Tag-Archive for » Çeviri Eğitimi «

Üniversitelere Çeviri Kursu

AB çok dillilik sorununa çözüm arıyor: Üniversitelere çeviri kursu önerisi

Avrupa Komisyonu 12 Ekim’de yeni bir kampanya başlatarak Avrupa çapındaki üniversitelerin çeviri kursları düzenleyerek birlik kurumları arasında bu konuda olası bir kriz korkusunu gidermeleri çağırısında bulundu.

Kaliteli dil hizmetlerine artan talep ve Avrupa Birliği’nde (AB) kullanılan dillerin sayısının 2004-2007 döneminde 11’den 23’e çıkması nedeniyle geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu ‘Avrupa’nın Çeviri Ustaları’ (AÇU) adında bir girişim başlatmıştı.

AÇU kurslarıyla öğrencilere modern iş piyasasının da ötesinde dil yetenekleri kazandırılarak girişimcilik, proje yönetimi ve müzakere konularında becerilerini geliştirmeleri hedefleniyor.

Komisyon bu amaçla AÇU’nun idarî maliyetlerini karşılanması ve 2010 yılında bir konferans düzenlenmesi için €300,000 bütçe ayırmış bulunuyor. Ancak Komisyon’un öğrencilere veya dik stajlarına doğrudan mali destek sağlamayacağı bildiriliyor.

AB kurumları her yıl çeviri ve tercümanlık için €1 milyar harcıyor. AB bütçesinin yüzde 1’ine karşın gelen bu miktar dil hizmetleri için fert başına €2,5 harcanması anlamına geliyor.

Komisyon rakamlarına göre, AB belgelerinin yüzde 72’si İngilizce, yüzde 12’si Fransızca, yüzde 3’ü Almanca hazırlanırken Komisyon’un “Europa” web sitesi kullanıcılarının yüzde 88’i İngilizce konuşuyor.

Üniversitelerin dâhil olduğu AÇU ağı birliğin “giderek artan çevirmen ve mütercim tercüman talebini karşılamak üzere” genişletileceği bildiriliyor.

Hâlen AÇU ağında 34 üye bulunuyor. Ancak Komisyon yaklaşık 250 üniversitenin ve diğer yüksek öğrenim kurumlarının da çeviri kursları hizmeti verdiklerini kaydediyor.

AB Eğitim, Çokdillilik, Meslekî Eğitim ve Gençlik Komiseri Androulla Vassiliou “Birçok ülkede profesyonel garanti belgesine sahip olmayan herkes çevirmen olduğunu iddia edebilir. AÇU projesinin uzun vadedeki hedefi çevirmenlikle ilgili meslekî eğitim standardını yükseltmektir” dedi.

Bir üniversitenin AÇU etiketine sahip olabilmesi için çeviri kurslarının mevcut ağa üye çeviri uzmanları tarafından sağlanması gerekiyor.

AÇU kurslarıyla öğrencilere bir işi nasıl yürütebilecekleri, çeviri, dil endüstrisinin altyazı, seslendirme, tercüme gibi diğer alanları ve yerel çeviri ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı öğretilecek.

Komiser “AÇU etiketli bir kurs bu alanda en iyisi olma özelliğine sahip olacak” dedi.

AB üyelerine bu konuda verdiği desteği hatırlatan Komisyon dil çeşitliliğinin Avrupa Birliği’nin can damarı değerlerinden biri olduğunu hatırlattı.

Komisyon Eylül 2008’de belirlediği çokdillilik stratejiyle dille ilgili etkinlik ve projelere “Yaşam Boyu Öğrenim Programı” çerçevesinde yıllık €50 milyonluk bütçe ayırdı

Dil becerisindeki eksiklikler

2007 yılında yapılan bir çalışmada yaklaşık 2,000 işyeri dil konusundaki yetersizlikler nedeniyle kapandı. Bunların yüzde 11’i aynı sebeple yaptıkları iş anlaşmalarını iptal etmek zorunda kaldılar.

Komisyon dün yaptığı açıklamada çeviri hizmetlerine talebin dünya genelinde artmakta olduğunu kaydetti.

AB’de dil endüstrisinin yılda yüzde 10 ciro ile artması ve 2015’e kadar toplam değerinin €20 milyara ulaşması bekleniyor.

AB kurumlarındaki dil bölümlerindeki görevliler emeklilik dönemine yaklaşırken yerlerine aynı hızda yenileri bulunamıyor. Dahası AB’nin bu konudaki şartları son derece katı ve başvuruda bulunanların yalnızca yüzde 30’u mevcut krizin aşılmasına yetecek kapasitede görülüyor.

İtalyanca mütercimlerin AB kurumlarında sayılarının giderek azalması nedeniyle Roma’da eylülde başlatılan kampanya çerçevesinde genç İtalyanların AB kurumlarına işe başvurusunda bulunmaları teşvik ediliyor.

Benzer kampanyalar son 18 ayda birbiri ardında düzenlenirken Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve Hollandaca konuşan eleman arayışına hız verildi.

AÇU ağının yıllık toplantısı 11-13 Ekim tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleştiriliyor.

Kaynak: http://www.euractiv.com.tr/

2. Uygulamalı Çeviri Atölyesinden Kareler

2 Ekim 2010 Cumartesi Günü Ankara Nova Tercüme’de Düzenlediğimiz 2. Uygulamalı Çeviri Atölyesinden Kareler

(Not: Yeni çeviri atölyelerimizden haberdar olmak için Facebook’ta Çeviri Atölyesi grubunu takip ediniz. İlk iki atölye çalışmamızı Ankara’da yapmış olmakla birlikte, önümüzdeki haftalarda bellibaşlı şehirlerde ve üniversitelerin ilgili bölümlerinde de atölye çalışmaları düzenlemeyi düşünüyoruz. Yeni duyurularımızı takip ediniz.)

++

++

Atölyelerimizi buradan takip edebilirsiniz.

Google Translator Toolkit: Artıları ve Eksileri

Haberi henüz olmayanlar için tekrar hatırlatalım.. Google, çevirmenlerin ve çeviri sektörünün geleceğini kökünden değiştirebilecek Google Translator Toolkit adında bir arayüz (API) geliştirdi.. Milyonlarca çevirmen artık çevirilerini aynı workbench üzerinde yapacak ve katrilyonlarca çeviri birimi yaratılacak! Bu arayüz crowdsourcing olarak adlandırılabilecek sistemin en kapsamlı örneği yanılmıyorsam.

Devrim niteliğindeki bu arayüz, akıllıca kullanabilen tercümanlar için çok büyük katma değer yaratabilecek nitelikte yenilikler getiriyor ve bu yeniliklere sürekli ilaveler yapılıyor! SDL Trados ile tanışanlar bu aracı çok hızlı çözecektir ancak bu yazıda bilmeyenler için bu aracı kısaca anlatıp, artılarına ve eksilerine kısaca değineceğiz.

Aracın tercümanları ilgilendiren en önemli özelliği, TMX ortamında çeviri belleği yükleyip bu belleği yapacağınız (veya mevcut) çevirilerle geliştirebilmenize olanak sağlaması. Çeviri belleği yüklemek için sol tarafta bulunan Translation Memories bölümüne gidip Add butonuna basmanız gerekiyor. Bilgisayarınızda varolan bir TMX dosyayı yükleyebiliyorsunuz. TMX dosya nedir bilmiyorsanız, şuradan (http://jump.fm/NYJTM) göz atabilirsiniz. Bu dosyayı Notepad (Not Defteri) ile açıp düzenleyip kaydedebilir ve Google Translator Kit’e yükleyebilirsiniz deneme olması bakımından. Bu belleği yükledikten sonra sadece buradaki bir cümlenin olduğu bir Word dosyasını arayüze yükleyin çevrilmek üzere.. Bu Word dosyasının daha önce yüklediğiniz TMX çeviri belleğine göre otomatik olarak çevrildiğini göreceksiniz..

Bu çeviri belleğinde  (TMX dosyası) 3 örnek cümle var İngilizce ve Türkçe çevirisiyle. Bu üç cümleden birini bir daha çevirmeniz gerektiğinde bellekteki çevirisi otomatik olarak karşınıza gelir. Yani bu sistemde, başta Google olmak üzere elinde hacimli çeviri belleği olanlar gücü elinde tutacak.. Örneğin 3 cümle yerine 30.000 çevrilmiş cümleniz olduğunda artık çeviri işleriniz daha otomatikleşmiş olacak. İsterseniz bu bellekleri istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz. Bu da sistemin çok önemli bir özelliği.. Yani ekip halinde çeviri (teamsourcing) yapabiliyorsunuz! Aynı dosya üzerinde birçok tercüman ekip halinde çalışabilecek. Çeviri belleklerinizi paylaşıp paylaşmamak –her çeviri belleği yüklediğinizde- sizin vereceğiniz bir karar. Başkalarının herkesin erişimine açtığı çevirilerden de yararlanabiliyorsunuz bu arada.

Upload özelliği ile istediğiniz dosyayı Toolkit’e yükleyip, yüklediğiniz dosyayı ister makine çevirisiyle (Google Translate) ister kendi belleğiniz ile çevirebiliyorsunuz. Belleğinizi daha sonra Download edip düzenleme şansınız da var tabi. Yüklenebilen dosya türleri şunlar:
•    AdWords Editor Archive (.aea)
•    HTML (.html)
•    Microsoft Word (.doc)
•    OpenDocument Text (.odt)
•    Plain Text (.txt)
•    Rich Text (.rtf)
•    SubRip (.srt)
•    SubViewer (.sub)

Başka bir özellik de web sitelerini çevirebilme özelliği. Bu özellik de web sitesi çevirisi isteyenlerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda size kesinlikle çok kolaylık sağlayacak. Herhangi bir web sitesinin çevirisini yapıp kaydedebilmenizin yanında Wikipedia ve Knol gibi sitelerin istediğiniz sayfasını çevirip yayınlayabiliyorsunuz. Örneğin Wikipedia’daki İngilizce bir maddeyi Türkçe’ye çevirip yayınlayabilirsiniz. Bu özelliklerin Wikipedia’yı şimdiki halinin yüzlerce katı büyüteceğine hiç şüphe yok.

Tabi ekip halinde çalışıyorsanız, çevirmenlerin ortak kullanımına sunulacak bir sözlüğü de bu arayüze yükleyip çeviri dilinin uyumlu olmasını sağlayabiliyorsunuz. Yani birlikte çeviri yaptığınız çevirmenlerin aynı sözlükten yararlanarak çeviri yapmasını sağlayabilirsiniz.

Şurası kesin ki bu aracın çevirmenler için avantajı sayısız olacak ancak dezavantajı da çok fazla olacak. Bir kere Türkiye’deki çevirmen sayısı artık onbinlerle değil binlerle ifade edilebilecek ve sıradan bir kişi bile hazır bellekleri kullanarak elindeki çevirileri yapabilecek! Bu yazılı çevirmenler için dezavantajı.. Sözlü yapanlar için dezavantajı da ileride ortaya çıkacak ve Google elindeki çeviri belleklerini de kullanarak tüm dillerde karşılıklı çeviriyi çok rahatlıkla yapabilecek.. Kaçınılmaz bir gelişme bu.. Burada ve farklı ortamlarda bu gelişmenin yararlarını zararlarını tartışacağız ama 2-3 sene sonra Google’ın çok yol aldığını görüp geride kalmış olmamızdan da çekiniyorum.. Google oyun oynamıyor! Milyonlarca akademisyenin, çevirmenin, yazarın yüzlerce yıldır tartıştığı çeviri ve çeviribilim alanını bir anda bambaşka bir yöne çevirmeyi başardı. Aslında bilenler ve görenler bu gelişmelerin işaret fişeklerinin çoktan beri yandığını biliyordu.. Neyse, çok söz yanlışsız olmaz..

Burada anlattığım rotayı izleyerek bir iki deneme yaparsanız bu arayüzü büyük oranda çözersiniz.. Gerisi size kalmış!

Düşünen ve Yazan: A.Erol

Yazılı ve Sözlü Çevirinin Kavşak Noktası: Sight Translation

Dikkat çekmek için belki biraz abartıp “Çevirmenin Ateşle İmtihanı: Sight Translation” gibi bir  başlık da kullanılabilirdi; ancak kavşak noktası tanımı cuk diye oturdu ve daha belirgin bir ifade oldu sanırım sight translation etkinliğinin nerede durduğunu vurgulamak bakımından. Mütercim Tercümanlık ifadesinin kendini belki de en iyi bulduğu alandır sight translation, ya da daha doğru ifadesiyle sight interpreting. Hem yazılı hem de sözlü etki alanlarını içine alması bakımından, çevirinin kavşak noktası da denebilir sight translation için.

Bu yönde çeviri talebinin azlığı nedeniyle şu ana kadar üzerinde çok durmamış olabileceğimiz sight translation, aslında çevirmenler için çok iyi bir tatbikat alanıdır. “Practice makes perfect özlü sözünün gereğinin yerine getirilmesi her profesyonel etki alanında olduğu gibi çeviri etki alanında da bir zorunluluktur.  Bu perspektiften bakıldığında, sight translation pratikleri hem mütercim hem de tercüman için zaferle çıkılacak  bir muharebeye giden yoldaki manevra kabiliyetini artırıcı tatbikatlardır.

Çevirinin ne kadar zor bir zanaat olduğundan dem vurmak için çok zaman “Çevirmen doğulur, çevirmen olunmaz deriz, ancak eğer bir kişi çevirmen doğmamışsa çevirmen olabilmesinin en hızlı yolu bu kavşaktan geçer; zira bu kavşakta bir mütercim ve bir tercümanın karşılaşabileceği her türlü riski önceden görme şansına sahiptir. Ancak bu kavşakta karşılaşabilir konferans tercümanlığının zorluklarıyla ve yine ancak bu kavşakta görebilir yazılı çevirmenliği gerektirdiği ustalığı..

Ne tarafından tarif edersek edelim, sight translation çevirmenin küçük dünyasının sınırlarının genişletilmesi yönünde tarifi imkansız fırsatlar sunmaktadır. Mütercim tercümanlar hem mükemmellik egosuna ulaşmayı denemek hem de kendini sürekli yenileme adına bir kere de bu imkanlardan yararlanmayı denemelidir. Bu iki nitelik bir çevirmenin olmazsa olmazıdır. Ütopyalar ülkesinde yaşayan mükemmellik sarayına ulaşmaya çalışmak ve  bir de kendini sürekli yenileme gayretinde olmak.. işte bunlar çevirmenin sürekli sığınması gereken son iki kaledir. Çevirmen ara ara bu iki kaleden dışarı çıksa da,  tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer misali, çevirmenin de evirip çevirip günün sonunda büyük bir teselli ve kurtuluş bulacağı sığınaklar bunlardır. Sight translation pratikleri bu sığınaklar şehrinin altın anahtarıdır!

Düşünen ve Yazan: A. Erol

Bir Çeviri Harikası: Temel Reis

İhtiyar Delikanlı Temel Reis

5/5/2009 ·Ebru AKKAŞ KUSEYRİ

19.04.2009 tarihli Taraf Pazar Eki’nde yayımlanmıştır.

Sinbad’dan sonra dünyanın en ünlü denizci Temel Reis 80 yaşına bastı. Bu ihtiyar delikanlının yaratıcısı çizer Elzie Crisler Segar’ın ölümünün üzerindense tam 70 yıl geçti. Telif haklarının Avrupa Birliği yasalarına göre 70 yıl korunduğu düşünülürse Temel Reis resmini tişörte, postere, kupaya basmak; karikatür kitabını yayımlamak için artık izin almaya ve telif ödemeye gerek kalmadı. Temel Reis, Kabasakal ve Safinaz, Türk Patent Enstitüsü’ne hem İngilizce hem de Türkçe isimleri ile kayıtlıydı ve izin alındığı takdirde kullanılabiliyordu. Bazılarınızın hatırlayacağı üzere 2004 yılındaki yerel seçimlerde CHP, Temel Reis’ten esinlendiği “Deniz Kaptan’ın Maceraları” propagandasını yürütürken patenti elinde bulunduran Hearts Holding tescilli karakterlerinin izinsiz kullanılması nedeniyle CHP’ye bir ihtarname göndermişti. Resmi web sitesine göre kısa boylu, seyrek saçlı, huysuz ve resmen çirkin olan Popeye nam-ı diğer Temel Reis ilk kez 19 Ocak 1929’da Elzie Crisler Segar’ın Thimble Theater adlı karikatür bandında yayımlandı. Popeye bu köşede kendini ilk kez gösterdiğinde Thimble Theater 10 yılını geride bırakmıştı. Bu karikatür bandının esas karakterleri sıska Safinaz (Olive Oyl), sevgilisi Ham Gravy ve Safinaz’ın müteşebbis ağabeyi Castor Oyl’du. Temel Reis, Segar’ın karikatür bandında ihtiyaç duyduğu konuklardan biriydi. Bu patlak gözlü, pazılı, çapa dövmeli ve pipolu huysuz denizci bir süre sonra Thimble Theater’ın gözde adamı oldu. Segar, tüm dünyada herkesin seveceği bir kahraman yaratmayı başarmıştı. Birçok yazar/çizer yarattığı karakterlerin otobiyografik olduğunu inkâr ederken Segar, Temel Reis için “Tamamen benim duygularımı yansıtan bir kahraman. Ahlaksızları kesmek, birçok insanı da pataklamak isterdim ama hiçbir zaman aklım ve cüssem buna müsaade etmedi. Ben de hayal gücümü kullanıp bu işleri denizcinin yapmasını sağladım,” diyerek samimiyetini göstermişti. Temel Reis, karikatür kahramanı olarak yayımlandıktan dört yıl sonra beyaz perdeye transfer oldu. Karikatürden animasyona geçişte karakterlerin daha basit olması gerekiyordu. Temel Reis, Safinaz’ı lunaparka götürdüğü ilk animasyon macerası “Popeye The Sailor”da Betty Boop ile aynı sahnede kısa da olsa hula dansı yaptı, Kabasakal’ı (Bluto) patakladı. Ağzından düşürmediği piposunun da etkisi ile kendine özgü bir konuşması olan bu kahraman aslında sınırları zorlanana kadar makul tavırlar sergiliyor. Yüksek sesle içinde bulunduğu duruma daha fazla tahammül edemeyeceğini beyan ettikten sonra kaba kuvvete başvuruyor. Üstelik doğaüstü gücünü pek de güzel olduğunu söyleyemeyeceğimiz sevgilisi Safinaz’ı Kabasakal’dan korumak için kullanıyor. Yumruklarını konuşturmasının çocuklar üzerinde olumsuz etkisi yaratacağı endişesi ile Segar’ı uyaran yöneticiler şimdilerde yayımlanan çizgi filmleri görmüş olsalardı kendilerinden utanırlar mıydı bilmem. Doğaüstü Ispanak Temel Reis, karikatür karakteri olduğu dönemde nadiren ıspanak yiyen bir denizci olduğu halde çizgi filmlerde gücünü ıspanaktan alan bir kahramana dönüştü. Safinaz’ın tek rakibi ise ıspanaktı. Ispanağın çizgi filmdeki diğer karakterler üzerindeki etkisi de aynı oldu. Mesela bir bölümde boğa tarafında kovalanan Temel Reis’in yardımına bahçesindeki ıspanakları yiyen bir köstebek koşar ve boğayı kuyruğundan tuttuğu gibi alt eder. Çünkü ıspanak doğaüstü güçleri olan bir sebzedir! Temel Reis çizgi filmleri yayımlanmaya başladıktan sonra Birleşik Amerika’da ıspanak tüketiminin arttığını dönemin üreticileri ve rakamları söylüyor. Hatta bir şehir efsanesine göre Segar, ıspanak tüketimini artırmak için hükümetle işbirliği yapmıştı. Çocukların beslenme alışkanlığı üzerindeki olumlu etkisi inkâr edilmeyecek bu kahraman, ıspanak üreticilerinin gelirlerinde artış sağladı. O kadar ki 1937 yılında Teksas’ın ıspanak başkenti olarak bilinen Crystal City’de üreticiler Segar ve Temel Reis’i onurlandırmak için bir Temel Reis heykeli diktiler. Böylece Temel Reis heykeli dikilen ilk çizgi film kahramanı oldu. Demir deposu olarak bilinen ıspanağın tahtı 1981 yılında British Medical Journal’da T.J. Hamblin tarafından yayımlanan bir makale ile sarsılsa da Temel Reis dünyanın en sağlıklı çizgi film kahramanları arasında yer almaya devam ediyor. Hamblin, bu makalesinde ıspanağın aslında içerdikleri için değil bir virgül hatası yüzünden demir deposu olarak bilindiğini yazmıştı. Elzie Segar’ın 1938 yılındaki erken ölümünün ardından Popeye patentine sahip olan King Features, Thimble Theather bandının devam etmesi için aralarında Segar’ın asistanı Bud Sagendorf’un da bulunduğu birçok çizerle çalıştı. Uzun soluklu bir band olarak varlık gösteren Thimble Theatre’ın adı “Thimble Theatre Starring Popeye” en sonunda da “Popeye” olarak değiştirildi. Popeye ülkemizdeki nadir çeviri harikalarından biri olan Temel Reis adıyla tanındı. Olive Oyl Safinaz; Bluto ise Kabasakal olup çıktı. Bu muhteşem çevirileri kimin yaptığı bilgisine maalesef ulaşamadım. Madem kimin çevirdiğini bulamadım bari televizyonda yayımlanırken kimler tarafından seslendirilmiş onu yazayım dedim; bu sefer de TRT’den bir yanıt alamadım. Sadece Temel Reis’i tiyatrocu Ertan Savaşçı’nın seslendirdiğini teyit edebildim. Temel Reis, oyuncakları ve konservesi ile ticari mala dönüşen ilk çizgi film kahramanlarından biri oldu. 1930’lu yıllarda çizgi roman kültürü etkili olduğu için neredeyse dönemin tüm çizgi roman kahramanlarının oyuncakları yapıldı. Temel Reis’in bu dönemlerde üretilen oyuncakları, koleksiyon meraklılarının peşine düştüğü nadide bir parçaya dönüştü. Müzelerin de en değerli parçalarından biri oldu. Ne şanslıyız ki birçok oyuncak müzesine nasip olmayacak kadar çok Temel Reis oyuncağı İstanbul Oyuncak Müzesi’nde sergileniyor. Müzenin koleksiyonunda biri bebek dördü teneke olmak üzere 5 adet Temel Reis oyuncağı yer alıyor. Temel Reis bebeği müzenin en nadide parçalardan bir tanesi. Teneke oyuncaklarda ise Temel Reis marifetlerini sergilemeye devam ediyor; bir tankı kaldırıyor, kuş kafeslerini taşıyor, pilotluk yapıyor. Asıl vurucu oyuncak ise müzenin “Yabancı Oyuncaklarda Türkiye İmajı” altında sergilenen Temel Reis’in el arabası ile bir valizi taşıdı oyuncak. Temel Reis’in taşıdığı valizin üstünde 3 etiket var; birinde Asia, diğerinde China ve en sonuncusunda Turkey yazılı. Meraklıları İstanbul Oyuncak Müzesi’ni ziyaret edebilir. Temel Reis, dünyanın en sevilen çizgi kahramanlarından biri olmaya devam ediyor. Temel Reis var oldukça ıspanağın nelere kadir olduğunu hep beraber göreceğiz.

Kaynak: http://yokyokulke.blogcu.com/ihtiyar-delikanli-temel-reis/5460681

Tercüme Odası Tekrar Kurulmalıdır

Tercüme Odası Osmanlı Hükümetinin diğer ülkelerle olan yazışmalarını yürüten tercümanların eğitildiği ve görev yaptıkları kurumdu. Tercüme Odası 1821′de kurulmuştur. Fenerli Rum Divan-ı Humayun tercümanlarının 1821 Yunan İsyanında taraf olmaları üzerine Müslüman Osmanlı memurlarına yabancı dil öğretmek için açmıştır.  İlk tercümanı Ahmet Vefik Paşa’nın dedesi olan Yahya Naci Efendi’dir. Daha sonra da Başhoca İshak Efendi kurumun başına getirilmiştir. Tercüme Odası Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar varlığını sürdürmüştür. Tanzimat’ın devlet adamları ve bazı aydınların (Ali Paşa, Fuad Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Namık Kemal) buradan yetişmiştir. (Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Terc%C3%BCme_Odas%C4%B1)

Bazılarının, ‘Nereden çıktı şimdi bu?‘ dediklerini duyar gibiyim, ancak ağır aksak giden muasırlaşma çabamızın önündeki en büyük engellerden biri her türlü bilgiden ve bilgi kaynağından hala fersah fersah uzak oluşumuzdur. Üstelik de bu internet devrinde!

Bu Oda eskiden daha çok diplomatik yazışmaların/görüşmelerin çevrilmesi maksadıyla kullanılmış. Bir okul görevi görüp, çok da kalburüstü şahsiyet yetiştirmiş.

Şu anda tüm devlet birimlerimizde eski Tercüme Odasının görevlerini ifa eden birçok şube var sanırım, ancak yeniden kurulması gereken Tercüme Odası eskisinden biraz farklı olmalı ve Türkiye’nin dünyadaki yeniliklerden daha hızlı haberdar olmasını sağlamalıdır. Yeni Tercüme Odası, ülkemizin uluslararası arenada öne çıkmak istediği alanlarda referans kitap, eser, makale ve yazıları Türkçeleştirmelidir. Örneğin ülkemiz madencilik, tarım, bilişim, tıp, mühendislik gibi alanlarda öne çıkmak istiyorsa, Yeni Tercüme Odası da bu doğrultuda yapılandırılmalı ve bu alanlarda ortaya çıkan tüm uluslararası gelişmeler anında takip edilerek Türk diline birçok çeviri eser kazandırılmalıdır. Elbette aslolan bilimi bizim üretmemiz, mühendisliğe bizim yön vermemizdir; ancak elinizde kendi dilinizde neredeyse hiç bilgi birikimi yoksa, bunu yapamazsınız!

Kurulması gereken Yeni Tercüme Odası, ulusal çıkarlarımızla ilgili de çalışmalar yapmalı ve örneğin Ermeni Sorunu, Güneydoğu Sorunu, Kıbrıs Sorunu gibi alanlarda dünya kamuoyunun bilgilenmesini sağlayıcı içerik geliştirmelidir. Devletimizin bu gibi önemli konularda çok açıklarının olduğu aşikar. Üstelik böyle bir Oda, diplomat kalitesinde bir çok uzmanın da Devlet terbiyesiyle yetişmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu gibi artık işlevini yitirmiş ve bilim üretmeyen hantal bir yapı yerine Yeni Tercüme Odası kurulmalıdır. Yeni Tercüme Odası birçok uluslararası platformda bir Türkiye Lobisi gibi de hareket edebilir. Dünyanın bir çok yerinde siber suçların önlenmesine yönelik olarak nasıl bir siber polis birimi kurulduysa, aynı şekilde her alanda dünyada meydana gelen değişiklikleri takip etmek için de Yeni Tercüme Odası kurulmalı ve bu Oda yukarıda saydığımız alanlarda güncel içerik üretmelidir.. çünkü İÇERİK KRALDIR! Bu yönde başlatılacak her türlü Türkiye’de tüm çevrelerce alkışla karşılanacak ve ülkemize yepyeni bir dinamiz getirecektir.

Düşünen ve Yazan: A. Erol

Google Translator Toolkit (Çevirmen Araç Seti)

Google Translator Toolkit (Çevirmen Araç Seti) çevirmenlere büyük kolaylıklar sağlayacak yeni bir araç. Aslında Online Trados da diyebiliriz bu yeni hizmete.

Bu araçla, çevirmenler yaptıkları çevirilerden Çeviri Birimleri (TU) oluşturmak suretiyle ileride yapacakları çeviriler için güzel bir Çeviri Belleği (TM) oluşturmuş olurlar. Çevirmenler bu bellekleri başkalarıyla paylaşarak başka çevirmenlerin çeviri belleklerinden de istifade edebilirler..

Konuyu bilmeyenler için biraz izah edelim: Türkçe A cümlesini, İngilizce B cümlesi olarak çevirdiniz. A+B bir arada Çeviri Birimi olarak adlandırılır. Bu birimler çoğaldıkça bir havuz (Çeviri Belleği) oluşur. Çeviri birimlerinin (A+B) sayısı ne kadar artarsa, yeni çevirilerinizde o kadar fazla zaman kazanırsınız. Özellikle teknik çevirilerde benzer cümleleri tekrar tekrar çevirmeniz gerekmez! Trados’un temel mantığını Google da kullanmaya başladı ve çok büyük akıllılık etti bence..

Çevirmenler bu araç setinden yararlanmaya başlamalı..

Düşünen ve yazan: Abdullah Erol

Google Translator Toolkit

Shakespeare Çevirmenin Sınavıdır..

çuha çiçeği Şiir ve edebiyat çevirileri yaparken çevirmen en büyük ikilemi metne sadık kalıp kalmama konusunda yaşar.. Shakespeare’den birkaç satır çeviriyle örnek verelim.. (Hatırlatma: Bu mısralar, bir perinin oyundaki Puck adlı karakterin “Ne tarafa gidiyorsun?” sorusuna cevabıdır..)

A Fairy Song
Over hill, over dale,
Thorough bush, thorough brier,
Over park, over pale,
Thorough flood, thorough fire!
I do wander everywhere,
Swifter than the moon’s sphere;
And I serve the Fairy Queen,
To dew her orbs upon the green;
The cowslips tall her pensioners be;
In their gold coats spots you see;
Those be rubies, fairy favours;
In those freckles live their savours;
I must go seek some dewdrops here,
And hang a pearl in every cowslip’s ear.
Farewell, thou lob of spirits; I’ll be gone.
Our queen and all her elves come here anon.

Kişisel olarak benim çevirim bu metne daha sadık olur ve muhtemelen aşağıda yaptığım çeviri denemesine daha yakın olurdu.

Bir Peri Ezgisi

Dereler, tepeler dardır bana, (Over hill, over dale,)
Dikenler, çalılar sazdır bana, (Thorough bush, thorough brier,)
Yeşiller, bozkırlar düzdür bana, (Over park, over pale,)
Sular, ateşler durdurmaz beni! (Thorough flood, thorough fire!)
Gezip görmediğim yer kalmaz, (I do wander everywhere,)
Hızım ayküreden çoktur benim; (Swifter than the moon’s sphere;)
Periler Kraliçesine hizmetkarım, (And I serve the Fairy Queen,)
Yerdeki halelerine çiy dizerim; (To dew her orbs upon the green;)
Boylu çuha çiçekleri korumaları; (The cowslips tall her pensioners be;)
Altın sarısı armalarında benekleri; (In their gold coats spots you see;)
Yakuttandır.. perilerin rozetleri; (Those be rubies, fairy favours;)
Hoş kokuları saklıdır çillerinde.. (In those freckles live their savours;)
İyisi mi ben gideyim, çiy taneleri bulup, (I must go seek some dewdrops here,)
İnciler dizeyim taçlarına çiçeklerin. (And hang a pearl in every cowslip’s ear.)
Elveda cinler soytarısı; benden bu kadar. (Farewell, thou lob of spirits; I’ll be gone.)
Kraliçem ve maiyeti birazdan buradalar.. (Our queen and all her elves come here anon.)

Aynı şiirin internetten bulduğum -metinden daha bağımsız- bir başka çevirisi de şöyle:

Az giderim uz giderim,
Dere tepe düz giderim,
Yangında uçar, selde kaçarım
Orda burda ben her yerde yaşarım
Hızlılıkta ay küreyi aşarım
Kraliçem çağırdı mı koşarım,
En iyisi ben gideyim periler maskarası, Kraliçem birazdan damlar.
Bir Yaz Gecesi Rüyası – İkinci Perde, Birinci Sahne

İki yöntemden hangisini seçerseniz seçin ancak Shakespeare‘i yaşarken öldürmeyin, dirilirse güldürmeyin..

Düşünen ve yazan: Abdullah Erol

cuha