Tag-Archive for » çeviri büroları «

Toplantı Masası Efsanesi

Keşanlı Ali Destanı gibi esatirî bir menkıbe anlatmak değil amacım. Bu yazıda, iş dünyasında, Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ’ler) ve özellikler de tercüme büroları (ve türevleri) arasında yaymaya çalıştığım bir efsaneyi dillendirmek istiyorum.

Efsanenin özeti şu: ideal bir işletme bir toplantı masasını dolduracak kadar uzman personelden oluşur (oluşmalı)! Bu efsane tercüme büroları ve çeviri sektöründeki işletmeler için özellikle doğrudur diye düşünüyorum. Bir toplantı masası ortalama 8 kişiliktir. Oysa sıradan bir tercüme bürosu iki veya üç kişiden oluşan tek-hücreli bir organizmadır.

Bence bu tek hücreli organizmaların ikisi-üçü bir araya gelerek çok-hücreli organizasyonlar halini almalıdır. Bunun için de ortalama 8 kişiye ihtiyaç duyulur benim teorime göre. 8 kişi ile 500 kişilik bir sözleşmeli alt kadroyu idare etmek mümkündür kanaatimce. Bu 8 kişinin içinde 1 Yönetici (Patron), 1 Yönetici Yardımcısı, 2 Proje Yöneticisi, 2 Muhasebeci, 2 Pazarlamacı bulunmalı bence. Tabi bu kadro yapısı ihtiyaca göre değiştirilebilir. Yemek, temizlik ve insan kaynakları hizmetleri dışarıdan alınmalı. Ofise alınacak bir çay-kahve makinesi ile herkes kendi çay-kahve ihtiyacını kendisi karşılamalı. Tercümanlar bünye içinde sözleşmeli veya bünye dışında serbest çalışan kişiler olmalı.

Bu yapıdaki kişilerin işlerinde deneyimli ve görev, sorumluluk ve sınırlarını iyi bilen kişiler olmaları esastır. Gelecekte tercüme sektöründe görmeyi hayal ettiğim yapı budur. Şu anki yapının bir kaptıkaçtı mekanizması olduğunu düşünüyorum. İnsanların tam olarak önlerini göremedikleri ve bu nedenle de “küçük olsun benim olsun” düşüncesiyle hareket ettikleri dönemlere ait tek-kişilik bir yapı şimdiki. Bana kalırsa, artık bürolar gelecek 40 seneyi dikkate alarak yapılandırılmalı, bir büroya çalışmak için giren kişi -teorik olarak- 40 sene boyunca o büroya bel bağlayabilmeli, ve o büro da o kişiden -teorik olarak- 40 sene boyunca verim alabilmelidir.

Aslında burada anlatılan toplantı masası yapısı küçük-orta ölçekli tüm işletmelerde uygulanabilir. Türkiye’de orta ölçekli gibi gözüken birçok işletme aslında dünya ölçeğinde küçük (hatta çok küçük) işletme sayılır. Amacımız orta-ölçekli, yaşayan, hızlı karar alan, gelişime açık yapılar kurmak olmalıdır.

Herhangi bir büyük şirketi arayıp sekretere “Zeki Bey’le görüşebilir miyim?” diye sorduğunuzda, büyük şirketlerde sekreterler çoğunlukla “Zeki Bey şu anda toplantıda.” diyerek cevap verirler. Aslında bu cevap büyük şirketlerin yapılarını ele verir. Büyük şirketler sürekli toplantı halinde olan şirketlerdir. Patronlar şirketi genelde toplantı masasından yönetir. Yani, büyük şirketler sürekli olarak bir tartışma, değerlendirme ve karar alma süreci içinde yönetilir.

Kısaca derim ki, eğer bir işletme kurmayı düşünüyorsanız ya da küçük bir işletmeniz varsa, bu modeli gözden geçirin ve işletmenizi günün en az üçte birinde toplantı halinde yönetin. 8 kişiyle dünyayı yönetebilirsiniz! Öte tarafından da bakıldığında, 8 dost bir araya gelseniz dünya size karşı duramaz!

Tercüme Bürosunda Çeviri Yapmak

Kullandığımız bazı kelimeler ister istemez eskiyor ve gündelik hayatın normal gidişatı içinde yerlerini yeni ve günün ihtiyacını daha iyi karşılayan kelimeler alıyor. Ancak zannediyorum bizde bu türden geçişler biraz da siyasi etkilerin sonucu olageldi.

Türk Dil Kurultayından sonra, hazırlanmış mükemmel bir çalışma programı olduğu halde, Türk Dili Kurumunda bu işleri yürütecek bir bilim kadrosu bulunmadığı için çalışmalar ve başlatılan “dil seferberliği” yurdun her köşesindeki gönüllü aydınlarca yürütülüyordu. Tarama yolu ile elde edilen dil malzemesi, 1934 yılında 2 cilt halinde Osmanlıca’dan Türkçe’ye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi adıyla yayımlanmıştır. Ancak, bu yolun doğurduğu aksaklığın dil gerçeğine ters düşerek, dili bir çıkmaza doğru sürüklediğini gören ve Arapça-Farsça kelime ve terimlerin terkedilmesindeki aşırılıkların yarattığı tahribatı farkeden Atatürk, tavsiyecilik yönündeki denemelerin önünü kesmiş, bu yoldaki görüşünü Falih Rıfkı Atay’a, Türkçe’nin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Dili bir çıkmaza sokmuşuzdur. Maksatlarımızı anlatamaz olmuşuzdur. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır! Biz daha önce kurtarmaya bakalım. sözleri ile açıklamıştır. Atatürk dilde yapılan yenileşme çalışmaları konusundaki görüşlerini de Komisyon Başkanı Falih Rıfkı’ya şu sözlerle açıklamıştır: Memleketimizin en büyük bilginlerini, yazarlarını bir komisyon halinde aylarca çalıştırdık. Elde edilen netice şu bir küçük lûgatten ibaret. Bu tarama dergileri cep klavuzları ile bu dil işi yürümez Falih Bey; biz Osmanlıcadan ve Batı dillerinden istifadeye mecburuz. (1)

Tercüme ve çeviri kelimeleri arasındaki geçiş ve yer-değiştirme, aslında yumuşak ve akıllıca geçişlerden biri olarak görülebilir. Zira geldiğimiz noktada, Arapça terceme kelimesinden dilimize geçen tercüme kelimesi bir anakronizma potasının içine düşmüş ve şaşaalı günlerini kaybetmiş görünmektedir. Kişisel olarak tercüme bürosu veya tercüme sektörü gibi ifadeler kullanırken tercüme kelimesini, yapılan işi anlatırken çeviri kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Çeviri bürosu veya çeviri sektörü demek bana henüz oturmamış gibi geliyor. Aynı şekilde, “Ne yapıyorsun?” sorusunu “Tercüme yapıyorum.” diye cevaplamak da tuhaf geliyor bana. Başlığı da zaten sırf bu yüzden yukarıdaki gibi belirledim: Tercüme Bürosunda Çeviri Yapmak!

Akademide bir bölüm adı olarak Mütercim Tercümanlık adı çok janjanlı -ve garip bir şekilde çok çekici- duruyor olsa da, sokakta kimse “Mütercimim.” demiyor sanırım. Sektörde genel kabul gören kelime tercüman, bazen de çevirmen. “Tercümanlık yapıyorum.” dediğim zaman keyif bile aldığım söylenebilir. Kimseye, “Çevirmenlik yapıyorum.” demem genelde ancak desem de pek büyük bir tatmin duygusu yaratmaz bende. Yazılı çeviri yapanları ifade etmek için kullanılan mütercim kelimesi bölüm adı olmak dışında dilden düşmüş sayılabilir. Tıpkı Çeviribilim kelimesinin -yaptığım işin sanat olduğuna inansam da- çevirinin bilgisayarlı geleceğine yön vermek bakımından uygun bir terim olduğunu düşündüğüm gibi, mütercim kelimesinin de bölüm adı olarak kalmasında bir sakınca görmüyorum.

İngilizce’de tercüman için interpreter, mütercim için ise translator kullanılıyor. Ben her ikisi için de çevirmen yerine tercüman kelimesini kullanmayı seviyorum. Yaptığımız işin soyut, elle tutulmaz ve çoğu zaman bir mesleki tatmin duygusu yaratmayan yanı düşünüldüğünde, sokakta “Tercümanım.” demek beni daha tatmin ediyor; öyle dediğimde kendi adıma daha çok mesleki tatmin duygusu yaşıyorum. “Çevirmenim.” demek biraz hafif kalıyor yaptığımız işi anlatmak için. Yine de sektör içinden kişilerle konuşurken kullanılan “Kitap çevirmeniyim.” cümlesi bana çok masum, kulağıma da hayli şirin gelmiştir. “Kitap mütercimiyim.” demek ciddi şekilde anakronistik bir durum olurdu.

Buradan hareketle, bazen basında karşılaştığım “Çeviri Günleri” gibi ifadeler hoşluk yaratıyor bende. Sanki çeviri işi amatör ve hobi-amaçlı bir uğraşmış gibi bir izlenim uyandırıyor içimde. Ancak tercüme dendiğinde bir anda işin içine yemin, resmi evrak, devlet, maliye, para vs. giriyor gibi. Belki bu yüzden, DVD çevirisi veya altyazı çevirisi gibi ifadelerde, kulağa hoş gelen çeviri kelimesini görmek ruhumu okşuyor diyebilirim.

Yapılan işin altına imzanızın atılacağı, yemin kaşenizin basılacağı zaman devreye giriyor tercüme kelimesi daha çok. Yeminli Tercüman dendiğinde avukat, doktor, mühendis ifadelerini duyduğum kadar seviniyorum, çünkü mesleğe bir resmiyet ve itibar kazandırdığını görüyorum. Bazen müşterilerin ısrarla ve tekrar tekrar “Yeminli misiniz?” diye soruşlarındaki heyecanda hissediyorum o mesleki saygınlığı. Aksi halde, sadece çevirmen olarak kalırsak, zannediyorum bizi pek ka’ale alan olmayacak. Andlı çevirmen, yeminli çevirmen ifadeleri nasıl duruyor peki? Iııh!

Türkiye Konferans Tercümanları Derneği adını çok oturaklı bulmuşumdur. Bunun yerine, Türkiye Konferans Çevirmenleri Derneği denseydi, hem mütercim-tercüman kelimelerinin anlamları bakımından hem de tercüman kelimesinin ağırlığı bakımından yetersiz kalırdı. Konferans tercümanlığı yapanların kendilerine konferans çevirmeni denmesini hoş karşılayacaklarını da sanmam. Aynı şekilde bence Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği adı da cuk diye yerine oturuyor ve gayet olumlu, resmi ve mesleki bir hava estiriyor. Kitap Mütercimleri Meslek Birliği denseydi, çok uygunsuz ve zaman-dışı olurdu. Çeviri Derneği ve Çeviri İşletmeleri Derneği gibi dernek adları da kulağa hoş gelmekle birlikle ihtiyaç duyulan resmiyet duygusunu yansıttıklarını düşünmüyorum. Sırf işin resmiyet ve ciddiyet tarafına vurgu yapmak ve mesleğimizin daha çok ka’ale alınmasını sağlamak için Yeminli Tercümanlar Birliği kurma fikrimi yakın bir gelecekte hayata geçirmeyi planlıyorum.

Bana öyle geliyor ki, Batı cenahta ciddi bir teknik ve bilimsel birikimi olan bir Batı Dünyası, Doğu cenahta da mistik ve felsefi geçmişi ağırlıklı olan bir Doğu Dünyası olduğu sürece dilimizdeki gidiş gelişler tıpkı Dolar ve Avro kurlarındaki oynamalar gibi hep devam edecek. Geçen senelerden birinde Alanya kalesinde bulunan tarihi eserlerle ilgili bir bilimsel makale çevirisi yaptığımı anımsıyorum. Yazının başlığını ve içeriğini çok hatırlamasam da, yazıda Alanya kalesi civarında 1500’lü yıllardan kalma İtalyan sikkelerinin bolca bulunduğunun ve bunun da o dönemlerde bugünün Dolar ve Avro para birimleri yerine İtalyan parasının revaçta olduğunu (bizim de bir miktar yabancı hayranı olduğumuzu) gösterdiğinin anlatıldığını iyi hatırlıyorum. İster hayran ister düşman olalım, tıpkı gündelik hayatımıza sosyal çevremizin etkisi gibi, lisan dünyamıza da başka milletler belli tarihlerde ister istemez girip çıkmıştır. Çok yazan-çizen bir millet olmadığımız herkesin malumuyken, kelimelere takılıp kalmamız ve bazı kelimelerde diretmemiz bana çok siyasi geliyor. Siyasileşmiş hiçbir şeyden hiçbir zaman tat almadığım gibi, dil sorunlarımızın da dil bilgileri kısıtlı siyasiler (bazen de toplum mühendisleri) tarafından değil, ancak Tolstoy gibi yazar ve romancılar, Shakespeare gibi kelime mucitleri ve dil cambazları yetiştirdiğimiz zaman çözülebileceğini, hele hele hiç yazmayan, kalemi eline almayan tercüman-çevirmen tayfasıyla sorunlarımızın hiçbir zaman çözüme kavuşmayacağını düşünüyorum.

Sonuç: İster tercüme diyelim ister çeviri sözcüğünü kullanalım, yaptığımız işi layıkıyla yaptığımız sürece mesleğimize ve ismimize bir halel gelmeyecek, bu meslek de ama eski ama yeni kelimelerle hayatiyetini bugün muhtaç olduğu ama hak ettiği saygınlıkla sürdürecektir.

Düşünen ve Yazan: Abdullah Erol

Nasıl Daha İyi Bir Çevirmen Olunur?

  • Okuyun, okuyun, okuyun. Roman okuyun, ilaç prospektüsü okuyun, kullanma kılavuzu okuyun, şiir okuyun, kanun okuyun, kredi kartı sözleşmesi okuyun, tarih okuyun, ekonomi okuyun, tıp kitapları okuyun..
  • İki eli olan herkes iyi bir piyanist olamayacağı gibi, iki dile sahip her canlıda da iyi bir çevirmen hamuru olmayabilir.
  • Serbest çalışıyorsanız, mali ve idari konuları nasıl çözeceğinizi öğrenin. Haftada bir iki saatinizi bu konulara ayırın.
  • Başka çevirmenlerle birlikte çalışın. Çevirilerinizi karşılaştırın.
  • Deneyimlerinizi paylaşın. Bu işi eğlenceli bir hale getirin. Ayda bir kez diğer çevirmenlerle buluşup kaynaşın.
  • Doğuran ananız, yoğuran ustanızdır. Deneyimli ve bilgili birinden el alın.
  • Bakmakla usta olunsa, kediler kasap olurdu. Çırak olmayı göze alamayanlar usta olmayı asla ummasınlar.
  • Çok çalışan değil işin usulünü bilen ustadır. Herkes ata binebilir ama herkes at binemez!
  • Biraz zaman ayırıp başkalarının ne çevirdiklerine bakın. Yanlışlarınızı azaltmanın en etkili yolu budur.
  • Çeviri edebiyattan ayrılmaz.
  • Mühendislik, tıp ve hukuk gibi temel disiplinlerde ve bu disiplinlerin branşlarında her türlü kursa, seminere, eğitime ve toplantıya katılın.
  • Tercüme bürolarında, yayınevlerinde veya basın-yayın kuruluşlarında bir süre çevirmen, editör ve redaktör olarak çalışın.
  • Kendize zaman ayırın, spor yapın, bedeninizi ve ruhunuzu dinlendirin, zamanınızı programlayın, gülün, eğlenin, toksinlerinizi atın, deşarj olun!
  • Daha iyi olmak genellikle daha çok-yönlü, daha meraklı ve daha eğlenceli olmakla ilgili bir durumdur!
  • At gözlüğü takarak, hiçbir şeyi merak etmeyerek, riske girmeyerek, sıkıcı biri olarak daha iyi olamazsınız.
  • Daha iyiler her zaman daha fazla parıldar!

Siz Yazın, Biz Burada Yayınlayalım..

Bu BLOG sayfalarımızda yeminli tercümanlar ve dilbilimcilerin çeviri mesleği ve dilbilim alanlarındaki makalelerine açık bir ortam oluşturmak ve ilgili tüm tarafların makalelerini yayınlamak istiyoruz. Blog sayfalarımızda yayınlanabilecek konular:

- Deneyimler, çeviri yaparken karşılaşılan zorluklar, geliştirilen çeviri yöntemleri
- Eğitim, okullar, kurslar, seminerler, duyurular
- Yazılımlar, Trados, WordFast, Subtitle Workshop, DejaVu
- Yeterlik, yeminli tercümanlık, ulusal/uluslararası sertifikasyon
- Mesleki yapılanmalar, dernekler, vakıflar, etik konuları
- Bilgisayar bilgisi, klavye becerileri, Word, Excel, HTML
- Yazım teknikleri, sayfa düzeni, kısayollar, yeni teknikler
- Pazarlama, ödemeler, müşteriler, yurt dışı deneyimleri
- Genel linguistik konular, örnek çeviri karşılaştırma ve analizleri
- En sık yapılan hatalar, genel dilbilgisi kuralları
- İnternetten ulaşılabilen kaynaklar, yazılı kaynaklar, terminoloji-jargon

Bu konulardan herhangi biri yada burada belirtilmeyen ancak çevirmenlik mesleği açısından önemli gördüğünüz konularla ilgili deneyimlerinizi ve bilgilerinizi paylaşmanız yeminli tercümanların toplumsal hayatta bir üst kademeye taşınmasına yararlı olacak, kendilerinden öncekilerin yaptıklarından ders almalarını sağlayacak, mesleki görgü ve bilgilerini ve en nihayetinde saygınlıklarını ve dayanışmalarını artıracaktır.

BLOG sayfalarımızı geliştirmemize yardımcı olun. Yazılarınızı yeminlitercuman@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.  Yazılarınızda kendinizden veya büronuzdan/okulunuzdan da kısaca bahsetmeniz yerinde olacaktır.

Tercüme Bürosu Açmak: Aşk mı Seks mi?

Kimler tercüme bürosu açmalı?

Çok tartışılan konulardan biridir bu.. Tercüme bürosu açma yetkisi kimde olmalı? Herkes tercüme bürosu açabilmeli mi, yoksa bu imtiyaz birilerinde mi olmalı?

Mütercim tercümanlık ve dil bölümleri mezunlarının bir çoğu mezun olduktan sonra -eğer çeviri sektöründe kalacaklarsa- bir tercüme bürosu açma fikrini akıllarından geçirirler. Haksız da değillerdir belki.. Ancak  tercüme bürosu sahiplerinin ekser çoğunluğunun çevirmen olmayan kişiler olduğu ve bu kişiler arasında çok başarılılar olduğu gibi çok başarısızların da bulunduğu gerçeği üzerinde biraz düşünmeleri gerekir..

Şunu demek istiyorum: herhangi bir işletme açmak için ilk şart iyi işletmecilik bilmektir. Çok iyi boya yapıyor olabilirsiniz ama sizden bir müteahhit olmayabilir. Çok iyi diş çekiyor ve diş tedavisi yapıyor olabilirsiniz ama işletme bilgisi sizden iyi olan meslek-dışı bir kişi bir diş hastanesi açabilir ve pekala başarılı idare edebilir.

Keşke tercüme bürolarını iyi işletme bilgisi olan ve bu sektöre sermaye koyabilecek kişiler açsa.. Açsa da, hem işletme bilgisi sayesinde sektöre bir kalite-kontrol sistemi gelse hem de parasal güçleri sayesinde tercümanlar mağdur olmasa..

Çevirmenler de -tıpkı diğer meslek erbabı gibi- mesleklerini zirvede görme ve kimsenin bu zirveye yanaşmasına tahammül etmeme eğilimindedirler. Aman çevirmenler dışında kimse çeviri yapmasın.. Aman mütercim tercümanlık mezunları dışında kimse tercüme bürosu açmasın..

Bu durumu sap ve kazma arasındaki bağlantı gibi görüyorum.. Yani  tercümanlar kazma, büro işletmecileri de sap‘tır! Sapla kazmayı birbirine karıştırmamak gerek.. Tek başına kazma ile bir iş görülmez; tıpkı tek başına sapın da bir anlam ifade etmeyeceği gibi.. Başına bir sap geçirmedikçe hiçbir kazma bir işe yaramaz! Bu durumu menajer-futbolcu ilişkisine de benzetebilirsiniz.. Tek başlarına ikisi de çok anlamlı olmaz çoğu zaman..

Evet merkezde tercüman vardır ve uzaktan bakıldığında sadece tercümanın  işgören kişi olduğu sanılır ancak aslında işletmeci görünmez eldir. Aşk ve seks arasındaki ilişkiye bile benzetilebilir bu garip durum. Yani çevirmen çeviriye platonik aşıktır ve sevgilisini en fazla okşamasına izin vardır; ancak çeviriyle seks yapan işletmecidir!  Belki de çeviri yapanlar işletmecileri bu yüzden kıskanır biraz.. İşte tercüme bürosu açmak isteyen meslek erbabının vermek zorunda oldukları en zor karar budur. Aslında hepimiz doğru yolu çok iyi biliyoruz: hem sap hem kazma, hem menajer hem futbolcu, hem çevirmen hem işletmen, hem aşk hem seks..

Günümüz  şartlarını da göz önüne alarak daha da öteye taşıyalım konuyu.. Hepimizin malumudur, futbol için sadece futbolcu ve menajer yeterli değildir; yöneticiler, taraftarlar, teknik direktörler, futbolcular, menajerler ve diğer birimlerden oluşan bir yapıdır futbol.. Aynı şekilde, sektörümüzün de işletmeciler, çevirmenler, redaktörler, lokalizörler, son-sunum tasarımcıları, proje yöneticileri ve diğer birimlerden oluşan bir yapı haline gelmesi için çalışmamız gerekiyor. Mütercim tercümanlık yapıp çeviri bürosu açmak isteyenlerin önünde bundan böyle iki seçenek olacak: ya tek başlarına serbest çevirmenlik yapacaklar ya da 11 kişilik bir futbol takımı gibi bir ekip halinde -ekibin her üyesine sonsuz saygı duyarak- organize hareket edecekler..

Ekip Çalışması – İlham Verici Video

Google Translator Toolkit: Artıları ve Eksileri

Haberi henüz olmayanlar için tekrar hatırlatalım.. Google, çevirmenlerin ve çeviri sektörünün geleceğini kökünden değiştirebilecek Google Translator Toolkit adında bir arayüz (API) geliştirdi.. Milyonlarca çevirmen artık çevirilerini aynı workbench üzerinde yapacak ve katrilyonlarca çeviri birimi yaratılacak! Bu arayüz crowdsourcing olarak adlandırılabilecek sistemin en kapsamlı örneği yanılmıyorsam.

Devrim niteliğindeki bu arayüz, akıllıca kullanabilen tercümanlar için çok büyük katma değer yaratabilecek nitelikte yenilikler getiriyor ve bu yeniliklere sürekli ilaveler yapılıyor! SDL Trados ile tanışanlar bu aracı çok hızlı çözecektir ancak bu yazıda bilmeyenler için bu aracı kısaca anlatıp, artılarına ve eksilerine kısaca değineceğiz.

Aracın tercümanları ilgilendiren en önemli özelliği, TMX ortamında çeviri belleği yükleyip bu belleği yapacağınız (veya mevcut) çevirilerle geliştirebilmenize olanak sağlaması. Çeviri belleği yüklemek için sol tarafta bulunan Translation Memories bölümüne gidip Add butonuna basmanız gerekiyor. Bilgisayarınızda varolan bir TMX dosyayı yükleyebiliyorsunuz. TMX dosya nedir bilmiyorsanız, şuradan (http://jump.fm/NYJTM) göz atabilirsiniz. Bu dosyayı Notepad (Not Defteri) ile açıp düzenleyip kaydedebilir ve Google Translator Kit’e yükleyebilirsiniz deneme olması bakımından. Bu belleği yükledikten sonra sadece buradaki bir cümlenin olduğu bir Word dosyasını arayüze yükleyin çevrilmek üzere.. Bu Word dosyasının daha önce yüklediğiniz TMX çeviri belleğine göre otomatik olarak çevrildiğini göreceksiniz..

Bu çeviri belleğinde  (TMX dosyası) 3 örnek cümle var İngilizce ve Türkçe çevirisiyle. Bu üç cümleden birini bir daha çevirmeniz gerektiğinde bellekteki çevirisi otomatik olarak karşınıza gelir. Yani bu sistemde, başta Google olmak üzere elinde hacimli çeviri belleği olanlar gücü elinde tutacak.. Örneğin 3 cümle yerine 30.000 çevrilmiş cümleniz olduğunda artık çeviri işleriniz daha otomatikleşmiş olacak. İsterseniz bu bellekleri istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz. Bu da sistemin çok önemli bir özelliği.. Yani ekip halinde çeviri (teamsourcing) yapabiliyorsunuz! Aynı dosya üzerinde birçok tercüman ekip halinde çalışabilecek. Çeviri belleklerinizi paylaşıp paylaşmamak –her çeviri belleği yüklediğinizde- sizin vereceğiniz bir karar. Başkalarının herkesin erişimine açtığı çevirilerden de yararlanabiliyorsunuz bu arada.

Upload özelliği ile istediğiniz dosyayı Toolkit’e yükleyip, yüklediğiniz dosyayı ister makine çevirisiyle (Google Translate) ister kendi belleğiniz ile çevirebiliyorsunuz. Belleğinizi daha sonra Download edip düzenleme şansınız da var tabi. Yüklenebilen dosya türleri şunlar:
•    AdWords Editor Archive (.aea)
•    HTML (.html)
•    Microsoft Word (.doc)
•    OpenDocument Text (.odt)
•    Plain Text (.txt)
•    Rich Text (.rtf)
•    SubRip (.srt)
•    SubViewer (.sub)

Başka bir özellik de web sitelerini çevirebilme özelliği. Bu özellik de web sitesi çevirisi isteyenlerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda size kesinlikle çok kolaylık sağlayacak. Herhangi bir web sitesinin çevirisini yapıp kaydedebilmenizin yanında Wikipedia ve Knol gibi sitelerin istediğiniz sayfasını çevirip yayınlayabiliyorsunuz. Örneğin Wikipedia’daki İngilizce bir maddeyi Türkçe’ye çevirip yayınlayabilirsiniz. Bu özelliklerin Wikipedia’yı şimdiki halinin yüzlerce katı büyüteceğine hiç şüphe yok.

Tabi ekip halinde çalışıyorsanız, çevirmenlerin ortak kullanımına sunulacak bir sözlüğü de bu arayüze yükleyip çeviri dilinin uyumlu olmasını sağlayabiliyorsunuz. Yani birlikte çeviri yaptığınız çevirmenlerin aynı sözlükten yararlanarak çeviri yapmasını sağlayabilirsiniz.

Şurası kesin ki bu aracın çevirmenler için avantajı sayısız olacak ancak dezavantajı da çok fazla olacak. Bir kere Türkiye’deki çevirmen sayısı artık onbinlerle değil binlerle ifade edilebilecek ve sıradan bir kişi bile hazır bellekleri kullanarak elindeki çevirileri yapabilecek! Bu yazılı çevirmenler için dezavantajı.. Sözlü yapanlar için dezavantajı da ileride ortaya çıkacak ve Google elindeki çeviri belleklerini de kullanarak tüm dillerde karşılıklı çeviriyi çok rahatlıkla yapabilecek.. Kaçınılmaz bir gelişme bu.. Burada ve farklı ortamlarda bu gelişmenin yararlarını zararlarını tartışacağız ama 2-3 sene sonra Google’ın çok yol aldığını görüp geride kalmış olmamızdan da çekiniyorum.. Google oyun oynamıyor! Milyonlarca akademisyenin, çevirmenin, yazarın yüzlerce yıldır tartıştığı çeviri ve çeviribilim alanını bir anda bambaşka bir yöne çevirmeyi başardı. Aslında bilenler ve görenler bu gelişmelerin işaret fişeklerinin çoktan beri yandığını biliyordu.. Neyse, çok söz yanlışsız olmaz..

Burada anlattığım rotayı izleyerek bir iki deneme yaparsanız bu arayüzü büyük oranda çözersiniz.. Gerisi size kalmış!

Düşünen ve Yazan: A.Erol

Serbest Çevirmen Kontrol Listesi

__Sunduğum hizmetlerle ilgili bir pazarlama planım var.
__Emeğim karşılığında elde ettiğim gelirden memnunum.
__İşlerim genellikle eski müşterilerimden geliyor.
__Üç veya daha fazla düzenli müşterim var.
__Fiyat listemi telefonun/bilgisayarın yanında bulunduruyorum.
__Elimin altında gönderilmeye hazır güncel bir özgeçmişim var.
__Genellikle elimde istediğim kadar iş olur.
__Müşterilerimden çevirilerimle ilgili görüşlerini istiyorum.
__Çevirilerimin editör kontrolünden geçmiş hallerini görmek istiyorum.
__Gelirlerimi sürekli olarak takip ediyorum.
__Çevirilerimi göndermeden önce yazdırıp son kontrolünü yapıyorum.
__LinkedIn ya da benzer bir web sitesinde profilim var.
__CTA, ATA, Proz vb. sitelerdeki profilimi düzenli olarak güncelliyorum.
__CTA forumları, ATA forumları, ProZ forumları vb. online tartışma.
gruplarına katılıyorum.
__ATA Chronicle, Multilingual veya sektörel dergiler gibi ticari
yayınlarda yazılar yazıyorum.
__Bir web sitem ve/veya blogum var.
__Meslektaşlarıma ve çeviri bürolarına sormak suretiyle çeviri
fiyatlarıyla ilgili objektif verilere sahip oluyorum.
__Farklı çeviri işleri için saatlik ücretimi hesaplıyorum.
__Bölgesel, ulusal ve/veya uluslararası haberleri okuyorum.
__Uzmanlık alanlarımla ilgili sektörlerde çevremi genişletiyorum.
ve/veya hizmetlerimi pazarlıyorum.
__Hedef dildeki yazım becerilerimi aktif biçimde iyileştirmeye çalışıyorum.
__Uzmanlık alanlarımdaki terminoloji bilgimi aktif biçimde
iyileştirmeye çalışıyorum.
__Kamu yararına çeviriler yapıyorum.
__Çeviri dışında, editörlek, redaktörlük, sözlü çeviri, dublaj,
transkripsiyon, özel ders, içerik yazarlığı vb. ilave hizmetler sunuyorum.
__Mümkün olan hallerde, kendi adımın yaptığım çevirilerin üzerinde
bulunmasını istiyorum.
__Bir projeyi çeviremeyecek kadar yoğun olduğumda, müşteriye başka bir
tercüman arkadaşımı tavsiye ediyorum.
__Kredi kartı, havale, çek vb. çeşitli ödeme yöntemlerini kabul ediyorum
__Çok fazla işim olduğunda bile pazarlama çalışmalarına devam ediyorum.
__Bir süredir görüşmediğim müşterilerimle irtibatı koparmıyorum.
__Müşterilerime ve meslektaşlarıma teşekkür belgeleri (kartpostal,
hediye vb.) gönderiyorum.
__Müşterilerimde web siteme, broşürüme vb. koymak üzere tavsiye mektupları
istiyorum.

Not: Yukarıdaki listedeki bazı maddeler doğrudan Amerika'daki tercümanları ilgilendiriyor.

Source
Çeviren: A.Erol

Yazılı ve Sözlü Çevirinin Kavşak Noktası: Sight Translation

Dikkat çekmek için belki biraz abartıp “Çevirmenin Ateşle İmtihanı: Sight Translation” gibi bir  başlık da kullanılabilirdi; ancak kavşak noktası tanımı cuk diye oturdu ve daha belirgin bir ifade oldu sanırım sight translation etkinliğinin nerede durduğunu vurgulamak bakımından. Mütercim Tercümanlık ifadesinin kendini belki de en iyi bulduğu alandır sight translation, ya da daha doğru ifadesiyle sight interpreting. Hem yazılı hem de sözlü etki alanlarını içine alması bakımından, çevirinin kavşak noktası da denebilir sight translation için.

Bu yönde çeviri talebinin azlığı nedeniyle şu ana kadar üzerinde çok durmamış olabileceğimiz sight translation, aslında çevirmenler için çok iyi bir tatbikat alanıdır. “Practice makes perfect özlü sözünün gereğinin yerine getirilmesi her profesyonel etki alanında olduğu gibi çeviri etki alanında da bir zorunluluktur.  Bu perspektiften bakıldığında, sight translation pratikleri hem mütercim hem de tercüman için zaferle çıkılacak  bir muharebeye giden yoldaki manevra kabiliyetini artırıcı tatbikatlardır.

Çevirinin ne kadar zor bir zanaat olduğundan dem vurmak için çok zaman “Çevirmen doğulur, çevirmen olunmaz deriz, ancak eğer bir kişi çevirmen doğmamışsa çevirmen olabilmesinin en hızlı yolu bu kavşaktan geçer; zira bu kavşakta bir mütercim ve bir tercümanın karşılaşabileceği her türlü riski önceden görme şansına sahiptir. Ancak bu kavşakta karşılaşabilir konferans tercümanlığının zorluklarıyla ve yine ancak bu kavşakta görebilir yazılı çevirmenliği gerektirdiği ustalığı..

Ne tarafından tarif edersek edelim, sight translation çevirmenin küçük dünyasının sınırlarının genişletilmesi yönünde tarifi imkansız fırsatlar sunmaktadır. Mütercim tercümanlar hem mükemmellik egosuna ulaşmayı denemek hem de kendini sürekli yenileme adına bir kere de bu imkanlardan yararlanmayı denemelidir. Bu iki nitelik bir çevirmenin olmazsa olmazıdır. Ütopyalar ülkesinde yaşayan mükemmellik sarayına ulaşmaya çalışmak ve  bir de kendini sürekli yenileme gayretinde olmak.. işte bunlar çevirmenin sürekli sığınması gereken son iki kaledir. Çevirmen ara ara bu iki kaleden dışarı çıksa da,  tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer misali, çevirmenin de evirip çevirip günün sonunda büyük bir teselli ve kurtuluş bulacağı sığınaklar bunlardır. Sight translation pratikleri bu sığınaklar şehrinin altın anahtarıdır!

Düşünen ve Yazan: A. Erol

Tercüme Odası Tekrar Kurulmalıdır

Tercüme Odası Osmanlı Hükümetinin diğer ülkelerle olan yazışmalarını yürüten tercümanların eğitildiği ve görev yaptıkları kurumdu. Tercüme Odası 1821′de kurulmuştur. Fenerli Rum Divan-ı Humayun tercümanlarının 1821 Yunan İsyanında taraf olmaları üzerine Müslüman Osmanlı memurlarına yabancı dil öğretmek için açmıştır.  İlk tercümanı Ahmet Vefik Paşa’nın dedesi olan Yahya Naci Efendi’dir. Daha sonra da Başhoca İshak Efendi kurumun başına getirilmiştir. Tercüme Odası Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar varlığını sürdürmüştür. Tanzimat’ın devlet adamları ve bazı aydınların (Ali Paşa, Fuad Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Namık Kemal) buradan yetişmiştir. (Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Terc%C3%BCme_Odas%C4%B1)

Bazılarının, ‘Nereden çıktı şimdi bu?‘ dediklerini duyar gibiyim, ancak ağır aksak giden muasırlaşma çabamızın önündeki en büyük engellerden biri her türlü bilgiden ve bilgi kaynağından hala fersah fersah uzak oluşumuzdur. Üstelik de bu internet devrinde!

Bu Oda eskiden daha çok diplomatik yazışmaların/görüşmelerin çevrilmesi maksadıyla kullanılmış. Bir okul görevi görüp, çok da kalburüstü şahsiyet yetiştirmiş.

Şu anda tüm devlet birimlerimizde eski Tercüme Odasının görevlerini ifa eden birçok şube var sanırım, ancak yeniden kurulması gereken Tercüme Odası eskisinden biraz farklı olmalı ve Türkiye’nin dünyadaki yeniliklerden daha hızlı haberdar olmasını sağlamalıdır. Yeni Tercüme Odası, ülkemizin uluslararası arenada öne çıkmak istediği alanlarda referans kitap, eser, makale ve yazıları Türkçeleştirmelidir. Örneğin ülkemiz madencilik, tarım, bilişim, tıp, mühendislik gibi alanlarda öne çıkmak istiyorsa, Yeni Tercüme Odası da bu doğrultuda yapılandırılmalı ve bu alanlarda ortaya çıkan tüm uluslararası gelişmeler anında takip edilerek Türk diline birçok çeviri eser kazandırılmalıdır. Elbette aslolan bilimi bizim üretmemiz, mühendisliğe bizim yön vermemizdir; ancak elinizde kendi dilinizde neredeyse hiç bilgi birikimi yoksa, bunu yapamazsınız!

Kurulması gereken Yeni Tercüme Odası, ulusal çıkarlarımızla ilgili de çalışmalar yapmalı ve örneğin Ermeni Sorunu, Güneydoğu Sorunu, Kıbrıs Sorunu gibi alanlarda dünya kamuoyunun bilgilenmesini sağlayıcı içerik geliştirmelidir. Devletimizin bu gibi önemli konularda çok açıklarının olduğu aşikar. Üstelik böyle bir Oda, diplomat kalitesinde bir çok uzmanın da Devlet terbiyesiyle yetişmesini sağlayacaktır. Türk Dil Kurumu gibi artık işlevini yitirmiş ve bilim üretmeyen hantal bir yapı yerine Yeni Tercüme Odası kurulmalıdır. Yeni Tercüme Odası birçok uluslararası platformda bir Türkiye Lobisi gibi de hareket edebilir. Dünyanın bir çok yerinde siber suçların önlenmesine yönelik olarak nasıl bir siber polis birimi kurulduysa, aynı şekilde her alanda dünyada meydana gelen değişiklikleri takip etmek için de Yeni Tercüme Odası kurulmalı ve bu Oda yukarıda saydığımız alanlarda güncel içerik üretmelidir.. çünkü İÇERİK KRALDIR! Bu yönde başlatılacak her türlü Türkiye’de tüm çevrelerce alkışla karşılanacak ve ülkemize yepyeni bir dinamiz getirecektir.

Düşünen ve Yazan: A. Erol

Google Translator Toolkit (Çevirmen Araç Seti)

Google Translator Toolkit (Çevirmen Araç Seti) çevirmenlere büyük kolaylıklar sağlayacak yeni bir araç. Aslında Online Trados da diyebiliriz bu yeni hizmete.

Bu araçla, çevirmenler yaptıkları çevirilerden Çeviri Birimleri (TU) oluşturmak suretiyle ileride yapacakları çeviriler için güzel bir Çeviri Belleği (TM) oluşturmuş olurlar. Çevirmenler bu bellekleri başkalarıyla paylaşarak başka çevirmenlerin çeviri belleklerinden de istifade edebilirler..

Konuyu bilmeyenler için biraz izah edelim: Türkçe A cümlesini, İngilizce B cümlesi olarak çevirdiniz. A+B bir arada Çeviri Birimi olarak adlandırılır. Bu birimler çoğaldıkça bir havuz (Çeviri Belleği) oluşur. Çeviri birimlerinin (A+B) sayısı ne kadar artarsa, yeni çevirilerinizde o kadar fazla zaman kazanırsınız. Özellikle teknik çevirilerde benzer cümleleri tekrar tekrar çevirmeniz gerekmez! Trados’un temel mantığını Google da kullanmaya başladı ve çok büyük akıllılık etti bence..

Çevirmenler bu araç setinden yararlanmaya başlamalı..

Düşünen ve yazan: Abdullah Erol

Google Translator Toolkit