Archive for the Category »Tercüme Büroları «

Çevirmen İş İlanları (Kamu, Tercüme Büroları, Şirketler)

Ankara’da İngilizce Konuşma Kulübü
http://www.facebook.com/#!/note.php?note_id=166572153367814

Dış İşleri Bakanlığı Personel Alım Duyuruları
http://www.mfa.gov.tr/sub.tr.mfa?8a5e254e-533a-4b3d-84db-9f95be1207ff

Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü Sözleşmeli Mütercim Tercüman Alımı (Son:26 Kasım)
http://ilan.memurlar.net/ilan/10882/

2000 Euro Maaşlı Dil Asistanı Aranıyor

http://www.ab-ilan.com/mutercim/2000-euro-maasli-dil-asistani-araniyor.html

AB Genel Sekreterliği 50 Personel Alacak

http://www.ab-ilan.com/uzmanlar/ab-genel-sekreterligi-50-personel-alacak.html

Çevirmen ve İhracat Sorumlusu
http://www.secretcv.com/ilan/cevirmen-ve-ihracat-sorumlusu_351320.html

Aura Reklam Ajansı – İngilizce Tıbbi Çevirmen
http://www.secretcv.com/ilan/cevirmenler_348499.html

RodiMood Çevirmen
http://www.secretcv.com/ilan/cevirmen_341177.html

Dragoman – Muhtelif Dillerde Yazılı Çevirmen
http://www.secretcv.com/ilan/yazili-cevirmen_345511.html

Dragoman – DTP Uzmanı
http://www.secretcv.com/ilan/dtp-uzmani_344426.html

Pegasus Yayınları – Muhtelif Dillerde Kitap Çevirmenleri Arıyor
http://www.secretcv.com/ilan/cevirmen_343900.html

Amerikan Hastanesi – Part-Time Arapça Tercüman
http://www.secretcv.com/ilan/part-time-tercuman-arapca_349595.html

Renaissance Construction – Arapça Tercüman
http://www.secretcv.com/ilan/tercuman-arapca_328570.html

LC Waikiki – İç Denetçi İngilizce Bölümleri Mezunu)
http://bit.ly/bZlM2F

Kültür Bakanlığı 28 Personel Alacak (Son Gün)
http://bit.ly/9PxdGn

Başbakanlık Yurtdışı Türkler Başkanlığı, 35 Personel Alacak (Son: 15 Kasım)
http://bit.ly/cESk6s

AB Genel Sekreterliği, Brüksel’de Çalışacak Personel Alacak
http://bit.ly/90bkaF

Türksam’da Staj Yapabilirsiniz
http://turksam.org/tr/tanitim2.html

Tercüman Editör
http://bit.ly/dc95oF

Tefirom İnşaat Enerji Ankara – Arapça Tercüman
http://bit.ly/9FSgzq

Dorçe Holding Ankara – Fransızca Tercüman
http://bit.ly/cWENLJ

Acıbadem İngilizce Tercüman
http://bit.ly/9Qs8rV

Dış Ticaret Asistanı – Çevirmen Ankara
http://bit.ly/b0CeTE

Çözüm Holding İstanbul Stajyer Çevirmen
http://bit.ly/aVu0MF

ABGS GENÇ ÇEVİRMENLER YARIŞMASI 2010
http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=45255&l=1

Arkadaşınızı İyi Seçin

Kağıt üstünde dışarıdan çalışıyor gözüktüğüm ama çok yoğun bir tempoyla çalıştığım için bana ayrı bir oda tahsis ettikleri bir şirkette, zaman içinde diğer çevirmenlerle de güzel bir dostluk kurmuştum. Hayatın hepimizi farklı yerlere savurmadaki ısrarı dolayısıyla uzun zamandır hiçbirisiyle görüşmüyor olsam da, birbirimizi her zaman için saygı ve sevgiyle andığımızı düşündüğüm bir grup oluşturmuştuk.

Bir kişi hariç.

Başlangıçta, en iyi onunla anlaşıyordum. Pek çok konuda dünyaya aynı şekilde bakıyorduk. Eğlenceli biriydi. Bir, iki derken sürekli birlikte takılmaya başlamıştık. Tabii her ikimiz de aynı yere iş yapan serbest çevirmen olunca, dostluğumuz iş hayatına da sıçradı. Sıkıştığımız zamanlarda birbirimize yardım eder olduk.

Zaman içinde bu yardımlaşmalar farklı bir hal aldı. O sırada ben pek önemsememiştim ama bu yeni arkadaşımın piyasada çok iyi bir itibarı yoktu. Adı, işleri aksatan bir çevirmene çıktığından piyasadan iş bulmakta zorlanıyordu. Başlangıçta sadece yardımlaşıyorduk; ama bir süre sonra ona sürekli iş paslar olmuştum. Göze batmayacak çok küçük bir komisyon karşılığı, almış olduğum son teslim süresi yeretince uzun olan işleri arkadaşıma devrediyordum. Böylece ben az da olsa ek bir gelir elde etmiş oluyordum, arkadaşım da normalde asla iş alamayacağı yerlerden para kazanıyordu.

Tabii huylu huyundan vazgeçmeyeceğinden, arkadaşım benim pasladığım işleri de aksatıyordu. Çok ilginç bir şekilde, tam da çevirilerin teslim tarihi geldiğinde ya ishal olup bütün gece kıvranıyordu, ya annesi rahatsızlandığı için bütün geceyi hastanede geçiriyordu, ya da benzer bir bahanesi mutlaka oluyordu; ve çeviri yetişmiyordu. Bu kadar tesadüfün biraz fazla olduğunu biliyordum ama ses çıkarmıyordum. Bir şekilde idare ediyorduk.

Aksaklıklar olsa bile, aramızda sadece iş ilişkisi değil güzel de bir dostluk olduğunu düşündüğümden, iş konusunda başkalarına attığı taklaları bana atmayacağını düşünüyordum. Çok da yanılıyordum tabii.

Bir gün, yine arkadaşımın normalde iş alamayacağı bir yerden bir belgesel çevrisi almış, sonra da ona paslamıştım. Şimdiki aklım olsa, kendim yapmayacağım hiçbir çeviriyi asla kabul etmezdim; ama tabii şimdiki aklımın olması için bazı hatalar yapmam gerekiyordu :) .  Her şeye rağmen onun bana ciddi bir kazık atmayacağını düşünüyor -ve fena halde yanılıyordum.

Son teslim tarihi geldikten ve biraz da geçtikten sonra, çeviriyi arkadaşımdan güç bela alabildim. Kontrol etmek için zamanım olmadığından bana geldiği gibi aynen işverene gönderdim.

Ertesi gün telefon ettiler. Çeviri eksikti. Yarısından sonrası yoktu. Arkadaşım inatla reddedip, tamamını yaptığına dair yeminler etse de, belgeseli tam da yarıya kadar çevirip bana öyle göndermişti. Yaptığı haltı bana söylemiş olsa, ben o çeviriyi o şekilde göndermez, elbette tamamlardım. Oysa böyle bir şeyden haberim olmadığı için, sanki çevirinin tamamını göndermişim gibi inatlaşmak durumunda kalmıştım. Sonuç olarak arkadaşım yüzünden ben yalancı durumuna düşmüş, o iş yeriyle ilgili itibarımı kendi ellerimle yerle bir etmiştim. Yaptığım hatanın bedeli çok ağır olmuştu.

Arkadaşım inatla çevirinin tamamını yapıp gönderdiğine dair yeminler etmeseydi belki bugün onunla hâlâ konuşuyor olabilirdim; ama bu kadar da keriz yerine konmak fazla geldiğinden onunla bütün ilişkilerimi kestim. Bir daha da kendi adıma aldığım çevirileri asla başkalarına paslamama kararı aldım.

Blog Yazarımız Olun

Bu blogu farklı yazarlara açmayı ve geliştirmeyi hedefliyoruz. Blog yazarı olarak, hem blogumuzun gelişmesine katkı sağlayabilir hem de zaman içinde yazılarınızla çeviri camiasında adınızdan söz ettirebilirsiniz. Blogumuzda yazar olmakla ilgilenirseniz bizimle buradan irtibata geçebilirsiniz. Blog yazarımız olun, size kullanıcı adınızı ve şifrenizi gönderelim, yazılarınızı hemen yazmaya başlayın. (Yazılarınıza fotoğraf ve irtibat bilgilerinizi ekleyebilirsiniz.)

Kimler Bu Blogda Yazar Olabilir

  • Yazmakla arası iyi olanlar
  • Yazılı / sözlü çeviri yapanlar
  • Mütercim Tercümanlık/Dilbilim öğrencileri
  • Öğretim üyeleri ve yabancı dil öğretmenleri
  • Tercüme bürosu sahipleri
  • Çeviri ve dilbilim konularında bilgi/deneyim sahibi olanlar

İyi Blog Yazarı Olmak İçin Bazı Tavsiyeler

  1. Yazacağınız konuyu ciddiye alın.
  2. Yazacağınız konuyu belirledikten sonra, konu hakkında epey bilgi sahibi olana kadar araştırma yapın.
  3. Yazdığınız yazıyı tekrar tekrar okuyun. En küçük hataları bile bulmaya çalışın. Hatalar kamuflaj uzmanıdır.
  4. Yazınızın sayfa düzenini yapın. Resim ekleyebilir, satır sonlarını düzeltebilir, gerekli kelimeleri kalın yapabilirsiniz..
  5. Yazınızda altbaşlıklar kullanarak yazıyı kolay okunabilir yapabilirsiniz.
  6. Yazınıza dikkat çekici başlıklar atın. Başlığın son şeklini yazıyı yazdıktan sonra verin.
  7. Yazınızı sosyal medyada arkadaşlarınızla paylaşarak ilk izlenimleri alın.
  8. Tutkuyla yazın.
  9. Her yazınızda yeni ve az kullanılan veya kendi türettiğiniz birkaç kelime kullanın.
  10. Aklınıza gelen konuları cep telefonunuza veya ufak bir kağıt parçasına her zaman not alın. En değerli hazineniz aklınıza gelen konular olabilir.
  11. Gramerinizi geliştirmeye biraz zaman ayırın.
  12. Bazen kısa, bazen orta uzunlukta, bazen de uzun yazılar yazarak çeşitlilik ve okunurluğunuzu artırın.
  13. Bazen zor zonulara dalıp yazarken kendinizi geliştirin.
  14. Eleştirilere her zaman açık olun.
  15. Okuyun, düşünün ve yazın. Okumaya hep devam edin.
  16. Yazınızı bir kere kendinize seslice okuyun, böylelikle okuyucunuza ne demek istediğinizi anlamaya çalışın.
  17. Yazınızdaki gereksiz kelimeleri atmaya çalışın. Mümkün olan en optimum ifade tarzını kullanın. 5 kelime ile anlatılabilecek bir durum için 15 kelime kullanmayın!
  18. İnsanların neyle ilgilendiklerini başka forum ve sosyal medyadan takip ederek öğrenin; bunlardan yeni konu başlıkları çıkarın.
  19. Cümlelerinizi basit ve okunaklı tutun.
  20. Sıfat ve zarf kullanımını sınırlayın.
  21. Yayımla butonuna tıklamadan önce yazınızı bir kere daha kontrol edin.

Tercüme Bürosunda Çeviri Yapmak

Kullandığımız bazı kelimeler ister istemez eskiyor ve gündelik hayatın normal gidişatı içinde yerlerini yeni ve günün ihtiyacını daha iyi karşılayan kelimeler alıyor. Ancak zannediyorum bizde bu türden geçişler biraz da siyasi etkilerin sonucu olageldi.

Türk Dil Kurultayından sonra, hazırlanmış mükemmel bir çalışma programı olduğu halde, Türk Dili Kurumunda bu işleri yürütecek bir bilim kadrosu bulunmadığı için çalışmalar ve başlatılan “dil seferberliği” yurdun her köşesindeki gönüllü aydınlarca yürütülüyordu. Tarama yolu ile elde edilen dil malzemesi, 1934 yılında 2 cilt halinde Osmanlıca’dan Türkçe’ye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi adıyla yayımlanmıştır. Ancak, bu yolun doğurduğu aksaklığın dil gerçeğine ters düşerek, dili bir çıkmaza doğru sürüklediğini gören ve Arapça-Farsça kelime ve terimlerin terkedilmesindeki aşırılıkların yarattığı tahribatı farkeden Atatürk, tavsiyecilik yönündeki denemelerin önünü kesmiş, bu yoldaki görüşünü Falih Rıfkı Atay’a, Türkçe’nin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Dili bir çıkmaza sokmuşuzdur. Maksatlarımızı anlatamaz olmuşuzdur. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır! Biz daha önce kurtarmaya bakalım. sözleri ile açıklamıştır. Atatürk dilde yapılan yenileşme çalışmaları konusundaki görüşlerini de Komisyon Başkanı Falih Rıfkı’ya şu sözlerle açıklamıştır: Memleketimizin en büyük bilginlerini, yazarlarını bir komisyon halinde aylarca çalıştırdık. Elde edilen netice şu bir küçük lûgatten ibaret. Bu tarama dergileri cep klavuzları ile bu dil işi yürümez Falih Bey; biz Osmanlıcadan ve Batı dillerinden istifadeye mecburuz. (1)

Tercüme ve çeviri kelimeleri arasındaki geçiş ve yer-değiştirme, aslında yumuşak ve akıllıca geçişlerden biri olarak görülebilir. Zira geldiğimiz noktada, Arapça terceme kelimesinden dilimize geçen tercüme kelimesi bir anakronizma potasının içine düşmüş ve şaşaalı günlerini kaybetmiş görünmektedir. Kişisel olarak tercüme bürosu veya tercüme sektörü gibi ifadeler kullanırken tercüme kelimesini, yapılan işi anlatırken çeviri kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Çeviri bürosu veya çeviri sektörü demek bana henüz oturmamış gibi geliyor. Aynı şekilde, “Ne yapıyorsun?” sorusunu “Tercüme yapıyorum.” diye cevaplamak da tuhaf geliyor bana. Başlığı da zaten sırf bu yüzden yukarıdaki gibi belirledim: Tercüme Bürosunda Çeviri Yapmak!

Akademide bir bölüm adı olarak Mütercim Tercümanlık adı çok janjanlı -ve garip bir şekilde çok çekici- duruyor olsa da, sokakta kimse “Mütercimim.” demiyor sanırım. Sektörde genel kabul gören kelime tercüman, bazen de çevirmen. “Tercümanlık yapıyorum.” dediğim zaman keyif bile aldığım söylenebilir. Kimseye, “Çevirmenlik yapıyorum.” demem genelde ancak desem de pek büyük bir tatmin duygusu yaratmaz bende. Yazılı çeviri yapanları ifade etmek için kullanılan mütercim kelimesi bölüm adı olmak dışında dilden düşmüş sayılabilir. Tıpkı Çeviribilim kelimesinin -yaptığım işin sanat olduğuna inansam da- çevirinin bilgisayarlı geleceğine yön vermek bakımından uygun bir terim olduğunu düşündüğüm gibi, mütercim kelimesinin de bölüm adı olarak kalmasında bir sakınca görmüyorum.

İngilizce’de tercüman için interpreter, mütercim için ise translator kullanılıyor. Ben her ikisi için de çevirmen yerine tercüman kelimesini kullanmayı seviyorum. Yaptığımız işin soyut, elle tutulmaz ve çoğu zaman bir mesleki tatmin duygusu yaratmayan yanı düşünüldüğünde, sokakta “Tercümanım.” demek beni daha tatmin ediyor; öyle dediğimde kendi adıma daha çok mesleki tatmin duygusu yaşıyorum. “Çevirmenim.” demek biraz hafif kalıyor yaptığımız işi anlatmak için. Yine de sektör içinden kişilerle konuşurken kullanılan “Kitap çevirmeniyim.” cümlesi bana çok masum, kulağıma da hayli şirin gelmiştir. “Kitap mütercimiyim.” demek ciddi şekilde anakronistik bir durum olurdu.

Buradan hareketle, bazen basında karşılaştığım “Çeviri Günleri” gibi ifadeler hoşluk yaratıyor bende. Sanki çeviri işi amatör ve hobi-amaçlı bir uğraşmış gibi bir izlenim uyandırıyor içimde. Ancak tercüme dendiğinde bir anda işin içine yemin, resmi evrak, devlet, maliye, para vs. giriyor gibi. Belki bu yüzden, DVD çevirisi veya altyazı çevirisi gibi ifadelerde, kulağa hoş gelen çeviri kelimesini görmek ruhumu okşuyor diyebilirim.

Yapılan işin altına imzanızın atılacağı, yemin kaşenizin basılacağı zaman devreye giriyor tercüme kelimesi daha çok. Yeminli Tercüman dendiğinde avukat, doktor, mühendis ifadelerini duyduğum kadar seviniyorum, çünkü mesleğe bir resmiyet ve itibar kazandırdığını görüyorum. Bazen müşterilerin ısrarla ve tekrar tekrar “Yeminli misiniz?” diye soruşlarındaki heyecanda hissediyorum o mesleki saygınlığı. Aksi halde, sadece çevirmen olarak kalırsak, zannediyorum bizi pek ka’ale alan olmayacak. Andlı çevirmen, yeminli çevirmen ifadeleri nasıl duruyor peki? Iııh!

Türkiye Konferans Tercümanları Derneği adını çok oturaklı bulmuşumdur. Bunun yerine, Türkiye Konferans Çevirmenleri Derneği denseydi, hem mütercim-tercüman kelimelerinin anlamları bakımından hem de tercüman kelimesinin ağırlığı bakımından yetersiz kalırdı. Konferans tercümanlığı yapanların kendilerine konferans çevirmeni denmesini hoş karşılayacaklarını da sanmam. Aynı şekilde bence Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği adı da cuk diye yerine oturuyor ve gayet olumlu, resmi ve mesleki bir hava estiriyor. Kitap Mütercimleri Meslek Birliği denseydi, çok uygunsuz ve zaman-dışı olurdu. Çeviri Derneği ve Çeviri İşletmeleri Derneği gibi dernek adları da kulağa hoş gelmekle birlikle ihtiyaç duyulan resmiyet duygusunu yansıttıklarını düşünmüyorum. Sırf işin resmiyet ve ciddiyet tarafına vurgu yapmak ve mesleğimizin daha çok ka’ale alınmasını sağlamak için Yeminli Tercümanlar Birliği kurma fikrimi yakın bir gelecekte hayata geçirmeyi planlıyorum.

Bana öyle geliyor ki, Batı cenahta ciddi bir teknik ve bilimsel birikimi olan bir Batı Dünyası, Doğu cenahta da mistik ve felsefi geçmişi ağırlıklı olan bir Doğu Dünyası olduğu sürece dilimizdeki gidiş gelişler tıpkı Dolar ve Avro kurlarındaki oynamalar gibi hep devam edecek. Geçen senelerden birinde Alanya kalesinde bulunan tarihi eserlerle ilgili bir bilimsel makale çevirisi yaptığımı anımsıyorum. Yazının başlığını ve içeriğini çok hatırlamasam da, yazıda Alanya kalesi civarında 1500’lü yıllardan kalma İtalyan sikkelerinin bolca bulunduğunun ve bunun da o dönemlerde bugünün Dolar ve Avro para birimleri yerine İtalyan parasının revaçta olduğunu (bizim de bir miktar yabancı hayranı olduğumuzu) gösterdiğinin anlatıldığını iyi hatırlıyorum. İster hayran ister düşman olalım, tıpkı gündelik hayatımıza sosyal çevremizin etkisi gibi, lisan dünyamıza da başka milletler belli tarihlerde ister istemez girip çıkmıştır. Çok yazan-çizen bir millet olmadığımız herkesin malumuyken, kelimelere takılıp kalmamız ve bazı kelimelerde diretmemiz bana çok siyasi geliyor. Siyasileşmiş hiçbir şeyden hiçbir zaman tat almadığım gibi, dil sorunlarımızın da dil bilgileri kısıtlı siyasiler (bazen de toplum mühendisleri) tarafından değil, ancak Tolstoy gibi yazar ve romancılar, Shakespeare gibi kelime mucitleri ve dil cambazları yetiştirdiğimiz zaman çözülebileceğini, hele hele hiç yazmayan, kalemi eline almayan tercüman-çevirmen tayfasıyla sorunlarımızın hiçbir zaman çözüme kavuşmayacağını düşünüyorum.

Sonuç: İster tercüme diyelim ister çeviri sözcüğünü kullanalım, yaptığımız işi layıkıyla yaptığımız sürece mesleğimize ve ismimize bir halel gelmeyecek, bu meslek de ama eski ama yeni kelimelerle hayatiyetini bugün muhtaç olduğu ama hak ettiği saygınlıkla sürdürecektir.

Düşünen ve Yazan: Abdullah Erol

Teknolojik Çeviri

Bilindiği üzere, internet devrimi bilgiye erişimi herkes için daha kolay hale getirdi. Bu durum elbette birçok mesleği ve iş dalını yakından etkilemiş, çevirmenlik mesleği de bu durumdan nasibini almıştır. Erişilebilir bilgi kaynaklarının sayısındaki artış ile çevirmenden beklentiler artmış ve dolayısıyla çevirmenin karşı karşıya kaldığı zorluklar da çoğalmış oldu. Eskiden çeviri işleri, çevirmenin aşina olduğu iç piyasadan gelirdi. Yüz yüze kurulan iletişim  sayesinde tercüman, müşteriden işin özünü rahatlıkla öğrenebilirdi.

Ancak, mevcut küresel ortamda müşteriyle iletişim genellikle kısa ve öz tutulurken, çevrilecek metnin bağlamı da genellikle çok farklı alanlardan oluyor. Öyle ki, çevirmen bazen konuya tamamen yabancı kalabiliyor. İşte bu nedenlerden dolayı çevirmenlerin piyasada tutunabilmek için internet-tabanlı kaynaklara başvurmaları zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzde çevirmenlere yardımcı olmayı, işlerini kolaylaştırırken aynı zamanda hızlandırmayı amaçlayan birçok internet-tabanlı kaynak mevcuttur. Tabi tercümanın ilk ihtiyaç duyacağı kaynak, iş bulmasını sağlayan kaynak olacaktır. Serbest çalışan tercümanlar ve çeviri yaptırmak isteyen müşterileri buluşturmayı amaç edinmiş birçok internet sitesi hizmet vermektedir. Bu tür sitelere üye olabilir, kendinize bir profil oluşturabilir ve hemen işe koyulabilirsiniz.

Çevirmenin eline bir iş geçtikten sonra, bu işi hızlı, etkili ve şık bir şekilde teslim etmesi gerekliliği baş gösterir. Çevirmenlerin bu amaçlarını gerçekleştirmelerine yardım edebilecek birçok internet tabanlı kaynak ve araç bulunduğunu unutmamak gerekir. Bu tür kaynakları takip etmek ve en iyi şekilde kullanmayı alışkanlık haline getirmek suretiyle çevirilerin daha hızlı tamamlanmasını, metin bağlamına daha uygun hale getirilmesini ve elbette çevirinin doğruluğunun kontrol edilmesini çeviri işinin vazgeçilmez bir parçası olarak görmek gerekli hale gelmiştir.

Çevirmen her zaman için kullandığı kelimeleri azami özenle seçmek zorundadır. İnternet üzerinden ücretsiz olarak kullanılabilen birçok sözlük ve kavram sözlükçeleri sayesinde, çevirmenin işi daha da kolaylaşmıştır. Çevirmenler bu kaynaklara istedikleri zaman başvurabilir ve böylece çevirilerinde zengin bir kelime dağarcığı kullanarak, ortaya çıkardıkları ürünün kalitesini artırabilirler. Ayrıca internet üzerinde geçerli, resmi sözlüklerden de yararlanabilirsiniz. Bu tür kaynakları kullanmak suretiyle çevirmenler metin içerisinde bağlama en uygun düşecek kelimeleri kolaylıkla seçebilirler. Bu tür siteler arasında en iyi bilinen yourdictionary.com, word2word.com ve wordsmith.org gibi siteler örnek gösterilebilir. Ayrıca çevirmenler internet-tabanlı çeviri programlarını kullanmak suretiyle ellerindeki cümlelerin birçok dilde çevirisini edinebilirler. Bu tür araçları kullanmak yoluyla çevirilerinizi fazla çaba sarf etmeden kısa süre içerisinde tamamlayabilirsiniz. Fakat çevirinizi müşteriye sunmadan önce metni tekrar gözden geçirmeyi ihmal etmeyin. Unutmayın ki makinelerin yaptıkları çeviriler, asla bir insanın anlama ve yorumlama kabiliyeti ile elde edilen çeviriler kadar başarılı olamaz.

Özetle, artık çevirmenler internet üzerindeki yazılım, program ve sözlükleri kullanarak çalışmalarını kolaylaştırabilir, çevirdikleri metinleri internet üzerinden analiz ettirebilir, gerekli düzeltmelerin yapılmasını sağlayabilir ve hatta bütün metnin çevirisini yaptırabilirler. Tek yapmanız gereken, doğru kaynakları kullanmak. Yukarıda bahsettiklerim gibi önemli kaynakları çeviri sürecinin bir parçası haline getirmenizin ardından, çeviri yükünüzün şaşırtıcı oranda azaldığını ve işinizin çok daha kolay bir hale geldiğini göreceksiniz. Bu eşsiz imkânlar sayesinde çeviri artık tüm çevirmenler için çok kolay ve sıkıntısız bir iş haline gelecek. Unutmayın ki bir bilgisayar asla çevirmenin yerini alamaz, fakat bilgisayardan yardım alan bir çevirmen her zaman işin zirvesinde kalacaktır.

Çeviren: Melik Ahmet EROL

Kriz Sona mı Erdi?

2 Eylül 2009 Serena

Son birkaç hafta içinde Fransa, Almanya ve Japonya resmi olarak krizden çıktıklarını duyurdular; yani ekonomileri artık küçülmüyor ve GSMH’leri yükselişte. Ancak Birleşik Krallık ve ABD hala resmi olarak krizden çıkmış değiller.

Şahsen ben mesleki bakımdan hala krizin etkilerini hissediyorum çünkü artık otomotivle alakalı daha az çeviri işi geliyor ve müşteriler genellikle belgelerin çevrilmesi gerekli mi ve bu maliyete değer mi diye iki kez düşünüyorlar. Hazır bunu söylemişken şunu da ekleyeyim; ucuz tercümanlarla çalışma stratejisinin yanlış bir yatırım olduğunu ve sonrasında çevrilen metinlerin düzeltmesi ve iyileştirilmesi için daha tecrübeli tercümanlarla çalışmak gerektiğini anlayan bazı firmaların uzun vadede daha fazla masraf çıktığını anladıkları için kaliteli tercümanlara yüksek miktarlar ödemeye daha istekli olduklarını fark ettim.

Peki ya sizde durum ne? Kriz çeviri işlerinizi nasıl etkiliyor? Sizce kriz sona erdi mi, yoksa yürünecek çok yol mu var daha? Eğer çeviri yaptıran bir kişiyseniz, çeviriye ayırdığınız bütçeyi krizden dolayı azalttınız mı? Lütfen düşüncelerinizi ve tecrübelerinizi bizlerle paylaşın!

Kaynak: (1)

Çeviren: Melik Ahmet Erol (melikahmeterol@hotmail.com)

Melik Ahmet Erol, Trakya Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümünde başarılı bir 4. sınıf öğrencisidir. Siz de değişik kaynaklardan yapacağınız çevirileri veya kendi yazılarınızı blogumuzda yayınlatabilirsiniz. Yazılarınız ve çevirileriniz için iletişim adresimiz: yeminlitercuman@gmail.com

Siz Yazın, Biz Burada Yayınlayalım..

Bu BLOG sayfalarımızda yeminli tercümanlar ve dilbilimcilerin çeviri mesleği ve dilbilim alanlarındaki makalelerine açık bir ortam oluşturmak ve ilgili tüm tarafların makalelerini yayınlamak istiyoruz. Blog sayfalarımızda yayınlanabilecek konular:

- Deneyimler, çeviri yaparken karşılaşılan zorluklar, geliştirilen çeviri yöntemleri
- Eğitim, okullar, kurslar, seminerler, duyurular
- Yazılımlar, Trados, WordFast, Subtitle Workshop, DejaVu
- Yeterlik, yeminli tercümanlık, ulusal/uluslararası sertifikasyon
- Mesleki yapılanmalar, dernekler, vakıflar, etik konuları
- Bilgisayar bilgisi, klavye becerileri, Word, Excel, HTML
- Yazım teknikleri, sayfa düzeni, kısayollar, yeni teknikler
- Pazarlama, ödemeler, müşteriler, yurt dışı deneyimleri
- Genel linguistik konular, örnek çeviri karşılaştırma ve analizleri
- En sık yapılan hatalar, genel dilbilgisi kuralları
- İnternetten ulaşılabilen kaynaklar, yazılı kaynaklar, terminoloji-jargon

Bu konulardan herhangi biri yada burada belirtilmeyen ancak çevirmenlik mesleği açısından önemli gördüğünüz konularla ilgili deneyimlerinizi ve bilgilerinizi paylaşmanız yeminli tercümanların toplumsal hayatta bir üst kademeye taşınmasına yararlı olacak, kendilerinden öncekilerin yaptıklarından ders almalarını sağlayacak, mesleki görgü ve bilgilerini ve en nihayetinde saygınlıklarını ve dayanışmalarını artıracaktır.

BLOG sayfalarımızı geliştirmemize yardımcı olun. Yazılarınızı yeminlitercuman@gmail.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.  Yazılarınızda kendinizden veya büronuzdan/okulunuzdan da kısaca bahsetmeniz yerinde olacaktır.

Tercüme Bürosu Açmak: Aşk mı Seks mi?

Kimler tercüme bürosu açmalı?

Çok tartışılan konulardan biridir bu.. Tercüme bürosu açma yetkisi kimde olmalı? Herkes tercüme bürosu açabilmeli mi, yoksa bu imtiyaz birilerinde mi olmalı?

Mütercim tercümanlık ve dil bölümleri mezunlarının bir çoğu mezun olduktan sonra -eğer çeviri sektöründe kalacaklarsa- bir tercüme bürosu açma fikrini akıllarından geçirirler. Haksız da değillerdir belki.. Ancak  tercüme bürosu sahiplerinin ekser çoğunluğunun çevirmen olmayan kişiler olduğu ve bu kişiler arasında çok başarılılar olduğu gibi çok başarısızların da bulunduğu gerçeği üzerinde biraz düşünmeleri gerekir..

Şunu demek istiyorum: herhangi bir işletme açmak için ilk şart iyi işletmecilik bilmektir. Çok iyi boya yapıyor olabilirsiniz ama sizden bir müteahhit olmayabilir. Çok iyi diş çekiyor ve diş tedavisi yapıyor olabilirsiniz ama işletme bilgisi sizden iyi olan meslek-dışı bir kişi bir diş hastanesi açabilir ve pekala başarılı idare edebilir.

Keşke tercüme bürolarını iyi işletme bilgisi olan ve bu sektöre sermaye koyabilecek kişiler açsa.. Açsa da, hem işletme bilgisi sayesinde sektöre bir kalite-kontrol sistemi gelse hem de parasal güçleri sayesinde tercümanlar mağdur olmasa..

Çevirmenler de -tıpkı diğer meslek erbabı gibi- mesleklerini zirvede görme ve kimsenin bu zirveye yanaşmasına tahammül etmeme eğilimindedirler. Aman çevirmenler dışında kimse çeviri yapmasın.. Aman mütercim tercümanlık mezunları dışında kimse tercüme bürosu açmasın..

Bu durumu sap ve kazma arasındaki bağlantı gibi görüyorum.. Yani  tercümanlar kazma, büro işletmecileri de sap‘tır! Sapla kazmayı birbirine karıştırmamak gerek.. Tek başına kazma ile bir iş görülmez; tıpkı tek başına sapın da bir anlam ifade etmeyeceği gibi.. Başına bir sap geçirmedikçe hiçbir kazma bir işe yaramaz! Bu durumu menajer-futbolcu ilişkisine de benzetebilirsiniz.. Tek başlarına ikisi de çok anlamlı olmaz çoğu zaman..

Evet merkezde tercüman vardır ve uzaktan bakıldığında sadece tercümanın  işgören kişi olduğu sanılır ancak aslında işletmeci görünmez eldir. Aşk ve seks arasındaki ilişkiye bile benzetilebilir bu garip durum. Yani çevirmen çeviriye platonik aşıktır ve sevgilisini en fazla okşamasına izin vardır; ancak çeviriyle seks yapan işletmecidir!  Belki de çeviri yapanlar işletmecileri bu yüzden kıskanır biraz.. İşte tercüme bürosu açmak isteyen meslek erbabının vermek zorunda oldukları en zor karar budur. Aslında hepimiz doğru yolu çok iyi biliyoruz: hem sap hem kazma, hem menajer hem futbolcu, hem çevirmen hem işletmen, hem aşk hem seks..

Günümüz  şartlarını da göz önüne alarak daha da öteye taşıyalım konuyu.. Hepimizin malumudur, futbol için sadece futbolcu ve menajer yeterli değildir; yöneticiler, taraftarlar, teknik direktörler, futbolcular, menajerler ve diğer birimlerden oluşan bir yapıdır futbol.. Aynı şekilde, sektörümüzün de işletmeciler, çevirmenler, redaktörler, lokalizörler, son-sunum tasarımcıları, proje yöneticileri ve diğer birimlerden oluşan bir yapı haline gelmesi için çalışmamız gerekiyor. Mütercim tercümanlık yapıp çeviri bürosu açmak isteyenlerin önünde bundan böyle iki seçenek olacak: ya tek başlarına serbest çevirmenlik yapacaklar ya da 11 kişilik bir futbol takımı gibi bir ekip halinde -ekibin her üyesine sonsuz saygı duyarak- organize hareket edecekler..

Ekip Çalışması – İlham Verici Video

Konuşarak Dil Öğrenmek(!)

Eğitim sistemimizin her şeyi kitaptan öğretme ve ezber yoluyla dikte ettirmesine o kadar alıştık ki, bir dilin aslında konuşarak öğrenildiği fikri bize çok yabancı gelmeye başladı.. Dil, her şeyden önce, konuşulandır..

Günümüzde yazılı materyal miktarı nispeten artmış olsa da, herhangi bir dildeki yazılı materyal o dilde yapılan konuşmaların belki milyonda birini oluşturur.. Yani dil ağzımızda bulunan ve konuşmaya yarayan organın adıdır! Konuşma  da ağızda başlar, kulağa ve oradan da beyne gider.. Demek oluyor ki ağız, kulak ve beyne yönelik olmayan dil eğitim çalışmaları her zaman eksik kalacaktır.. Yani önce konuşmak (ağız), sonra dinlemek (kulak) , sonuncu olarak da okumak (beyin) geliyor..

İnternetin her alanda hayatımıza girmesiyle, konuşmaya dayalı dil öğretiminde de çok yenilikler olmuştur. Bunlardan biri de Konuşarak Öğren sistemi.. Özetlemek gerekirse, bu sistemde sizi Amerika’dan bir öğretmen telefonla (Skype) arıyor ve siz de belirlenen saate bilgisayarınızdan Skype ile (isterseniz cep telefonunuzdan) günde örneğin 20 dakika konuşarak dil öğreniyorsunuz.

Sistemin en önemli avantajı, evinizden uzağa (kursa vs.) gitmeden -yani yerinizden kalkmadan- her gün uzman Amerikalı öğretmenlerle konuşarak dil öğrenmeniz. Üstelik ücretleri de kurslarla kıyaslandığında çok makul.. Sistem size başlangıçta bir şifre ve kullanıcı adı veriyor ve bunlarla internetten girerek her gün işlenecek dersi görebiliyorsunuz. Öğretmen o günkü ders konuları üzerinden yapıyor sizinle konuşmasını.. Her gün farklı konularda konuşulduğu için siz de hızlıca yeni konular ve yeni kelimeler öğreniyorsunuz. Bu arada Amerikalı hoca ile konuştuğunuz için konuşmanız da sürekli gelişiyor ve hızlanıyor.. Temel İngilizce bilgisi olan bir kişi bu sistemle 3-4 ay içinde akıcı bir İngilizceye çok rahatlıkla kavuşabilir.. Umarız eğitim sistemimizi yönlendiren kişiler de bu tür yenilikçi sistemleri keşfeder ve ülkemizdeki öğrencilerin kullanımına sunarlar..

Sistemi buradan ücretsiz deneyebilir ve dersler hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz..

Latince ve Çeviri

Çeviri (eski dilde ‘tercüme‘) kelimesi Latince translate‘in karşılığı olan translatum‘dan gelir. Translatum kelimesi de tüm sözlüklerde ve etimoloji kaynaklarında trans ve latum şeklinde ikiye ayrılarak anlamlandırılır.

Translate his malice towards you into love! / Sana olan nefretini aşka dönüştür!
(William Shakespeare, Koryolanus, Perde II, Sahne 3)

Translatum mana olarak bir şeyden bir başka şeye dönüştürmek, çevirmek şeklinde ifade edilir. Buraya kadar herşey bütün kaynaklarda bulabileceğiniz bilgiler.. Ben bu yazıda latum sonekini latin (latince) olarak düşünüp bir çıkarım yapmaya çalışacağım.

Batı’da mimarinin, heykelin, resmin, müziğin en büyük destekçisinin ve çok zaman da tek destekçisinin kilise olduğu bilinir.. Söz konusu olan translatum kelimesi ve Latince de kilisenin dili olunca, translatum kelimesinin orijini konusunda Latince’ye çevirmek yorumu yapılabilir. Buradan hareketle, bu kelimenin İncil’in İbranice’den Latince’ye çevrilmesi manasına geldiğini söylemek akıldışı olmayacaktır! Varsayımım bununla da kalmıyor aslında. Bu daha birinci evre..

İkinci evrede, aynı kelime klasik eserlerin Latince’den Batı dillerine çevrilmesi anlamında da kullanılmış olabilir.

Yani, translate kelimesi 2 evrede incelenebilir;

  • Birinci Evre – İncil’in İbranice’den Latince’ye
  • İkinci Evre – Klasik eserlerin Latince’den Batı dillerine çevrilmesi

Buradan bakınca birinci evre Ortaçağ’a kadar olan ve İncil çevirilerinin yapıldığı “din-eksenli çeviri” dönemini, ikinci evre ise daha çok Ortaçağ’dan sonra yapılan ve Eski Yunan ve Roma eserlerinin çevirilerinin yapıldığı “din-ötesi çeviri” dönemini anlatıyor. Bu iki dönemi birbirinden her zaman net vurgularla ayırmak mümkün olmayabilir. Genel olarak din-eksenli çeviriler İsa’dan birkaç yüzyıl sonra, din-ötesi çeviriler de Batı Roma’nın yıkılmasından birkaç yüzyıl sonra başlıyor.

Bilmiyorum hiç bu açıdan baktınız mı, ancak bu açıdan bakıldığında hemen tüm kültürlerde çevirinin genel olarak iki farklı aşamadan geçtiğinden söz edilebilir.. Bizde de çeviri denince eskiden tek akla gelen Kuran çevirisi (meali) iken, zamanla durum değişmiş -ve her ne kadar klasik Türk tarihine dair eserler üzerinde çok durulmamış olsa da- çok sayıda klasik eser Türkçe’ye kazandırılmıştır. Çevirinin hayatımızda ne kadar büyük değişiklikler yaptığının farkında mıyız acaba?

Düşünen ve yazan: Abdullah Erol