Tag-Archive for » Çeviri Mesleği «

Google Translator Toolkit: Artıları ve Eksileri

Haberi henüz olmayanlar için tekrar hatırlatalım.. Google, çevirmenlerin ve çeviri sektörünün geleceğini kökünden değiştirebilecek Google Translator Toolkit adında bir arayüz (API) geliştirdi.. Milyonlarca çevirmen artık çevirilerini aynı workbench üzerinde yapacak ve katrilyonlarca çeviri birimi yaratılacak! Bu arayüz crowdsourcing olarak adlandırılabilecek sistemin en kapsamlı örneği yanılmıyorsam.

Devrim niteliğindeki bu arayüz, akıllıca kullanabilen tercümanlar için çok büyük katma değer yaratabilecek nitelikte yenilikler getiriyor ve bu yeniliklere sürekli ilaveler yapılıyor! SDL Trados ile tanışanlar bu aracı çok hızlı çözecektir ancak bu yazıda bilmeyenler için bu aracı kısaca anlatıp, artılarına ve eksilerine kısaca değineceğiz.

Aracın tercümanları ilgilendiren en önemli özelliği, TMX ortamında çeviri belleği yükleyip bu belleği yapacağınız (veya mevcut) çevirilerle geliştirebilmenize olanak sağlaması. Çeviri belleği yüklemek için sol tarafta bulunan Translation Memories bölümüne gidip Add butonuna basmanız gerekiyor. Bilgisayarınızda varolan bir TMX dosyayı yükleyebiliyorsunuz. TMX dosya nedir bilmiyorsanız, şuradan (http://jump.fm/NYJTM) göz atabilirsiniz. Bu dosyayı Notepad (Not Defteri) ile açıp düzenleyip kaydedebilir ve Google Translator Kit’e yükleyebilirsiniz deneme olması bakımından. Bu belleği yükledikten sonra sadece buradaki bir cümlenin olduğu bir Word dosyasını arayüze yükleyin çevrilmek üzere.. Bu Word dosyasının daha önce yüklediğiniz TMX çeviri belleğine göre otomatik olarak çevrildiğini göreceksiniz..

Bu çeviri belleğinde  (TMX dosyası) 3 örnek cümle var İngilizce ve Türkçe çevirisiyle. Bu üç cümleden birini bir daha çevirmeniz gerektiğinde bellekteki çevirisi otomatik olarak karşınıza gelir. Yani bu sistemde, başta Google olmak üzere elinde hacimli çeviri belleği olanlar gücü elinde tutacak.. Örneğin 3 cümle yerine 30.000 çevrilmiş cümleniz olduğunda artık çeviri işleriniz daha otomatikleşmiş olacak. İsterseniz bu bellekleri istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz. Bu da sistemin çok önemli bir özelliği.. Yani ekip halinde çeviri (teamsourcing) yapabiliyorsunuz! Aynı dosya üzerinde birçok tercüman ekip halinde çalışabilecek. Çeviri belleklerinizi paylaşıp paylaşmamak –her çeviri belleği yüklediğinizde- sizin vereceğiniz bir karar. Başkalarının herkesin erişimine açtığı çevirilerden de yararlanabiliyorsunuz bu arada.

Upload özelliği ile istediğiniz dosyayı Toolkit’e yükleyip, yüklediğiniz dosyayı ister makine çevirisiyle (Google Translate) ister kendi belleğiniz ile çevirebiliyorsunuz. Belleğinizi daha sonra Download edip düzenleme şansınız da var tabi. Yüklenebilen dosya türleri şunlar:
•    AdWords Editor Archive (.aea)
•    HTML (.html)
•    Microsoft Word (.doc)
•    OpenDocument Text (.odt)
•    Plain Text (.txt)
•    Rich Text (.rtf)
•    SubRip (.srt)
•    SubViewer (.sub)

Başka bir özellik de web sitelerini çevirebilme özelliği. Bu özellik de web sitesi çevirisi isteyenlerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda size kesinlikle çok kolaylık sağlayacak. Herhangi bir web sitesinin çevirisini yapıp kaydedebilmenizin yanında Wikipedia ve Knol gibi sitelerin istediğiniz sayfasını çevirip yayınlayabiliyorsunuz. Örneğin Wikipedia’daki İngilizce bir maddeyi Türkçe’ye çevirip yayınlayabilirsiniz. Bu özelliklerin Wikipedia’yı şimdiki halinin yüzlerce katı büyüteceğine hiç şüphe yok.

Tabi ekip halinde çalışıyorsanız, çevirmenlerin ortak kullanımına sunulacak bir sözlüğü de bu arayüze yükleyip çeviri dilinin uyumlu olmasını sağlayabiliyorsunuz. Yani birlikte çeviri yaptığınız çevirmenlerin aynı sözlükten yararlanarak çeviri yapmasını sağlayabilirsiniz.

Şurası kesin ki bu aracın çevirmenler için avantajı sayısız olacak ancak dezavantajı da çok fazla olacak. Bir kere Türkiye’deki çevirmen sayısı artık onbinlerle değil binlerle ifade edilebilecek ve sıradan bir kişi bile hazır bellekleri kullanarak elindeki çevirileri yapabilecek! Bu yazılı çevirmenler için dezavantajı.. Sözlü yapanlar için dezavantajı da ileride ortaya çıkacak ve Google elindeki çeviri belleklerini de kullanarak tüm dillerde karşılıklı çeviriyi çok rahatlıkla yapabilecek.. Kaçınılmaz bir gelişme bu.. Burada ve farklı ortamlarda bu gelişmenin yararlarını zararlarını tartışacağız ama 2-3 sene sonra Google’ın çok yol aldığını görüp geride kalmış olmamızdan da çekiniyorum.. Google oyun oynamıyor! Milyonlarca akademisyenin, çevirmenin, yazarın yüzlerce yıldır tartıştığı çeviri ve çeviribilim alanını bir anda bambaşka bir yöne çevirmeyi başardı. Aslında bilenler ve görenler bu gelişmelerin işaret fişeklerinin çoktan beri yandığını biliyordu.. Neyse, çok söz yanlışsız olmaz..

Burada anlattığım rotayı izleyerek bir iki deneme yaparsanız bu arayüzü büyük oranda çözersiniz.. Gerisi size kalmış!

Düşünen ve Yazan: A.Erol

Karlofça Antlaşması Tercümanı Aleksandro Mavrokordato

Aleksandro Mavrokordato: Karlofça Antlaşması Tercümanı ve Müzakerecisi

Osmanlı Devlet yapısı içinde ilk Baş Tercüman ünvanını Köprülü Ahmet Paşa tarafından 1661 yılında tayin edilen Panayotis Nicosias adında bir Rum alıyor. Ondan sonra ise bu ünvanı Osmanlı Devletinin çok bilinen bir dragoman (tercüman) hanedanının ilk temsilcisi (İskerlet oğlu) Aleksandro Mavrokordato (Yunanca: Αλέξανδρος Μαυροκορδάτος, Aleksandros Mavrokordatos, Romence: Alexandru Mavrocordat, Türkçe: Aleksandro Mavrokordato, 1636-1709) alıyor. Felsefe ve tıp doktoru olan Aleksandro 1673 yılında Sultan’ın tercümanı oluyor ve Avusturya ile yapılan müzakerelerde önemli roller üstleniyor. Ünlü Karlofça Antlaşmasının (1699) metnini hazırlayan da kendisidir. Çeşitli nişan ve ünvanlara layık görülüyor. Hüseyin Köprülü ve Rami Paşa ile birlikte Sultan II. Mustafa nezdinde kabul gören bir kişilik oluyor ve Türkiye’deki hristiyanların durumlarının düzeltilmesi için çok çaba sarfediyor. Oğlu  Nicholas Mavrocordato da 1697 yılında Divan’da Baş Tercüman oluyor ve 1708 yılında Moldovya (Boğdan) Prensi yapılıyor.

Nikolas Mavrokordatos

Onun soyundan gelen bir başka Alexander Mavrokordatos (1791–1865) ise, 1821-22 Yunan İsyanı sırasında da Türklere karşı direnişte başarı göstererek modern Yunan Devletinin kurucularından biri oluyor.

Aleksandro Mavrokordato’nun bu müzakereler sırasında Osmanlı Devletine ihanet edip etmediği tartışmaları süredursun, tercümanların ve tercümanlık kurumunun geçmişte çok önemli roller üstlendiği ve ulusların daha çok etkileşim içinde olacakları gelecekte de etkinliklerini sürdürecekleri aşikardır.

Buradan hareketle, eski saraylarda başrollerde görülen ve birçok noktada kendilerine itimat edilen azınlık tercümanlarının yerinde bugün azınlık-çoğunluk onbinlerce tercüman var. Etkileri eskisi kadar var mı yok mu tartışılır ancak internetin ve internetteki içeriğin ulusların kaderini belirleyeceği bu yeni yüzyılda yeni dragomanlara ve hatta bir adım ilerisinde -önemli ulusal kişiliklerimizi, görüşlerimizi ve hatta uluslararası duruşumuzu tüm dünyaya anlatacak- yeni nesil copywriterlara ihtiyacımız olduğunu herkesin anlaması ve buna göre hareket etmesi gerekir! Evet tercümanların geçmişi dragomanlığa, yani saray tercümanlığına dayanır ancak geleceklerinde viral copywriting olarak adlandırılan bir kurum olacaktır. Viral copywriting, kesinlikle geleceğin kendini-pazarlama ve anlatma biçimi olacak ve (marka, şahış, şirket, ülke) reklam ve tanıtımında proaktif bir yaklaşım olarak hayatımızdaki yerini alacaktır. Tüm bu gelişmeleri önceden sezmek ve tercümanları şimdiden bu geleceğe hazırlamak gerekir. Ermeni Sorunu ve benzeri sorunlar nedeniyle yeni Karlofça antlaşmalarına giden yolu şimdiden kapatmak ve başımıza yeni çoraplar örülmesinin önüne geçmek için viral müzakere masasına tercümanları şimdiden oturtmamız iyi olur. Geç olmadan..

Düşünen ve Yazan: A.Erol

Osmanlı Devletinde Tercümanlık

Tercümanlık mesleğinin geleceğini düzenleyebilmek için geçmişini de bilmek gerekir. Ancak bu şekilde nereden gelip nereye gittiğimizi daha iyi görmüş oluruz. Osmanlı Devletinde Tercümanlık kurumunu ve Bab-ı Ali Tercüme Odasını anlatan bir Doktora Tezi:

OSMANLI DEVLETİNDE TERCÜMANLIK

Bir başka PDF kaynağa da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.arteorientalis.com/thediplomatictrinity.pdf

Düşünen ve Yazan: A.Erol

Çevirmenler için Powerball

Çevirmenlik zamanın çoğunun bilgisayar başında geçtiği ve biraz hareketsiz kalınan bir meslek. Dolayısıyla, çevirmenlerin de fit kalabilmek ve karpal tünel sendromu gibi basit sağlık sorunlarına zemin hazırlamamak için spor yapmaları akılıca olur. Benim önerdiğim bir numaralı spor aleti powerball!

Videodan da izleyeceğiniz gibi özellikle çevirmenler ve bilgisayar başında uzun saatler geçirmek durumunda olanlar için çok eğlenceli ve bir o kadar da yararlı bir alet powerball.

Birçok sporcunun da parmaklarını, bileklerini ve kaslarını güçlendirmek için tercih ettiği bu basit ama aynı zamanda çok çok etkili aleti kullanmaya başladıktan sonra kesinlikle bağımlısı olacaksınız.

-Çevirmenlerarası powerball turnuvası düzenleyelim!

dediğinizi duyar gibiyim ama acele etmeyin bence.. O kadar kolay ve basit bir alet değil bu! Hatta dikkat edin, ısırabilir bile!

Düşünen ve Yazan: A.Erol

Serbest Çevirmen Kontrol Listesi

__Sunduğum hizmetlerle ilgili bir pazarlama planım var.
__Emeğim karşılığında elde ettiğim gelirden memnunum.
__İşlerim genellikle eski müşterilerimden geliyor.
__Üç veya daha fazla düzenli müşterim var.
__Fiyat listemi telefonun/bilgisayarın yanında bulunduruyorum.
__Elimin altında gönderilmeye hazır güncel bir özgeçmişim var.
__Genellikle elimde istediğim kadar iş olur.
__Müşterilerimden çevirilerimle ilgili görüşlerini istiyorum.
__Çevirilerimin editör kontrolünden geçmiş hallerini görmek istiyorum.
__Gelirlerimi sürekli olarak takip ediyorum.
__Çevirilerimi göndermeden önce yazdırıp son kontrolünü yapıyorum.
__LinkedIn ya da benzer bir web sitesinde profilim var.
__CTA, ATA, Proz vb. sitelerdeki profilimi düzenli olarak güncelliyorum.
__CTA forumları, ATA forumları, ProZ forumları vb. online tartışma.
gruplarına katılıyorum.
__ATA Chronicle, Multilingual veya sektörel dergiler gibi ticari
yayınlarda yazılar yazıyorum.
__Bir web sitem ve/veya blogum var.
__Meslektaşlarıma ve çeviri bürolarına sormak suretiyle çeviri
fiyatlarıyla ilgili objektif verilere sahip oluyorum.
__Farklı çeviri işleri için saatlik ücretimi hesaplıyorum.
__Bölgesel, ulusal ve/veya uluslararası haberleri okuyorum.
__Uzmanlık alanlarımla ilgili sektörlerde çevremi genişletiyorum.
ve/veya hizmetlerimi pazarlıyorum.
__Hedef dildeki yazım becerilerimi aktif biçimde iyileştirmeye çalışıyorum.
__Uzmanlık alanlarımdaki terminoloji bilgimi aktif biçimde
iyileştirmeye çalışıyorum.
__Kamu yararına çeviriler yapıyorum.
__Çeviri dışında, editörlek, redaktörlük, sözlü çeviri, dublaj,
transkripsiyon, özel ders, içerik yazarlığı vb. ilave hizmetler sunuyorum.
__Mümkün olan hallerde, kendi adımın yaptığım çevirilerin üzerinde
bulunmasını istiyorum.
__Bir projeyi çeviremeyecek kadar yoğun olduğumda, müşteriye başka bir
tercüman arkadaşımı tavsiye ediyorum.
__Kredi kartı, havale, çek vb. çeşitli ödeme yöntemlerini kabul ediyorum
__Çok fazla işim olduğunda bile pazarlama çalışmalarına devam ediyorum.
__Bir süredir görüşmediğim müşterilerimle irtibatı koparmıyorum.
__Müşterilerime ve meslektaşlarıma teşekkür belgeleri (kartpostal,
hediye vb.) gönderiyorum.
__Müşterilerimde web siteme, broşürüme vb. koymak üzere tavsiye mektupları
istiyorum.

Not: Yukarıdaki listedeki bazı maddeler doğrudan Amerika'daki tercümanları ilgilendiriyor.

Source
Çeviren: A.Erol

Yazılı ve Sözlü Çevirinin Kavşak Noktası: Sight Translation

Dikkat çekmek için belki biraz abartıp “Çevirmenin Ateşle İmtihanı: Sight Translation” gibi bir  başlık da kullanılabilirdi; ancak kavşak noktası tanımı cuk diye oturdu ve daha belirgin bir ifade oldu sanırım sight translation etkinliğinin nerede durduğunu vurgulamak bakımından. Mütercim Tercümanlık ifadesinin kendini belki de en iyi bulduğu alandır sight translation, ya da daha doğru ifadesiyle sight interpreting. Hem yazılı hem de sözlü etki alanlarını içine alması bakımından, çevirinin kavşak noktası da denebilir sight translation için.

Bu yönde çeviri talebinin azlığı nedeniyle şu ana kadar üzerinde çok durmamış olabileceğimiz sight translation, aslında çevirmenler için çok iyi bir tatbikat alanıdır. “Practice makes perfect özlü sözünün gereğinin yerine getirilmesi her profesyonel etki alanında olduğu gibi çeviri etki alanında da bir zorunluluktur.  Bu perspektiften bakıldığında, sight translation pratikleri hem mütercim hem de tercüman için zaferle çıkılacak  bir muharebeye giden yoldaki manevra kabiliyetini artırıcı tatbikatlardır.

Çevirinin ne kadar zor bir zanaat olduğundan dem vurmak için çok zaman “Çevirmen doğulur, çevirmen olunmaz deriz, ancak eğer bir kişi çevirmen doğmamışsa çevirmen olabilmesinin en hızlı yolu bu kavşaktan geçer; zira bu kavşakta bir mütercim ve bir tercümanın karşılaşabileceği her türlü riski önceden görme şansına sahiptir. Ancak bu kavşakta karşılaşabilir konferans tercümanlığının zorluklarıyla ve yine ancak bu kavşakta görebilir yazılı çevirmenliği gerektirdiği ustalığı..

Ne tarafından tarif edersek edelim, sight translation çevirmenin küçük dünyasının sınırlarının genişletilmesi yönünde tarifi imkansız fırsatlar sunmaktadır. Mütercim tercümanlar hem mükemmellik egosuna ulaşmayı denemek hem de kendini sürekli yenileme adına bir kere de bu imkanlardan yararlanmayı denemelidir. Bu iki nitelik bir çevirmenin olmazsa olmazıdır. Ütopyalar ülkesinde yaşayan mükemmellik sarayına ulaşmaya çalışmak ve  bir de kendini sürekli yenileme gayretinde olmak.. işte bunlar çevirmenin sürekli sığınması gereken son iki kaledir. Çevirmen ara ara bu iki kaleden dışarı çıksa da,  tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer misali, çevirmenin de evirip çevirip günün sonunda büyük bir teselli ve kurtuluş bulacağı sığınaklar bunlardır. Sight translation pratikleri bu sığınaklar şehrinin altın anahtarıdır!

Düşünen ve Yazan: A. Erol

Bir Çeviri Harikası: Temel Reis

İhtiyar Delikanlı Temel Reis

5/5/2009 ·Ebru AKKAŞ KUSEYRİ

19.04.2009 tarihli Taraf Pazar Eki’nde yayımlanmıştır.

Sinbad’dan sonra dünyanın en ünlü denizci Temel Reis 80 yaşına bastı. Bu ihtiyar delikanlının yaratıcısı çizer Elzie Crisler Segar’ın ölümünün üzerindense tam 70 yıl geçti. Telif haklarının Avrupa Birliği yasalarına göre 70 yıl korunduğu düşünülürse Temel Reis resmini tişörte, postere, kupaya basmak; karikatür kitabını yayımlamak için artık izin almaya ve telif ödemeye gerek kalmadı. Temel Reis, Kabasakal ve Safinaz, Türk Patent Enstitüsü’ne hem İngilizce hem de Türkçe isimleri ile kayıtlıydı ve izin alındığı takdirde kullanılabiliyordu. Bazılarınızın hatırlayacağı üzere 2004 yılındaki yerel seçimlerde CHP, Temel Reis’ten esinlendiği “Deniz Kaptan’ın Maceraları” propagandasını yürütürken patenti elinde bulunduran Hearts Holding tescilli karakterlerinin izinsiz kullanılması nedeniyle CHP’ye bir ihtarname göndermişti. Resmi web sitesine göre kısa boylu, seyrek saçlı, huysuz ve resmen çirkin olan Popeye nam-ı diğer Temel Reis ilk kez 19 Ocak 1929’da Elzie Crisler Segar’ın Thimble Theater adlı karikatür bandında yayımlandı. Popeye bu köşede kendini ilk kez gösterdiğinde Thimble Theater 10 yılını geride bırakmıştı. Bu karikatür bandının esas karakterleri sıska Safinaz (Olive Oyl), sevgilisi Ham Gravy ve Safinaz’ın müteşebbis ağabeyi Castor Oyl’du. Temel Reis, Segar’ın karikatür bandında ihtiyaç duyduğu konuklardan biriydi. Bu patlak gözlü, pazılı, çapa dövmeli ve pipolu huysuz denizci bir süre sonra Thimble Theater’ın gözde adamı oldu. Segar, tüm dünyada herkesin seveceği bir kahraman yaratmayı başarmıştı. Birçok yazar/çizer yarattığı karakterlerin otobiyografik olduğunu inkâr ederken Segar, Temel Reis için “Tamamen benim duygularımı yansıtan bir kahraman. Ahlaksızları kesmek, birçok insanı da pataklamak isterdim ama hiçbir zaman aklım ve cüssem buna müsaade etmedi. Ben de hayal gücümü kullanıp bu işleri denizcinin yapmasını sağladım,” diyerek samimiyetini göstermişti. Temel Reis, karikatür kahramanı olarak yayımlandıktan dört yıl sonra beyaz perdeye transfer oldu. Karikatürden animasyona geçişte karakterlerin daha basit olması gerekiyordu. Temel Reis, Safinaz’ı lunaparka götürdüğü ilk animasyon macerası “Popeye The Sailor”da Betty Boop ile aynı sahnede kısa da olsa hula dansı yaptı, Kabasakal’ı (Bluto) patakladı. Ağzından düşürmediği piposunun da etkisi ile kendine özgü bir konuşması olan bu kahraman aslında sınırları zorlanana kadar makul tavırlar sergiliyor. Yüksek sesle içinde bulunduğu duruma daha fazla tahammül edemeyeceğini beyan ettikten sonra kaba kuvvete başvuruyor. Üstelik doğaüstü gücünü pek de güzel olduğunu söyleyemeyeceğimiz sevgilisi Safinaz’ı Kabasakal’dan korumak için kullanıyor. Yumruklarını konuşturmasının çocuklar üzerinde olumsuz etkisi yaratacağı endişesi ile Segar’ı uyaran yöneticiler şimdilerde yayımlanan çizgi filmleri görmüş olsalardı kendilerinden utanırlar mıydı bilmem. Doğaüstü Ispanak Temel Reis, karikatür karakteri olduğu dönemde nadiren ıspanak yiyen bir denizci olduğu halde çizgi filmlerde gücünü ıspanaktan alan bir kahramana dönüştü. Safinaz’ın tek rakibi ise ıspanaktı. Ispanağın çizgi filmdeki diğer karakterler üzerindeki etkisi de aynı oldu. Mesela bir bölümde boğa tarafında kovalanan Temel Reis’in yardımına bahçesindeki ıspanakları yiyen bir köstebek koşar ve boğayı kuyruğundan tuttuğu gibi alt eder. Çünkü ıspanak doğaüstü güçleri olan bir sebzedir! Temel Reis çizgi filmleri yayımlanmaya başladıktan sonra Birleşik Amerika’da ıspanak tüketiminin arttığını dönemin üreticileri ve rakamları söylüyor. Hatta bir şehir efsanesine göre Segar, ıspanak tüketimini artırmak için hükümetle işbirliği yapmıştı. Çocukların beslenme alışkanlığı üzerindeki olumlu etkisi inkâr edilmeyecek bu kahraman, ıspanak üreticilerinin gelirlerinde artış sağladı. O kadar ki 1937 yılında Teksas’ın ıspanak başkenti olarak bilinen Crystal City’de üreticiler Segar ve Temel Reis’i onurlandırmak için bir Temel Reis heykeli diktiler. Böylece Temel Reis heykeli dikilen ilk çizgi film kahramanı oldu. Demir deposu olarak bilinen ıspanağın tahtı 1981 yılında British Medical Journal’da T.J. Hamblin tarafından yayımlanan bir makale ile sarsılsa da Temel Reis dünyanın en sağlıklı çizgi film kahramanları arasında yer almaya devam ediyor. Hamblin, bu makalesinde ıspanağın aslında içerdikleri için değil bir virgül hatası yüzünden demir deposu olarak bilindiğini yazmıştı. Elzie Segar’ın 1938 yılındaki erken ölümünün ardından Popeye patentine sahip olan King Features, Thimble Theather bandının devam etmesi için aralarında Segar’ın asistanı Bud Sagendorf’un da bulunduğu birçok çizerle çalıştı. Uzun soluklu bir band olarak varlık gösteren Thimble Theatre’ın adı “Thimble Theatre Starring Popeye” en sonunda da “Popeye” olarak değiştirildi. Popeye ülkemizdeki nadir çeviri harikalarından biri olan Temel Reis adıyla tanındı. Olive Oyl Safinaz; Bluto ise Kabasakal olup çıktı. Bu muhteşem çevirileri kimin yaptığı bilgisine maalesef ulaşamadım. Madem kimin çevirdiğini bulamadım bari televizyonda yayımlanırken kimler tarafından seslendirilmiş onu yazayım dedim; bu sefer de TRT’den bir yanıt alamadım. Sadece Temel Reis’i tiyatrocu Ertan Savaşçı’nın seslendirdiğini teyit edebildim. Temel Reis, oyuncakları ve konservesi ile ticari mala dönüşen ilk çizgi film kahramanlarından biri oldu. 1930’lu yıllarda çizgi roman kültürü etkili olduğu için neredeyse dönemin tüm çizgi roman kahramanlarının oyuncakları yapıldı. Temel Reis’in bu dönemlerde üretilen oyuncakları, koleksiyon meraklılarının peşine düştüğü nadide bir parçaya dönüştü. Müzelerin de en değerli parçalarından biri oldu. Ne şanslıyız ki birçok oyuncak müzesine nasip olmayacak kadar çok Temel Reis oyuncağı İstanbul Oyuncak Müzesi’nde sergileniyor. Müzenin koleksiyonunda biri bebek dördü teneke olmak üzere 5 adet Temel Reis oyuncağı yer alıyor. Temel Reis bebeği müzenin en nadide parçalardan bir tanesi. Teneke oyuncaklarda ise Temel Reis marifetlerini sergilemeye devam ediyor; bir tankı kaldırıyor, kuş kafeslerini taşıyor, pilotluk yapıyor. Asıl vurucu oyuncak ise müzenin “Yabancı Oyuncaklarda Türkiye İmajı” altında sergilenen Temel Reis’in el arabası ile bir valizi taşıdı oyuncak. Temel Reis’in taşıdığı valizin üstünde 3 etiket var; birinde Asia, diğerinde China ve en sonuncusunda Turkey yazılı. Meraklıları İstanbul Oyuncak Müzesi’ni ziyaret edebilir. Temel Reis, dünyanın en sevilen çizgi kahramanlarından biri olmaya devam ediyor. Temel Reis var oldukça ıspanağın nelere kadir olduğunu hep beraber göreceğiz.

Kaynak: http://yokyokulke.blogcu.com/ihtiyar-delikanli-temel-reis/5460681

Tercüme Odası Tekrar Kurulmalıdır

Tercüme Odası Osmanlı Hükümetinin diğer ülkelerle olan yazışmalarını yürüten tercümanların eğitildiği ve görev yaptıkları kurumdu. Tercüme Odası 1821′de kurulmuştur. Fenerli Rum Divan-ı Humayun tercümanlarının 1821 Yunan İsyanında taraf olmaları üzerine Müslüman Osmanlı memurlarına yabancı dil öğretmek için açmıştır.  İlk tercümanı Ahmet Vefik Paşa’nın dedesi olan Yahya Naci Efendi’dir. Daha sonra da Başhoca İshak Efendi kurumun başına getirilmiştir. Tercüme Odası Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar varlığını sürdürmüştür. Tanzimat’ın devlet adamları ve bazı aydınların (Ali Paşa, Fuad Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Namık Kemal) buradan yetişmiştir. (Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Terc%C3%BCme_Odas%C4%B1)

Bazılarının, ‘Nereden çıktı şimdi bu?‘ dediklerini duyar gibiyim, ancak ağır aksak giden muasırlaşma çabamızın önündeki en büyük engellerden biri her türlü bilgiden ve bilgi kaynağından hala fersah fersah uzak oluşumuzdur. Üstelik de bu internet devrinde!

Bu Oda eskiden daha çok diplomatik yazışmaların/görüşmelerin çevrilmesi maksadıyla kullanılmış. Bir okul görevi görüp, çok da kalburüstü şahsiyet yetiştirmiş.

Şu anda tüm devlet birimlerimizde eski Tercüme Odasının görevlerini ifa eden birçok şube var sanırım, ancak yeniden kurulması gereken Tercüme Odası eskisinden biraz farklı olmalı ve Türkiye’nin dünyadaki yeniliklerden daha hızlı haberdar olmasını sağlamalıdır. Yeni Tercüme Odası, ülkemizin uluslararası arenada öne çıkmak istediği alanlarda referans kitap, eser, makale ve yazıları Türkçeleştirmelidir. Örneğin ülkemiz madencilik, tarım, bilişim, tıp, mühendislik gibi alanlarda öne çıkmak istiyorsa, Yeni Tercüme Odası da bu doğrultuda yapılandırılmalı ve bu alanlarda ortaya çıkan tüm uluslararası gelişmeler anında takip edilerek Türk diline birçok çeviri eser kazandırılmalıdır. Elbette aslolan bilimi bizim üretmemiz, mühendisliğe bizim yön vermemizdir; ancak elinizde kendi dilinizde neredeyse hiç bilgi birikimi yoksa, bunu yapamazsınız!

Kurulması gereken Yeni Tercüme Odası, ulusal çıkarlarımızla ilgili de çalışmalar yapmalı ve örneğin Ermeni Sorunu, Güneydoğu Sorunu, Kıbrıs Sorunu gibi alanlarda dünya kamuoyunun bilgilenmesini sağlayıcı içerik geliştirmelidir. Devletimizin bu gibi önemli konularda çok açıklarının olduğu aşikar. Üstelik böyle bir Oda, diplomat kalitesinde bir çok uzmanın da Devlet terbiyesiyle yetişmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu gibi artık işlevini yitirmiş ve bilim üretmeyen hantal bir yapı yerine Yeni Tercüme Odası kurulmalıdır. Yeni Tercüme Odası birçok uluslararası platformda bir Türkiye Lobisi gibi de hareket edebilir. Dünyanın bir çok yerinde siber suçların önlenmesine yönelik olarak nasıl bir siber polis birimi kurulduysa, aynı şekilde her alanda dünyada meydana gelen değişiklikleri takip etmek için de Yeni Tercüme Odası kurulmalı ve bu Oda yukarıda saydığımız alanlarda güncel içerik üretmelidir.. çünkü İÇERİK KRALDIR! Bu yönde başlatılacak her türlü Türkiye’de tüm çevrelerce alkışla karşılanacak ve ülkemize yepyeni bir dinamiz getirecektir.

Düşünen ve Yazan: A. Erol

Google Translator Toolkit (Çevirmen Araç Seti)

Google Translator Toolkit (Çevirmen Araç Seti) çevirmenlere büyük kolaylıklar sağlayacak yeni bir araç. Aslında Online Trados da diyebiliriz bu yeni hizmete.

Bu araçla, çevirmenler yaptıkları çevirilerden Çeviri Birimleri (TU) oluşturmak suretiyle ileride yapacakları çeviriler için güzel bir Çeviri Belleği (TM) oluşturmuş olurlar. Çevirmenler bu bellekleri başkalarıyla paylaşarak başka çevirmenlerin çeviri belleklerinden de istifade edebilirler..

Konuyu bilmeyenler için biraz izah edelim: Türkçe A cümlesini, İngilizce B cümlesi olarak çevirdiniz. A+B bir arada Çeviri Birimi olarak adlandırılır. Bu birimler çoğaldıkça bir havuz (Çeviri Belleği) oluşur. Çeviri birimlerinin (A+B) sayısı ne kadar artarsa, yeni çevirilerinizde o kadar fazla zaman kazanırsınız. Özellikle teknik çevirilerde benzer cümleleri tekrar tekrar çevirmeniz gerekmez! Trados’un temel mantığını Google da kullanmaya başladı ve çok büyük akıllılık etti bence..

Çevirmenler bu araç setinden yararlanmaya başlamalı..

Düşünen ve yazan: Abdullah Erol

Google Translator Toolkit

Ulusal Sorunlar ve Çevirmenler

Çevirmenler (ve herhangi bir dili iyi derecede bilenler), toplumsal sorumluluklarının bir parçası olarak, ülke sorunlarını dilleri/kalemleri yettiğince uluslararası arenada anlatmaya çalışabilirler.. Ülke sorunları derken, Ermeni sorunu ve Kıbrıs sorunu gibi daha geniş dairedeki ulusal sorunlarımızı kastediyorum.

Ben kendi adıma, Türk tarafının tezi olan aşağıdaki iki cümleyi İngilizce’ye çeviriyorum ve iyi derecede dil bilenlerin bu iki cümleyi bildikleri dillere çevirmelerini rica ediyorum.. Bakalım, 50 kadar dile çevirebilecek miyiz bu cümleleri? (Çevirilerinizi aşağıdaki yorum bölümüne yazabilirsiniz, lütfen cümlelerinizi iyice kontrol edin.)

Türkçe

Yabancı güçlerle birlik olarak binlerce Türk’ü katleden Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğuna ihanet ettiler. Yaptıklarının sonucu olarak da “tehcir” edildiler.

English

The Armenians betrayed the Ottoman Empire during World War I, siding with invading foreign forces and massacring thousands of Turks. And they were “relocated” as a result of their actions.

Düşünen ve yazan: Abdullah Erol

armenian camp