar.. (Our queen and all her elves come here anon.)
Aynı şiirin internetten bulduğum -metinden daha bağımsız- bir başka çevirisi de şöyle:
Az giderim uz giderim,
Dere tepe düz giderim,
Yangında uçar, selde kaçarım
Orda burda ben her yerde yaşarım
Hızlılıkta ay küreyi aşarım
Kraliçem çağırdı mı koşarım,
En iyisi ben gideyim periler maskarası, Kraliçem birazdan damlar.
Bir Yaz Gecesi Rüyası – İkinci Perde, Birinci Sahne
İki yöntemden hangisini seçerseniz seçin ancak Shakespeare‘i yaşarken öldürmeyin, dirilirse güldürmeyin..
Düşünen ve yazan: Abdullah Erol

