Archive for the Category »Kitap Altyazı Çevirileri «

Anlaşılırlık

Birlikte çalıştığım insanlarla yaptığım yazışmalara bakıyorum da, dışarıdan bakan birinin özellikle sürekli çalıştığımız kişilerle ne konuştuğumuzu anlamasına imkan yok. Kasten şifreli olsun diye yapmıyoruz bunu. Günlük koşuşturma içinde hiç kimsenin uzun uzun mektup yazacak zamanı kalmamış, ondan.

Zaten karşı tarafın benden ne istediği belli, yıllardır çalışıyoruz. Anahtar kelimeleri yazsın, sanki bir cümleymiş gibi sonuna bir de nokta koysun (hatta bazen onu bile yapmasın) yeterli. Birbirimizi tanıyoruz, yapılması gereken işi biliyoruz.

İlk defa çalışmaya başlayacağım biriyle yazışırken böyle bir riski asla göze almam. Karşı taraftan ne istediğini açık açık belirtmesini isterim. Sonra da, doğru mu anlamışım diye mutlaka bir teyit e-postası gönderirim. İşe başlama süreci biraz uzar belki, hatta, karşı tarafın beni biraz acemi bulması da söz konusu olabilir; ama böyle bir risk, onca emek harcayarak yaptğım çevirinin aslında benden beklenen şey olmadığını fark ettiğimde duyacağım hüsranın yanında hiç kalır.

Örneğin bazen, bir pdf dosyasının içerdiği kitabın sayfa numalarıyla o pdf dosyasının kendi sayfa numaralandırma sistemi birbirinden farklı olabilir. Sebep her ne olursa olsun, pdf okuyucunun örneğin 75. sayfa olarak gösterdiği kitap sayfasının üzerinde başka bir şey, örneğin 50 yazıyor olabilir.

İşi veren kişi herhangi başka bir açıklama yapmadan sizden 80 – 100 sayfa aralığını çevirmenizi istemiş olsun. Ona tam olarak neyi kastettiğini sormadan, “Şudur herhalde.” diyerek paldır küldür işe koyulursanız, çok feci bir yanlış yapmış olma olasılığınız yüzde elli demektir. Sormamışsanız, işi veren kişinin tam olarak neyi çevirmenizi istediğini bilemezsiniz. Sormaktan gocunmayın. Sonradan pişman olmaktan çok daha iyidir.

Kitap Çevirisi için Çevirmen Seçimi Sonuçlandı

Geçen hafta duyurusunu yaptığımız kitap çevirisinin çevirmen seçimi sonuçlanmıştır. Londra’da ikamet eden kitabın yazarı Alex Bey’den aldığım mektubu aşağıda bilginize sunuyorum:

Merhabalar Abdullah Bey,

Öncelikle yardımınız için çok teşekkürler.. Kitabımı çevirecek çevirmen Seniz Aksan hanımefendidir. Bana göndermiş olduğu denemeyi aşağıda görebilirsiniz. Bana deneme çevirilerini gönderen tüm çevirmen arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Gönderilen çeviriler arasında başta Emir Bozkırlı olmak üzere, ayrıca Bahadır Yiğit ve Gülşah Kader Etirli’yi başarılı çevirilerinden dolayı kutluyor, teşekkürlerimi ileterek çevirmenlik hayatlarında başarılar diliyorum.. Tekrar çok teşekkürler…

LETTER 1

My dearest Nergis, my love,

If I am calling out to you from here, from England, this is the victory of the deadly battle that I am fighting to reach the England goal that I believe will make our future livable. This battle has no hero. In fact, there is no need for one. I need you to be here beside me, together with me, within my hand’s reach my love, in order for this victory to be of any value.  For that reason, I believe that the real struggle is yet to begin.  My one and only, do not have any doubts that, I will start fighting the battle for us to get together once again as soon as possible, without getting elated with victory. I will strive for us to reunite, just as life has drawn the paths of fate and brought us together. This is not an obligation; but, by far it is my reason to live.

The calendars mark 27 June, 2001 and I am trying to write this letter to you in the dim light of the dorm for ten to twelve people of the refugee camp called Oakington.  It has been over three months since I have left Turkey and set off for this long journey.  I did not get to talk to you in detail my honey, during this time. It is only now that I finally was able to step on England soils after that long journey over Europe.  By coincidence, there is another Turk here beside me: his name is Halil, from K.Maras. He was the first Turk that I met here. You can find people from many countries here: Pakistani, Afghan, Jamaican, Chinese, Iranian, etc., etc. as you can understand honey, it nearly is as if the whole world has gathered here.  I had never seen those people so closely before. I had only had the chance to watch them on TV or see them in the newspapers. Now, I am sharing the same surroundings with them and speaking with them.

I was brought here around noon. After surrendering at the harbor, we were put on the bus with the other refugees and were transferred to this camp. The camp expands on a large piece of land and is made up of large, latitudinal, two-story buildings that are not too far from each other.

Everything runs in a precise and uniform way here; just as in the military. Everyone goes to bed and gets up on time, eats on time. So is taking a shower, going to the recreation room or taking a walk.. So to say, it is forbidden even to breathe at the wrong time. All of these were handed over to us in writing beforehand. They have prepared something like a handbook. In addition to the camp rules that must be abided by, everything that is to be done has been written minute by minute.

This place looks more like a prison than a camp, with the tall wire fences and the tight security measures. Anyway, let’s forget about these, my sweetheart; I will not be here for long anyhow. We ate dinner together with Halil at the mess hall. The mess hall is quite large, but still not large enough to allow for all refugees to be able to eat at the same time. Therefore, people eat as groups and in turns. The image in the mess hall appears so colorful to my eyes, that I realize I had never been together with such different people before. There are all sorts of people, from black, to white, to yellow, to slant-eyed, to dark skinned.

Kitap Çevirisi Yapmak İster Misiniz?

Not: Çevirmen seçimi sonuçlanmıştır: http://www.yeminlisozluk.com/blog/kitap-cevirisi-icin-cevirmen-secimi-sonuclandi/)

Geçen hafta içinde sitemiz üzerinden bir kişi bana ulaşarak Türkçe yazdığı bir kitabı (http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=208053) olduğunu ve İngilizce’ye çevirtmek istediğini söyledi. Kitap 155 sayfa, Eti Yayınlarından çıkmış. Ben de kendisine, kitabından bir pasajı sitemizde yayınlayıp birçok çevirmenden deneme çevirileri almamızı ve dilini kendisine daha yakın hissedeceği çevirmeni kendisinin seçmesini önerdim. Kabul etti ve kitabından bir pasaj gönderdi. Pasajı aşağıda veriyorum. Bu kitabı çevirmek isteyen çevirmen arkadaşlarımız bu pasajı çevirip Alex Bey’e gönderirlerse, kendisi gönderilenler arasından beğendiği bir çevirmene kitabını çevirtecek. Alex Bey’i kişisel olarak tanımıyorum ve kitabının tamamını görme fırsatım da olmadı henüz ancak edindiğim izlenim, hayatından bazı kesitleri anlattığı ve emek verdiği kitabını herkesin mümkün olduğunca çok dilde okumasını isteyen bir kişi olduğu yönünde..

Oakington Immigration Centre

Bence bunu bir çeviri yarışması olarak görün ve elinizden gelenin en iyisini yapın. Kendinizi denemek ve Alex Bey ile kitabının çevirisi konusunda çalışmak isterseniz, bu pasajı çevirerek Alex Bey’in aşağıda bulunan email adresine en geç 15 gün içerisinde gönderin. Deneme çeviriniz karşılığında ücret ödenmeyecektir ancak Alex Bey ile anlaştıktan sonra tüm kitabın çevirisi ile ilgili ücret ve süreyi ayrıca görüşebilirsiniz..

ROMAN ADI: BARIŞA ÇAĞRI
YAZAR: ALEX VEYSEL ARABOGLU

MEKTUP 1
Sevgiler Nergisim, aşkım,
Bugün sana buradan, İngiltere’den sesleniyorsam, bu geleceğimizi yaşanılası kılacağına inandığım İngiltere hedefine ulaşabilmek için ölümüne verdiğim bir savaşın zaferidir. Bu zaferin bir kahramanı yok. Buna gerek de yok. Bu zaferin değer kazanabilmesi için senin de yanı başımda, benimle birlikte, elimin dokunabilme mesafesinde olman gerekir, aşkım. İşte, bunun içindir ki, asıl mücadelenin bundan sonra başlayacağına inanıyorum. Zafer sarhoşluğuna kapılmadan, en kisa zamanda seninle tekrar bir araya gelebilmenin savaşı içerisinde olacağimdan hiç kuşkun olmasın birtanem. Yaşam kader yolumuzu çizip bizi bu yolun ortasında nasıl buluşturduysa, şimdi ben de, ayrılan yollarımızı yeniden birleştirmek için çalışacağım. Bu, benim için bir mecburiyetten çok yaşama sebebidir.

Takvim yaprakları 27 Haziran 2001′i gösteriyor ve ben sana Oakington adlı bir mülteci kampının on-oniki kişilik yatakhanesinin loş ışığında bu mektubu yazmaya çalışıyorum. Türkiye’den ayrılıp bu uzun yolculuğa çıkmamın üzerinden üç ayı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında seninle detaylı bir şekilde konuşamadım canım. O uzun Avrupa yolculuğundan sonra, İngiltere’ye ayak basmak ancak nasip oldu. Rastlantı bu ya,  yanımda bir de Türk var: adı Halil , K.Maraşlı. Burada tanıştığım ilk Türk o oldu. Burada bir çok milletten insanı bulmak mümkün: Pakistanlı, Afganistanlı, Jamaikalı, Çinli, İranlı vs vs. Senin anlayacağın canım, adeta butun dünya burada toplanmış gibi. Daha önce bu insanları hiç bu kadar yakından görmemiştim. Onları sadece televizyonlarda izleme ya da gazetelerde görme şansım olmuştu. Şimdi ise onlarla aynı mekanı paylaşıyor ve konuşuyorum.

Buraya bugün oğle saatlerinde getirildim. Limanda teslim olduktan sonra, diğer mültecilerle birlikte otobüse bindirilip bu kampa aktarıldık. Kamp, geniş bir alan üzerine enlemesine, birbirinden uzak olmayan iki katlı büyük binalardan oluşuyor.

Burada herşey dakik ve muntazam işliyor; tıpkı askeriyede olduğu gibi. Herkes vaktinde yatıp kalkıyor, yemeğini vaktinde yiyor. Duş almak, oyun salonuna gitmek ya da bahçede yürüyüş yapmak da öyle..

Anlayacağın, vakitsiz nefes almak bile yasak. Bütün bu saydığım şeyler yazılı olarak bize önceden verildi. Rehber gibi birşey hazırlamışlar. Uyulması gereken kamp kurallarının yanı sıra, yapılacak herşey saati saatine yazılmış.

Yüksek tel örgüleri, sıkı güvenlik önlemleriyle burası aslında kamptan ziyade hapishaneye benziyor. Neyse, geçelim bunları canım; nasıl olsa burada fazla kalmayacağım. Akşam yemeğini Halil’le birlikte yemekhanede yedik. Yemekhane epeyce büyük ama yine de butun mültecilerin aynı anda yemek yemesine olanak vermiyor. Bu yüzden insanlar yemeklerini guruplar halinde ve sırayla yiyorlar. Yemekhanedeki görüntü gözüme öylesine renkli görünüyor ki, daha önce böylesine farklı insanlarla hiç birlikte olmadığımı fark ediyorum. Siyahı, beyazı, sarısı, çekik gözlüsü, esmeriyle çeşit çeşit insanlar var.

Alex Veysel Araboğlu

Not: Çevirmen seçimi sonuçlanmıştır: http://www.yeminlisozluk.com/blog/kitap-cevirisi-icin-cevirmen-secimi-sonuclandi/)

WALTIC 2010 Eylül'de İstanbul'da!

İstanbul Eylül ayında Uluslararası Yazarlar ve Edebiyat Çevirmenleri Kongresi’ne (WALTIC)  ev sahipliği yapıyor.

Kongre İstanbul Bilgi Üniversitesinde 2-5 Eylül tarihleri arasında Bangladeş, Bosna Hersek, Çad, Çin, Kuzey kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Danimarka, Etiyopya, Finlandiya, Almanya, Macaristan, İzlanda, Hindistan, İran, İrlanda, İsrail, İtalya, Kırgızistan, Malavi, Norveç, Pakistan, Filistin, Romanya, Sırbistan, İsveç, Suriye, Türkiye, Uganda, Amerika Birleşik Devletleri ve Özbekistan’dan romancılar, cevirmenler, yayıncılar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Katılımcılar yazar hakları, kültürel çeviriler ve ifade özgürlüğü gibi konuları tartışacaklar.

WALTIC, İsveç Yazarlar Birliği tarafından iki yılda bir yapılan bir edebiyat kongresidir. İlk kongresini 2008 yılında 90 ülkeden 600 katılımcıyla Stokholm’de düzenlemiş. WALTIC’in amaç ve vizyonu okuryazarlığın artırılması, ifade özgürlüğünün korunması ve yazar haklarının pekiştirilmesidir.

Programın içeriği: http://www.waltic.com/dyncatp2010.cfm?catid=428

Kaynak: (1) (2)

Çevirmenin Fondöteni: F7 Kısayolu

F7, her çeviri sonrası redaksiyon sürecinin başında basmanız gereken ve yaptığınız çevirideki kaba yazım ve gramer hatalarını bulup düzeltmenizi sağlayan bir kısayol tuşudur. Word ve Excel’de çalıştıktan sonra bu tuşa bastığınızda seçtiğiniz dilde yazım ve dilbilgisi kontrolü yapabilir, yaptığınız çeviride veya yazdığınız yazıdaki gözle görülür onlarca yanlışı düzeltebilirsiniz.

Yanlış yapmam demeyin! Shakespeare bile yanlış yapardı, ama günün sonunda yazdığını defalarca kontrol edip-ettirip, eserlerini mükümmele yakın ve hatta mükemmel hale getirirdi.

F7, aslında iyi bir çeviri için çevirmenin kullandığı fondöten gibidir.. F7 kısayolu kullanılarak kontrolü yapılmamış bir yazı, tıpkı fondöten kullanılmamış bir surat gibi, üzerinde ne kadar düzeltme yapılırsa yapılsın güzel gözükmeyecektir. F7 temel yazım denetimi aracıdır. F7 tuşu kötü bir çevirmeni iyi bir çevirmen yapmaz ancak iyi bir çevirmeni dört dörtlük bir çevirmen yapabilir! İyi bir çevirmen olduğunuzu düşünüyorsanız, yazılarınıza ve çevirilerinize her defasında F7 makyajı yapmayı ihmal etmeyin.

Tüm kısayollardan yararlanın. F7 kısayolunu da mesleki güzellik uzmanınız olarak kullanın!

Futbolda Ofsayt, Yazıda Noktalı Virgül

Dünya Kupasının oynandığı bu günlerde ofsayt konusuna girmemiz iyi oldu. Çok kişi ofsaytın ne olduğunu, tam olarak hangi durumlarda ofsayt olduğunu bilmez, anlamaz veya öğrenemez. Akşam televizyonlarda birçok yorumcu bir pozisyonun ofsayt olup olmadığını enine boyuna tartışır. Mahalle ve halısaha maçlarında ofsaytın olmaması maçları daha zevkli hale getirse de, aslında ofsaytın da bir amacı vardır. İyi hatırlarım, ofsaytın olmadığı mahalle maçlarında takımın bazı oyuncuları ileri uçta top gelmesini bekleyip gelince dokunur ve golü atardı. Top orta sahada değil kale önlerinde oynanırdı! E tabi bu da futbolun kısır döngü içine girmesine neden olur, skor tabelasının şişirmekten başka bir işe yaramazdı. Bu kural, profesyonellerin iyi bildiği ancak sıradan insanların ya bilmedikleri, ya bilir gibi yaptıkları ya da hiç öğrenememe durumuyla karşı karşıya oldukları enteresan bir olgudur.

Tıpkı ofsayt gibi, çeviri ve edebiyat etki alanında olanların da sıkça karşılaştıkları bir durum noktalı virgülün nereye konacağı konusudur. İlgi alanı çeviri olmayan, yazıyla çiziyle arası pek olmayan insanlar için noktalı virgül de tıpkı ofsayt gibi içinden çıkılmaz ya da çıkılması zor bir konudur. Edebiyatçılar ve çevirmenler noktalı virgülü doğru yerde kullansalar ya da kullanmala gayret etseler de, öğrencilerin ve sıradan insanların noktalı virgülün tam olarak nereye konacağını çok iyi bilmeleri beklenemez. En iyi öğretmen pratiktir, dolayısıyla da sürekli yazı yazanlar noktalama işaretlerini en iyi bilenler veya bilmesi gerekenlerdir. Çevirmenler arasında da noktalı virgülü yanlış kullananlar görülebiliyor.

Ofsayt kuralı gibi, noktalı virgülü de öğrenmek kafa karıştırıcı ve zahmetli bir iş olabilir; fakat ipin ucundan bir tutarsanız gerisi gelecektir. Birkaç örnekle bu durumu anlatmaya çalışalım:

1. Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır:

♦ Baba, duydukları karşısında ne yapacağını bilemedi; yutkundu, bir şey söyleyemedi.

2. Aralarında “ama, fakat…” gibi bağlaçlar bulunan bağlı cümlelerde bu bağlaçtan önce veya bu bağlaçların yerine kullanılır:

♦ Dokunma kalbime; çok incedir, kırılır.

♦ Çok iyi anlattı; ama dinleyen olmadı.

3. Öznenin diğer Öğelerle karışmasını önlemek için kullanılır:

♦ Edebiyat; duygu, düşünce ve hayallerin güzel ve etkili anlatılması sanatıdır.

♦ Zeki; çalışkan, gururlu bir çocuktur.

4. Her biri kendi içinde bağımsız olan sıralı cümlelerde kullanılır:

♦ Kel ölür, sırma saçlı olur; kör ölür, badem gözlü olur.

♦ At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

5. Cümle içinde virgülle ayrılmış tür ve söz öbeklerini ayırmada kullanılır.

♦ Erkek öğrencilere siyah tişört, sarı şort; kız öğrencilere pembe tişört, siyah şort verildi. (1)

İşte Size Bir Yenilik: Çevirmen Atışması

Çeviri sektörü yeniliklerin günden güne görüldüğü bir alan değildir. Bazen yıllarca beklemek gerekebilir sektöre bir farklılığın, dinamizmin girdiğini görmek için. Bugün güzel ve heyecan verici bir yenilik haberimiz var.

Bugün (19 Haziran 2010 Cumartesi) British Museum Stevenson Room’da öğlen saat 12.00′de Çevirmen Atışması var! O da ne diyeceksiniz? Faïza Guène ve Daniel Pennac’ın çevirmeni Sarah Ardizzone ve Ahmadou Kourouma ve Michel Houellebecq’in çevirmeni Frank Wynne aynı Fransızca metnin kendi yaptıkları çevirileri arasındaki farklılıkları  metnin yazarıyla birlikte tartışacaklar. Eserleri Fransızca dilinin sınırlarını zorlayan Kongolu romancı Alain Mabanckou‘dan alınma kısa bir metni çevirecekler. Etkinliği yazar ve çevirmen Daniel Hahn yönetecek. Çevirmen atışmasına katılmak isteyenlerin 8 pound ödeyip bilet de almaları gerekiyor.

Fransızca – İngilizce çeviri yapanların şimdi Londra’da olup bu atışmaya tanıklık etmelerini isterdim. Belki bir zaman sonra bu türden projeler Türkiye’de de gerçekleşir de Avrupa’daki gelişmeleri hep ağzımız açık izlemek durumunda kalmayız. Buna benzer çığır-açıcı çalışmalar yapmak isteyenlerin çabalarını buradan ve diğer kanallardan duyurmak boynumuzun borcu olsun.

Bu etkinlikte çevirmenler Mabanckou’nun kısa hikayesinden çevirdikleri 56 cümleyi karşılaştırıp tartışacak ve uyuşmazlıkları bulmaya çalışacaklar. Etkinliğin düzenleyicisi ve yöneticisi Daniel Hahn, her iki çevirmenin de çevirilerine göz gezdiren tek kişi olarak iki çeviride tek benzerliğin “Really?” olduğunu söylüyor. Bu projeyi ilk duyduğumda vücudumu saran heyecan dalgası, bunu öğrendikten sonra iki katına çıkıyor. Usta çevirmenlerin çevirilerini kafa kafaya çarpıştıracak olması zevkli ve ilginç olacağa benziyor.

Etkinliğe katılacak dinleyicilerin elinde Fransızca orijinal metin ve 2 çevirmenin çevirileri olacak.  Bu kapışmanın sınav formatında geçmeyeceğini de ayrıca belirteyim. Ne de olsa iki usta çevirmen, iki farklı yorum olacak ringde. Karşılaştırmalı çevirinin en interaktif uygulaması olarak gördüğüm benzer etkinlikleri Türkiye’de de çok kısa bir zaman içinde görebilmeyi umuyoruz. Kim bilir belki izleyicilerin-dinleyicilerin de katkısı olur ve bu da olayı daha da çok-boyutlu hale getirir..

Kaynaklar: 1 2

Ortak Ofis Uygulamaları

Ortak Ofis (hotdesking) denen çalışma şekli özellikle internetin yaygınlaşmaya başladığı 90′lardan bu yana Avrupa’da gelişen bir yöntem. Sanal ve esnek ofislerin de geliştiği bu yıllarda yeni iş ihtiyaçlarına yönelik yeni çözümler geliştirildi. Coworking, yani birlikte çalışma da bunlardan biri.

Genellikle evlerinden çalışanların, serbest çalışanların ve sık seyahat edenlerin tercih ettikleri bu yöntem henüz Türkiye’de emekleme safhasında. Serbest çalışan tercümanlar bu yöntemden yararlanabilirler. Tabi öncelikle özellikle büyük şehirlerde bir girişimcinin çıkıp bu tarz yerler yapması ve sektörün kullanımına sunması gerekiyor. Sırf tercümanlardan oluşması da gerekmiyor böyle yerlerin. Serbest çalışan yazarlar, çizerler, illüstratörler, avukatlar, gazeteciler vb. bir çok meslek dalından kişiler bu türden alanlar kiralanabilir.

Birlikte çalışmanın veya ortak ofis kullanmanın birçok yararı vardır. Daha kaliteli ve birçok teknik imkana erişimi olan bir ortamda çalışma şansınız olur. Masraflarınız yarı yarı ya azalır. Örneğin tek bir yazıyıcı 10 kişi kullanabilir. Bilgisayarınızda arıza olduğunda müdahale edebilecek biri olabilir. Birlikte çalışmanın sinerjisi size enerji verir. Yeni arkadaşlar edinirsiniz, sosyal bir ortamda çalışmış olursunuz. Sektörün tam kalbinde yerinizi almış olursunuz. Birçok dilden çevirmenle tanışma ve birlikte çalışma ve kendinizi daha hızlı geliştirme imkanını yakalamış olursunuz.

Bu yöntemi Türkiye’de uygulayabilmenin bir şekil de sanıyorum informal buluşmalar şeklinde olabilir. Örneğin tercümanlar haftada bir kez dizüstü bilgisayarlarını yanlarına alıp belirli bir yerde bir araya gelip ortak çalışabilirler. Bu da tercümanların gelişimi için çok yararlı olur. Bir kişi evsahipliği yapar böyle bir çalışmaya.. Daha çok mesleki gelişim ve dayanışma anlamında uygulanabilir bu sistem. Buna da hospitable-working diyebiliriz. Kadınların altın günleri gibi tercümanlar da birbirlerini belirli tarihlerde ağırlayarak ortak çalışma ve sinerji alanları yaratabilirler. Buluşma yeri uygun bir ev veya ofis olabileceği gibi, cadde üzerindeki şık bir mekan da olabilir.

Serbest Çalışacaklar İçin İpuçları

Bilinen adı ile freelance, yada serbest çalışmaya başlamak isteyenler, bu yolda nelerle karşılacaklar, nelere göğüs gerip dikkat etmek zorundalar birlikte inceleyelim.

  • Zor iştir, yorulmaya hazır olun.
  • Bir kaç günde zengin olacağınızı zannetmeyin.
  • Çoğu kişi serbest çalışarak yaşamını sürdüremez. Başarıslığa hazır olun.
  • Aynı sonuca ulaşmak adına normal bir iştekinden daha fazla çalışmanız gerekecek.
  • Kendi patronunuz olmayı öğreneceksiniz.
  • Sabahın köründe uyanmak zorunda kalmayacaksınız.
  • Mali konularda tek patron siz olacaksınız.
  • Tanınılırlığınızı artırmak için çok çalışmanız gerekecek.
  • Her bir müşteriniz, sizin için yeni birer müşteri kapısı olacak.
  • Zor günler için birikim yapmayı öğreneceksiniz.
  • Özel sağlık sigortanız olmayacak!
  • Çalışacak bir ofis ya da ev/ofis’e ihtiyacınız olacak.
  • İşiniz ve hobileriniz arasındaki çizgiyi belirlemekte zorlanacaksınız.
  • Bozulan donanımınız için bütçe ayırmanız gerekecek.
  • Donanımınızı yenilemek için bütçe ayırmanız gerekecek.
  • İlk 3-6 ay çok ama çok zor geçecek.
  • 7/24 işin içinde, iş düşünüyor olacaksınız.
  • Hep bir sonraki adımı düşüneceksiniz.
  • Bazen hoşlanmadığınız işleri yapmak zorunda kalacaksınız.
  • Zorlu müşteriler ile zorlu süreçler geçirerek anlaşmak durumunda kalacaksınız.
  • Kendi işinizin yüzü olacaksınız, aklınıza geleni pat diye söylememeyi öğreneceksiniz.
  • Zaman zaman çok çalışıp az kazanmaya razı olacaksınız.
  • Piyasanın finansal hareketlerinden olumsuz yönde etkilendiğiniz zamanlar olacak.
  • Serbest çalışmanın dünyanın en kolay işi olmadığını öğreneceksiniz.
  • Bilgi sahibi olmanız gereken onlarca hukuki ve mesleki kurallar öğreneceksiniz.
  • Her zaman bir B planına ihtiyacınız olduğunu unutmadan yaşamaya hazır olacaksınız.
  • Her zaman en az sizin kadar, hatta daha iyi rakiplerle yarışacaksınız.
  • Hızlı düşünüp, karar vermeyi ve kararınızı hemen uygulamayı öğreneceksiniz.
  • HAYIR demeyi öğreneceksiniz.

Kaynak: http://www.hasanyalcin.com/serbest-calisacaklar-icin-ipuclari/

Redaktörlerden Yararlanın

Hiçbir iş, sonunda kontrol olmadan mükemmelliği yakalayamaz. “Kaliteli çeviri yapıyorum” diyebilirsiniz ancak eğer redaktör kullanmıyorsanız kaliteniz en az %30 eksiktir!

İyi bir golcüsü olmayan takımın fazla maç kazanması düşünülemez. Aynı şekilde, redaktörlük kurumundan yararlanmayan çevirmenlerin ve tercüme bürolarının uzun vadede kalıcı olmaları ve müşterilerine kendilerini beğendirmeleri imkansızdır.

Gazetelerde çok sayıda son ütücü aranıyor şeklinde ilanlar görürüz.. Bundan böyle redaktör aranıyor şeklinde ilanlar da görebilmek istiyoruz.

Redaktörlerle işbirliği yapın ve bu işbirliğini müşterilerinize duyurun. Olumlu sonuçlarını kısa sürede görecek, kalite isteyen müşterilerinizin redaktörlük ücretini ödemeye fazlasıyla istekli olduklarına tanık olacaksınız.

Tercüme büroları ve çevirmenler, redaktör kullanarak kalite ve müşteri memnuniyetinizi kısa sürede artırabilir, gece başınızı yastığa daha rahat koyabilirsiniz.

Eksiklerimizi hep beraber giderelim, geleceğe daha güvenle bakalım..