Archive for the Category »Çeviri Mesleği «

Çevirmen Olarak Kariyer Yapmak

Bu günlerde kamu kurumları ve şirketler giderek artan bir oranda çevirmen arayışında. 2000 yılı mesleğimiz için milat oldu denebilir aslında. Genel olarak bu tarihten sonra devletler ve şirketler dil bilmenin ve dil bilen insanların dünyaya açılmak için birçok silahtan daha güçlü bir araç olduğunu anlamaya başladılar.

Dünya nüfusunun büyük kısmının farklı dildeki bir materyali, farklı dilde hazırlanmış bir internet sitesini, yerel dile çevrilmemiş bir kitabı veya ürün kılavuzunu anlamadığını fark eden şirketler ve ayrıca dünyanın farklı bölgelerinde nüfuzlarını artırmak isteyen devletler artık mütercim tercümanların farkına varmaya başladı.

Bence artık çevirmen olarak kariyer yapmak çok eskisinden çok daha kolay. Türkiye’de milyonlarca şirket var ve ben şu ana kadar iyi dil bilen ve bilgisayarla da arası iyi olan (klasik programların ötesinde bilgisi olan) hiç kimsenin açıkta kaldığını görmedim. Yani sadece yabancı bir dili ve bilgisayarı (birkaç yazılımı ve internet teknolojilerini) iyi bilerek ciddi bir kariyer yapma şansınız var artık.

Eskiden sadece birkaç devlet kurumu ve belli başlı şirketlerde tercümanlık kadroları vardı ancak şimdilerde küçükten büyüğe tüm şirketler ve kamu kuruluşları tercüman kadroları açmış durumdalar. Yeteneklerinizi bilin, fırsatları kollayın ve araştırın, önünüze çıkan fırsatları iyi değerlendirin. Şu anki gelişmelere baktığımda, önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki mütercim tercüman sayısının çok fazla artacağını tahmin ediyorum. Belirli bir alanda uzmanlaşmak suretiyle gümbür gümbür gelmekte olan bu yeni akıma kendinizi iyi hazırlayın.

İşte size maziden birkaç gazete ilanı..

Üniversitelere Çeviri Kursu

AB çok dillilik sorununa çözüm arıyor: Üniversitelere çeviri kursu önerisi

Avrupa Komisyonu 12 Ekim’de yeni bir kampanya başlatarak Avrupa çapındaki üniversitelerin çeviri kursları düzenleyerek birlik kurumları arasında bu konuda olası bir kriz korkusunu gidermeleri çağırısında bulundu.

Kaliteli dil hizmetlerine artan talep ve Avrupa Birliği’nde (AB) kullanılan dillerin sayısının 2004-2007 döneminde 11’den 23’e çıkması nedeniyle geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu ‘Avrupa’nın Çeviri Ustaları’ (AÇU) adında bir girişim başlatmıştı.

AÇU kurslarıyla öğrencilere modern iş piyasasının da ötesinde dil yetenekleri kazandırılarak girişimcilik, proje yönetimi ve müzakere konularında becerilerini geliştirmeleri hedefleniyor.

Komisyon bu amaçla AÇU’nun idarî maliyetlerini karşılanması ve 2010 yılında bir konferans düzenlenmesi için €300,000 bütçe ayırmış bulunuyor. Ancak Komisyon’un öğrencilere veya dik stajlarına doğrudan mali destek sağlamayacağı bildiriliyor.

AB kurumları her yıl çeviri ve tercümanlık için €1 milyar harcıyor. AB bütçesinin yüzde 1’ine karşın gelen bu miktar dil hizmetleri için fert başına €2,5 harcanması anlamına geliyor.

Komisyon rakamlarına göre, AB belgelerinin yüzde 72’si İngilizce, yüzde 12’si Fransızca, yüzde 3’ü Almanca hazırlanırken Komisyon’un “Europa” web sitesi kullanıcılarının yüzde 88’i İngilizce konuşuyor.

Üniversitelerin dâhil olduğu AÇU ağı birliğin “giderek artan çevirmen ve mütercim tercüman talebini karşılamak üzere” genişletileceği bildiriliyor.

Hâlen AÇU ağında 34 üye bulunuyor. Ancak Komisyon yaklaşık 250 üniversitenin ve diğer yüksek öğrenim kurumlarının da çeviri kursları hizmeti verdiklerini kaydediyor.

AB Eğitim, Çokdillilik, Meslekî Eğitim ve Gençlik Komiseri Androulla Vassiliou “Birçok ülkede profesyonel garanti belgesine sahip olmayan herkes çevirmen olduğunu iddia edebilir. AÇU projesinin uzun vadedeki hedefi çevirmenlikle ilgili meslekî eğitim standardını yükseltmektir” dedi.

Bir üniversitenin AÇU etiketine sahip olabilmesi için çeviri kurslarının mevcut ağa üye çeviri uzmanları tarafından sağlanması gerekiyor.

AÇU kurslarıyla öğrencilere bir işi nasıl yürütebilecekleri, çeviri, dil endüstrisinin altyazı, seslendirme, tercüme gibi diğer alanları ve yerel çeviri ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı öğretilecek.

Komiser “AÇU etiketli bir kurs bu alanda en iyisi olma özelliğine sahip olacak” dedi.

AB üyelerine bu konuda verdiği desteği hatırlatan Komisyon dil çeşitliliğinin Avrupa Birliği’nin can damarı değerlerinden biri olduğunu hatırlattı.

Komisyon Eylül 2008’de belirlediği çokdillilik stratejiyle dille ilgili etkinlik ve projelere “Yaşam Boyu Öğrenim Programı” çerçevesinde yıllık €50 milyonluk bütçe ayırdı

Dil becerisindeki eksiklikler

2007 yılında yapılan bir çalışmada yaklaşık 2,000 işyeri dil konusundaki yetersizlikler nedeniyle kapandı. Bunların yüzde 11’i aynı sebeple yaptıkları iş anlaşmalarını iptal etmek zorunda kaldılar.

Komisyon dün yaptığı açıklamada çeviri hizmetlerine talebin dünya genelinde artmakta olduğunu kaydetti.

AB’de dil endüstrisinin yılda yüzde 10 ciro ile artması ve 2015’e kadar toplam değerinin €20 milyara ulaşması bekleniyor.

AB kurumlarındaki dil bölümlerindeki görevliler emeklilik dönemine yaklaşırken yerlerine aynı hızda yenileri bulunamıyor. Dahası AB’nin bu konudaki şartları son derece katı ve başvuruda bulunanların yalnızca yüzde 30’u mevcut krizin aşılmasına yetecek kapasitede görülüyor.

İtalyanca mütercimlerin AB kurumlarında sayılarının giderek azalması nedeniyle Roma’da eylülde başlatılan kampanya çerçevesinde genç İtalyanların AB kurumlarına işe başvurusunda bulunmaları teşvik ediliyor.

Benzer kampanyalar son 18 ayda birbiri ardında düzenlenirken Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve Hollandaca konuşan eleman arayışına hız verildi.

AÇU ağının yıllık toplantısı 11-13 Ekim tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleştiriliyor.

Kaynak: http://www.euractiv.com.tr/

Redaktör Kullanıyor musunuz?

Çeviri zor iş.. Üstüne bir de her günün kendi stresi, iş yükü ve aceleciliği girince yaptığımız iş bazen saç-baş yoldurucu bir hal alabiliyor. Türkiye’de çevirmenler ve tercüme büroları genelde özellikle İngilizce’ye (ve diğer yabancı dillere) doğru yapılan çeviriler için redaktör (düzeltmen, kontrolör) kullanmazlar. Piyasada oluşan çeviri fiyatları ve tercüme bürolarının diğer giderleri de bu süreci zorlaştıran bir başka etkendir..

Zannediyorum eskiden yapılan çevirilerde daha çok redaktör (musahhih, tashihçi) kullanılıyordu. Eski çevirileri incelediğim zaman –içlerinde yanlışlar olmakla beraber– dilin daha akıcı ve zengin olduğuna tanık olurum genelde. Bunun sebeplerinden biri ortalıkta dolaşan (sirkülasyon halindeki) metin ve belge sayısının sınırlılığı olsa da diğer sebebi mükemmelliyetçilik sanırım. Eskilerde perfectionist (yaptığı işte mükemmeli yakalamaya çalışan) olanların sayısı daha çoktu gibi geliyor bana. İnsanlar bir ölçüde emekleri ve alın terleriyle var oluyorlardı. Şimdilerde emeğe ve alın terine verilen değer azalmış görünüyor.

Silkelenmenin zamanı geldi de geçiyor. Artık yaptığımız işlere biraz daha özen göstermeli ve özellikle kendi dilimiz dışındaki bir dile doğru yaptığımız çevirilerde redaktör kullanmalıyız. Ben de pek redaktör kullanan biri değildim. Çok zaman yaptığım işleri müşteriye doğrudan gönderirdim. Bazen kontrol etmeye bile zamanım olmazdı. Tercüme büroları da tercümanlardan gelen işleri bazen üstünkörü de olsa kontrol ediyorlar ancak çoğu kez gözden kaçan çok hata ve eksik oluyor. Üstelik kontrolden ve redaksiyondan kastım metne 5 dakika bakıp 2 hatayı düzeltmek  demek de değil.. adamakıllı bir doğrulama yapılmalı! Şimdilerde İngilizce’ye çevirdiğim metinleri İngiliz bir redaktör arkadaşa gönderip müşterilere ondan gelen son halini göndermeye çalışıyorum. Çalıştığım büro da özellikle akademik metinleri kendi redaktörüne kontrol ettiriyor ve böylece her iş için üzerimize düşen due diligence‘ın (özen borcu) gereğini yapmış oluyoruz!

Bu mesleği icra edenler olarak hepimizin duty of constant due diligence falling to professionals bakımından hem yasal hem de ahlaki zorunluluklarımız olduğunu unutmamamız ve yaptığımız her işi üzerimize düşen sürekli özen borcunu da gözeterek yapıp sonuçlandırmamız gerekir!

Çevirmenlerin Burcu: İkizler

İkizler burcu olduğum için bazen burcumla ilgili yazılanlara göz atarım. Özellikle gazete köşelerinde safsatalar da bol olmakla birlikte İkizler ile ilgili genel özelliklerin onda dokuzunun beni doğru tanımladığını söyleyebilirim.

İkizler burcunda doğanların –hayal gücü ve teknik uzmanlık gerektiren ve sanatla ilgili başka mesleklerin yanında– yazarlık, redaktörlük, edebiyat eleştirmenliği, çevirmenlik, basın sözcülüğü, diplomatlık, kitapçılık, yayımcılık vb. entellektüel mesleklerde iyi oldukları yazılır genelde..

Yay ve Oğlak burçları için de benzer özellikler var olsa da –burçlardan aman aman anlamayan biri olarak– İkizler burcunun çevirmenlerin burcu olduğunu söylemek (kaynak) abartı olmaz sanırım! Tercüme büroları ve çevirmen arayan şirketler artık CV’lere göz atarken burçları da dikkate almalılar bence. Örneğin akrep burcundaki (kaynak) birinin çevirmen olmaya çalışması boşa çekilmiş bir kürek olabilir çoğu zaman.  Dün görüştüğüm bir büro yetkilisi, kendilerine ulaşan 100 başvurudan (CV) sadece iki veya üç tanesinin çevirmen olabileceğini söylüyor. Diğerleri bu işte şansını denemek isteyenler.. ve maalesef bir çoğu bu meslekte helak oluyor.. Tabi onlarla birlikte bürolar ve müşteriler de:) Herkesi kendi mesleğinde ve kendine uygun işler yaparken görmek isteriz..

Sahi burçlar bu kadar etkili mi hayatımızda? Burçlar hakkında benden bilgili olanların yorum bölümünde bilgilerini bizimle paylaşmalarını bekliyorum.

Talip Olduğunuz İşi Tanıyın

İçinde bulunduğumuz binyılın başlarında, bir televizyon kanalının yayınladığı bütün yabancı içerikli programların altyazılarının hazırlanmasından sorumluydum. Çok zevkli ama son derece de yıpratıcı bir işti.

Altyazı çevirisi yapmak herkese çok keyifli bir işmiş gibi gelir. Aslında öyledir de. Ancak son derece yorucudur. Film, dizi, veya belgesel, çalıştığımız materyal ne olursa olsun, saniye saniye seyretmeniz, duyduklarınızı doğru olarak anlamanız, en önemlisi de altyazı mantığına uygun bir çeviri yapmanız gerekir. Şimdilerde divx sitelerinde bolca bulacağınız DVD’den korsan yöntemlerle çıkartılmış orijinal altyazı dosyalarının üzerine yalan yanlış bir çeviri yapıştırmaktan bahsetmiyorum. Altyazının sıfırdan oluşturulmasından bahsediyorum.

Bu yüzden de çevirmen bulmakta zorlanıyorduk. Bu işi bilen, yıllarını film ve dizi çevirilerine vermiş, bir kısmı da şahsen arkadaşım olan profesyonel çevirmenler, her zaman çalıştıkları yerden kopup bize gelmek istemiyordu. Bu işe yeni başlayan hevesli genç çevirmenlerin çoğu ise, bir altyazı çevirisi için harcanan emek ve zamanın kazandıkları paraya değmediğine karar vererek bir – iki denemeden sonra vazgeçiyordu.

Bir arkadaşım vasıtasıyla, o sırada çalıştığı işyerinden pek memnun olmayan, farklı bir sektöre geçmek isteyen bir çevirmen adayıyla çalışmaya başladık. Daha doğrusu, bir denemede bulunduk. Çevirmen adayı arkadaşımız geldi, ben de kendisine çeviriyi ne şekilde hazırlaması gerektiğini anlattım.

Sonra da, çevirmesi için yayın tarihine bir hafta – on gün kadar olan bir program seçip verdim.  Verdiğim programın uzunluğunu, yaklaşık kaç kelime çıktığını vs. söyledikten sonra, ne kadar zamanda teslim edebileceğini sordum. “İki gün.” diye cevap verdi. Henüz ilk denemesini yapacak bir çevirmenin o işi iki günde çıkartabileceğine pek de ihtimal vermiyordum. “Emin misin?” diye sordum. Bu işin o kadar da kolay olmadığını, iki günde teslim etmenin çok zor olabileceğini söyledim.

“Ben yaparım.” cevabını aldım. Kendine güveni tamdı. Ben de, tam aradığım gibi bir çevirmen bulduğuma sevinip, içimden bize vasıta olan arkadaşıma teşekkür ettim.

Yeni çevirmen adayı arkadaşımız, ona verdiğim programı söz verdiği şekilde iki günde teslim edemedi. Onun hanesine eksi puan olarak geçse de, acemilikle bir çeviriyi ne kadar zamanda yapabileceğini tam olarak kestirememiş olmasının normal olduğunu düşünüp çok da üzerinde durmadım. Ne de olsa yayın tarihine daha vardı. İlla ki yapardı. Kendisine o kadar güvendiğine göre…

Çeviriyi ne zaman teslim ettiğini hatırlamasam da, kontrol etmek için başına yayın tarihinden ancak bir gün önce geçebildiğimi hatırlıyorum. Hayatım boyunca karşılaştığım en kötü çevirilerden biri olduğunu da, neredeyse her cümleyi tek tek düzeltmek zorunda kaldığımı da hatırlıyorum. Bırakın altyazıya uygun bir çeviri olmasını, doğru düzgün bir çeviri bile değildi elimdeki.

Zaten en sonunda pes edip, bana gönderdiği dosyayı kapattım. O gece sabaha kadar oturup çeviriyi kendim tamamladım. Emin olun, her cümlede durup her şeyi tek tek düzeltmekten çok daha az zamanımı aldı.

Programı yayına yetiştirdim ama ben de inanılmaz yoruldum. Bize vasıta olan arkadaşıma da telefon edip lafa “Bu ne lan?” diye girdim.

Bir insanın kendi sınırlarından bu kadar habersiz olup da, nasıl bir cüretle hiç anlamadığı işlere bulaştığına akıl sır erdirmem imkansız. Bunu o kişinin densizliğine verip bir şekilde geçiştirebiliriz belki; ama o kişinin yapmayı taahhüt edip de hiçbir şeyi beceremeyip tamamen eline yüzüne bulaştırması yüzünden başka insanların son derece gereksiz bir iş yükü altında yorulmasını telafi edemeyiz.

O yüzden, lütfen diyeceğim, ne yapıp ne yapamayacağınızı çok iyi tartın, bir işe talip olurken sınırlarınız dahilinde sözler verin. Aradan yedi – sekiz yıl geçti. O acemi çevirmen adını ya da yüzünü hatırlamıyorum; ama bende bıraktığı etki hâlâ duruyor.

Kerem Özdural

Diagram Designer

İşte size masaüstünüzden eksik etmemeniz gereken basit ama çok kullanışlı bir şema ve tablo çizme/hazırlama programı: Diagram Designer. Özellikle kuruluş şemaları gibi şemalarda müthiş işinize yarayacak, 4 üzerinden 4 verebileceğim bir program bu..

Gelen çeviri metinlerinde bazen bir şema veya tablo olur ve çoğu zaman epey vakit alır bunları düzenlemek. Bu programla, en zor şemaları birkaç dakika içinde sağ taraftaki simgeleri ana ekrana sürükleyip bırakarak çizebilirsiniz. Çizdiğiniz şemaları Word ortamına rahatlıkla aktarıp üzerlerinde değişiklikler yapabilirsiniz..

Bir deneyin, hem çok keyif alacaksınız hem de bana teşekkür edeceksiniz..:)

Dünya Çeviri Günü!

30 Eylül’ün Dünya Çeviri Günü olarak kutlandığını zannediyorum biliyorsunuzdur. Aslında Facebook’ta bir 30 Eylül etkinlik daveti vardı İstanbul’da. Katılacağımı bildirmeme rağmen İstanbul’a gitmeye fırsat bulamadım bir türlü.

Bu türden günlerin anlamsız olmakla birlikte gerekli olduğuna inananlardanım ben. Bu günler sayesinde en azından senede bir kere olsun iyi çevirmenlere ödüller verme, birkaç konuşma yapma ve bir yerlerde buluşup laflama şansı oluyor.

Kutladığımız diğer özel günlerin çoğu gibi, ne yazık ki Dünya Çeviri Günü de  (hani her zaman küfredilen) AB ve ABD’de kutlanan ve Türkiye ve  Türkçe’ye çeviri süreci sonrasında -her zaman olduğu gibi- çeviri-kültür ithalatının merkezi durumundaki Beyoğlu’nda bir yerler tarafından devşirilmiş bir gün.

Aynen Sevgililer Günü‘nün aslında Aziz Valentin Günü olması ve diğer bir sürü gün gibi hikayesi de ilginç Dünya Çeviri Günü‘nün, ya da nam-ı diğer Aziz Jerome Günü‘nün..

Aziz Jerome (St. Jerome) 347-420 yılları arasında yaşayan bir Hristiyan papazı, çevirmen ve yazar. İncil’i Latince’ye çevirmesiyle tanınıyor. İşin ilginç yanı, aziz ilan edilmesinin sebebi mucizeleri falan değil, İncil’in Latince’ye çevirisini yapması! Batı dünyasında çevirmenlerin (ve tercümanların), arşivcilerin ve ansiklopedistlerin koruyucu azizi olarak kabul ediliyor. Ölünce önce Beytüllahim’de (Bethlehem) gömülüyor, sonrasında cenazesi Roma’daki ünlü Santa Maria Maggiore’ye defnediliyor.

Daha da ilginci Aziz Jerome’nin kötü bir çevirmen olması ve tüm zamanların en büyük çeviri hatalarından bazılarını yapmış olması.. İncil’i İbranice’den Latince’ye çevirirken orijinal metinde Musa’nın “kafasında nur haleleri” olduğunu yazan bir bölümü Musa’nın “kafasından çıkan boynuzlar” olduğu şeklinde çevirmiş!

Tabi bununla da kalmamış. Yanlış yanlışı doğurmuş ve bu çeviriden ilham alan Mikelanj (Michelangelo) Roma’daki San Pietro in Vincoli kilisesindeki boynuzlu Musa heykelini yapmış!

Şimdi biz bir yandan çevirmenlerin imajını düzeltmeye çalışırken, 30 Eylül Dünya Çeviri Gününde boynuzlanan kim? Sorgulamamız gerekmez mi Mr. Jerome’nin -en azından- evliyalığını? Nasıl düzeltiriz bu boynuzlu imajımızı?

Kendi çevirmenlerimizin yanlışlarını boy boy duyururken, bunu da görelim ve bu konu üzerinde biraz düşünelim istedim. Yine de -her şeye rağmen- Dünya Çeviri Gününüz kutlu olsun!

Bana Çevirmen Olduğunu Söyle, Sana Hatalarını Sayayım

Ne kadar meraklı var hatalarımızı bulup çıkarmak ve bundan sinsi bir haz duymak isteyen.. Geçenlerde Facebook’ta bir sayfa açtım ve Like (Beğen) butonuna basanların sayısı rekor bir hızla artmaya başladı. Her Gün 1 Çeviri adını verdiğim sayfada her gün beğendiğim İngilizce bir veya bazen birkaç cümleyi Türkçeye çeviriyorum veya daha önceden yapılmış bir çevirisini yayınlıyorum.

Vakti zamanında İletişim Fakültesinde bir sene okumuştum. Fakültedeki ilk dersimizi dün gibi hatırlarım. Sonradan televizyondan öldüğünü öğrendiğim yaşlı hocamız sınıfa girmiş ve tahtaya mevkute yazmıştı. Mevkute kelimesi, eski dilde vakitli yayın, süreli yayın anlamına geliyor. Dergiler ve gazetelerin mevkute (belirli zaman aralıklarında çıkan yayınlar) olduklarını anlatmak istiyordu bize. Aynı dersin ilerleyen dakikalarında basın ve basım, yayın ve yayım arasındaki farkı anlatmaya çalışmıştı.

İlerleyen yıllarda çeviri sarmalının içine girince dilde birçok eskiyen kuralın olduğunu gördüm. Kurallar eskiyordu ama bazı insanlar eski kuralları o kadar abartıyordu ki yayım yerine yayın yazdığınızda üzerinizde bir mahalle baskısı hissetmeye başlıyordunuz! Tıpkı çok sevdiğim edebiyat kelimesi yerine yazın kelimesini kullanmayı tercih eden ve çok zaman bunu abartan bir kısım azınlık gibi, birilerinin dili siyasi bir araç olarak kullanmaya çalıştıklarını ve bunda da yıllarca başarılı olduklarını gördüm. Tüm Avrupa’da İngilizcedeki Latince kökenli literature kelimesi yerine başka bir kelime arayışı içinde olan birileri var mıdır bilemem; zannederim Avrupa’nın tamamı üzerlerine gülerdi böyle bir girişimde bulunanların..

Bir tarafta basım ve yayım gibi kelimelerle baskı kurmaya çalışanlar, diğer tarafta da yazın kelimesini kabul (dikte) ettirmeye çalışanlar olduğu halde yollarına devam eden çevirmenleri bekleyen bir başka zıtlaşma da çeviriye kendi yorumlarını katmaya çalıştıklarında ortaya çıkıyor. Sanki çevirisi yapılan cümle babalarının malıymış, o cümlenin başka bir çevirisi/yorumu yapılamazmış gibi sizi sıkıştırmaya kalkıyorlar.

Çeviri eleştirmenliği sadistlerin haz duymak için yapacağı bir iş midir? Birileri bir köşede çevirmenin (veya herhangi bir kişinin) hata yapmasını mı bekliyor? Birileri diğerlerinin jandarması mı? Ortaya çıkıp, “ben çevirmenim” dediğimizde neden şamar oğlanına dönüyoruz?

Şu ana kadar kaç kişi çıkıp da iyi çevirmenleri ödüllendirmiş? Şimdiye dek onbinlerce film seyrettiniz ve binlerce kitap okudunuz belki ama hiç bu filmi ya da kitabı kim çevirdi merak etmediniz. Ne zaman “ceddine rahmet” okuyarak anıyorsunuz çevirmeni? Hata yaptığını düşündüğünüz/gördüğünüz zaman! Doğru olan şudur: İyi yapılanı takdir etmiyorsanız, kötü yapılanı eleştirme hakkınız yoktur!

Uzun lafın kısası, “Bana çevirmen olduğunu söyle, sana hatalarını sayayım, seni yerden yere vurayım” gerçeğini bir kere daha yaşıyorum şu mevkute tarzındaki süreli (günlük) Facebook sayfamda. Bir tek farkla belki, orada Like butonu da var! Birkaç gayrimemnun kişi yanında onlarca memnun kişiyi de görüyorum.

Her çevirmenin sağına Beğen, soluna Beğenmekten Vazgeç butonu koymak lazım belki de! Çevirmenler sokakta bile öyle dolaşsınlar:) Ne yazık ki normal hayatta sadece Eleştir (Beğenme) butonu var ve tek başına bu butonun olması çevirmenlerin mesleklerinden soğumalarına ve kendilerini geliştirememelerine neden oluyor!

Ne yapıp edip, müşterilerimizden, çevirilerimizi okuyanlardan veya eleştirmenlerimizden Like butonumuza tıklamalarını istemenin bir yolunu  bulmalıyız.

Apostil Nedir?

Apostil Nedir?

Apostille ve aynı kökenden gelen apostle kelimelerinin etimolojileri incelendiğinde, Latince post illa manasındaki onlardan sonra, ondan sonra, öncekinden sonra, tanık, takipçi, dışarıya gönderilen, mesajı taşıyan vb. anlamlar karşımıza çıkıyor.

Batı Dünyasında Hristiyanlığa hemen her alanda çok sık atıfta bulunulur. Örneğin Yunanistan’da bir kıza Maria (Miriam, Mary, Mariam, Merriam, Meryem) adı verilmesi yaygın bir uygulamadır; soyadı olarak da Apostolou yaygındır. Sonuçta bir kıza Maria Apostolou adını koyduğunuzda, İsa’nın hem annesini hem de havarilerini anmış ve çocuğa da ömrünü o yolda sürdürmesi için hayatı boyunca taşıyacağı bir hatırlatıcı vermiş olursunuz.

Belli ki hakim güç olarak uluslararası belgelerin sertifikasyonu ve karşılıklı tanınması bağlamında 6 Ekim 1961 tarihli Lahey Konvansiyonunu hazırlayan Batılı ülkeler de aynı yola başvurmuşlar ve apostil örneğinde de, İsa’nın 12 havarisinin (apostles) onun peygamberliğini tasdikleyen, mesajı taşıyan, mesaja tanıklık eden, dışarıya gönderilen ve ondan sonra gelenler oldukları ve eğer bir belge öncekinin yolundan gidecekse (öncekini tasdik edecekse) ona apostil adının verilmesi gerektiği fikrinden hareket etmişler.

Apostil kelimesi, günümüzde kullanılan anlamıyla, bir belgenin (ve üzerindeki imzanın) gerçekliğinin tasdik edilerek başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir belge onay sistemidir. Yani, ülkelerarası bir belge tasdik (doğrulama) sistemidir apostil. Uluslararası Noterlik Kurumu da denebilir Apostil Kurumuna bir bütün olarak. Ancak apostil örneğinde, evrak tasdikini yapan Noterler değil de Kaymakamlıklar, Valilikler, Mahkemeler veya Elçilikler/Konsolosluklar oluyor.

Tercüme sektörünü ilgilendirdiği boyutuyla apostil, belge örneğin İngilizce’ye çevrilip Noter tasdiki yaptırıldıktan sonra devreye giriyor. Ancak yurt dışında çoğu zaman mahkemeler, ticaret odaları, nüfus müdürlükleri tarafından verilen orijinal belgeler doğrudan apostile gidiyor çeviriye ihtiyaç olmadığı için. Şunu da belirtmek gerekiyor; bu Konvansiyon sadece resmi belgeleri ilgilendiriyor. Yani, siz bir yazı yazıp bunun apostilini yaptıramazsınız. Yazınızın örneğin çevirisini yaptırdıktan sonra Noter tasdikine apostil mührü vurdurabilirsiniz. Yani Apostil Kurumu resmi kurum olarak Noter Kurumu’nu görür karşısında. Yani, Apostil Kurumunun muhatabı resmi bir kurumdur!

Ayrıca, vurulan apostil mührü, belgenin (veya belgeyi tasdik eden noter senedinin) muhteviyatını/içeriğini değil, belgenin kendisinin ve üzerindeki imzanın gerçek olduğunu tasdik eder.

Bu belge onay sistemiyle ilgili üye veya taraf devlet tarafından saptanan yerel bir merci, bakanlık, vb. bir kuruluş, belgenin gerçek olduğunu onaylayarak, başka bir üye veya taraf ülkede 6 Ekim 1961 tarihli Lahey Konvansiyonunda belirlenen kurallar çerçevesinde kullanılması için yasal hale getirir. Apostil tasdiki gerçekleştirilen belge, Lahey Konferansının tüm üye ve taraf devletlerinde geçerli bir belge olarak kabul edilir.

Apostilde Bulunması Gerekenler:

Apostillerde ana başlığın Fransızca olarak “Apostille (Convention de La Haye du 5 Octobre 1961)” seklinde yazılması zorunludur. Bir apostil belgesi aşağıdaki unsurlardan oluşur:

belgenin düzenlendiği ülkenin adı,
belgeyi imzalayan kişinin adı,
belgeyi imzalayan kişinin sıfatı,
belgeye basılan mührün ait olduğu makamın adı,
tasdik edildiği yer,
tasdik edildiği tarih,
apostili düzenleyen makam,
apostil numarası,
apostili düzenleyen makamın mührü veya kaşesi,

apostili düzenleyen yetkilinin imzası.

Türkiye’de Yetkili Merciler:
İdari Belgeler:

İllerde:  Vali, Vali Yardımcısı, Hukuk İşleri Müdürü

İlçelerde:  Kaymakam

Adli Belgeler: Adli Yargı Adalet Komisyonları

Lahey Konvansiyonuna göre aşağıda yeralan belgelerin resmi belge niteliğindedir:
A) Apostil Şerhi konacak resmi belgeler:
a) “Savcı, zabıt katibi veya adliye memuru tarafından verilmiş belgeler de dahil olmak üzere, devletin bir yargı organına veya mahkemesine bağlı makam veya görevli memur tarafından düzenlenmiş olan belgeler,
b) İdari belgeler,
c) Noter senetleri,
d) Kişilerce özel sıfatla imzalanmış belgeler üzerine konulmuş olup belgenin kaydının veya belirli bir tarihte mevcut olduğunun ve imzaların doğruluğunun resmi makam ve noterlerce   tasdiki gibi resmi beyanlar” dır.
B) Aynı maddeye göre sözleşmenin uygulanamayacağı, diğer bir deyişle, Apostil tasdiki yapılamayacak belgeler:
a) “Diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından düzenlenmiş belgeler,
b) Ticaret veya gümrük işlemleriyle doğrudan ilgili olan idari belgeler” dir.

YABANCI RESMİ BELGELERİNTASDİKİ MECBURİYETİN KALDIRILMASI

SÖZLEŞMESİ

CONVENTION ABOLISHINGTHE REQUIREMENT OF LEGALISATION

FOR FOREIGN PUBLIC DOCUMENTS

İşbu Sözleşmeyi imzalayan Devletler,

Yabancı resmi belgelerin diplomasi veya konsolosluk temsilciliklerince tasdiki mecburiyetinin kaldırılması isteği ile,

Bu konuda bir sözleşme yapmayı kararlaştırmışlar ve aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmışlardır:

The States signatory to the present Convention.

Desiring to abolish the requirement of diplomatic or consular legalisation for foreign public documents,

Have resolved to conclude a Convention to this effect and have agreed upon the following provisions:

Madde 1

İşbu Sözleşme, Âkit Devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer bir Âkit Devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelere uygulanır.

İşbu Sözleşme’nin amaçları bakımından, aşağıdaki belgeler resmi belge sayılır:

a) Savcı, zabıt kâtibi veya adliye memuru tarafından verilmiş belgeler de dahil olmak üzere, Devletin bir yargı organına veya mahkemesine bağlı bir makam
veya görevli memur tarafından düzenlenmiş olan belgeler,

b) İdari belgeler,

c) Noter senetleri,

d) Kişilerce özel sıfatla imzalanmış belgeler üzerine konulmuş olup belgenin kaydının veya belirli bir tarihte mevcut olduğunun ve imzaların doğruluğunun resmi makam ve noterlerce tasdiki gibi resmi beyanlar.

Bununla birlikte, işbu Sözleşme:

a) Diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından düzenlenmiş belgelerle,

b) Ticaret veya gümrük işlemleriyle doğrudan doğruya ilgili olan idari belgelere,

Uygulanmaz.

Article 1

The present Convention shall apply to public documents which have been executed in the territory of one contracting State and which have to be produced in the territory of another contracting State.

For the purposes of the present Convention, the following are deemed to be public documents:

a) documents emanating from an authority or an official connected with the courts or tribunals of the State, including those emanating from a public prosecutor, a clerk of a court or a process server («huissier de justice»);

b) administrative documents,

c) notarial acts;

d) official certificates which are placed on documents signed by persons in their private capacity, such as official certificates recording the registration of a document or the fact that it was in existence on a certain date and official and notarial authentications of signatures.

However, the present Convention shall not apply:

a) to documents executed by diplomatic or consular agents;

b) to administrative documents dealing directly with commercial or customs operations.

Madde 2

Âkit Devletlerden her biri, bu Sözleşmenin uygulama alanına giren ve kendi ülkesinde kullanılacak olan belgeleri tasdik işleminden bağışık tutacaktır. Bu Sözleşmenin amaçlan bakımından, tasdik işleminden, yalnız, belgenin kullanıldığı ül­kenin diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından belgedeki imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin hangi sıfatla imzaladığının veya gerekirse üzerin deki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi işlemi anlaşılır.

Article 2

Each contracting State shall exempt from legalisation documents to which the present Convention applies and which have to be produced in its territory. For the purposes of the present Convention, legalisation means only the formality by which the diplomatic or consular agents of the country in which the document has to be produced certify the authenticity of the signature, the capacity in which the person signing the document has acted and, where appropriate, the identity of the seal or stamp which it bears.

Madde 3

İmzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin sıfatının ve gerektiğinde, bu belge üzerindeki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi için zorunlu görülebilecek tek işlem 4 üncü maddede tanımlanan tasdik şerhinin belgenin verildiği Devlet yetkili makamınca bu belgeye konulmasından ibarettir.

Ancak, yukarıdaki fıkrada belirtilen işleme uyulması, gerek belgenin kullanıldığı ülkede yürürlükte bulunan yasa, yönetmelik veya uygulamalarla, gerekse iki veya daha çok Âkit Devlet arasındaki bir anlaşma ile böyle bir işlemin kaldırılmış, basitleştirilmiş veya tasdikten tüm bağışık tutulmuş olması hallerinde istenemez.

Article 3

The only formality that may be required in order to certify the authenticity of the signature, the capacity in which the person signing the document has acted and, where appropriate, the identity of the seal or stamp which; it bears, is the addition of the certificate described in Article 4, issued by the competent authority of the State from which the document emanates.

However, the formality mentioned in the preceding paragraph cannot be required when either the laws, regulations, or practice in force in the State where the document is produced or an agreement between two or more contracting States have abolished or simplified it, or exempt the document itself from legalisation.

Madde 4

3 üncü maddenin 1 nci fıkrasında öngörülen tasdik şerhi, bizzat belgenin veya buna eklenecek bir kâğıdın üzerine konulacaktır; bu şerh işbu Sözleşmeye ekli örneğe uygun olmalıdır.

Bununla birlikte, tasdik şerhi, bunu koyan makamın resmi dilinde yazılabilir. Bu tasdik şerhinde yeralan kayıtlar ikinci bir dilde de olabilir. Ancak, tasdik şerhinin, «Apostille Convention de La Haye Du 5 Octobre 1961» başlığı Fransızca olarak belirtilmelidir.

Article 4

The certificate referred to in the first paragraph of Article 3 shall be placed on the document itself or on an «allonge»; it shall be in the form of the model annexed to the present Convention.

It may, however, be drawn up in the official language of the authority which issues it. The standard terms appearing therein may be in a second language also. The title -Apostille (Convention de La Haye du 5 octobre 1961)- shall be in the French language.

Madde 5

Tasdik şerhi, belgede imzası bulunan veya belgeyi getiren kişinin isteği üzerine verilir.

Usulüne uygun biçimde doldurulan tasdik şerhi, imzanın doğruluğunu, belgeyi imzalayan kişinin hangi sıfatla imzaladığını ve gerektiğinde, belge üzerindeki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunu teyid eder.

Tasdik şerhi üzerindeki imza, mühür veya damga her türlü doğrulama işleminden bağışıktır.

Article 5

The certificate shall be issued at the request of the person who has signed the document or of any bearer,

When properly filled in, it will certify the authenticity of the signature, the capacity in which the person signing the document has acted and, where appropriate, the identity of the seal or stamp which the document bears.

The signature, seal and stamp on the certificate are exempt from all certification.

Madde 6

Her Âkit Devlet, 3 üncü maddenin l nci fıkrasında öngörülen tasdik şerhini vermek üzere yetkili kılınan makamları belirleyecektir.

Her Akit Devlet, bu görevlendirmeyi, onay veya katılma belgesini veya Sözleşmenin ülkesel kapsam bildirimini verirken Hollanda Dışişleri Bakanlığına bildirecektir.

Bu makamların görevlendirilmesinde yapılacak her değişiklikten Hollanda Dışişleri Bakanlığına ayrıca bilgi verilecektir.

Article 6

Each contracting State shall designate by reference to their official function, the authorities who are competent to issue the certificate referred to in the first paragraph of Article 3.

It shall give notice of such designation to the Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands at the time it deposits its instrument of ratification or of accession or its declaration of extension. It shall also give notice of any change in the de­signated authorities.

Madde 7

6 nci madde uyarınca görevlendirilen makamlardan her biri verilen tasdik şerhlerinin kaydedileceği ve aşağıdaki bilgileri içeren bir kayıt defteri veya fiş endeksi tutmak zorundadır:

a) Tasdik şerhlerinin sıra numarası ve tarihi,

b) Resmi belgeyi imzalayan kişinin adı ve ne sıfatla imzaladığı veya, imzasız olan belgeler için, mühür veya damgayı koyan makamın belirtilmesi.

Tasdik şerhini vermiş olan makam, ilgililerden herhangi birinin istemi üzerine, şerh üzerinde gösterilen bilgilerin kayıt defteri veya fiş endeksindeki kayıtlara uygun olup olmadığım incelemekle yükümlüdür.

Article 7

Each of the authorities designated in accordance with Article 6 shall keep a register or card index in which it shall record the certificates issued, specifying:

a) the number and date of the certificate,

b) the name of the person signing the public document and the capacity in which he has acted, or in the case of unsigned documents, the name of the authority which has affixed the seal or stamp.

At the request of any interested person, the authority which has issued the certificate shall verify whether the particulars in the certificate correspond with those in the register or card index.

Madde 8

İki veya daha çok Âkit Devlet arasında bir imza, mühür veya damganın tasdikini belirli formalitelere bağlı tutan hükümler içeren bir andlaşma, sözleşme veya anlaşma bulunduğu takdirde, işbu Sözleşme, ancak o hükümlerin, 3. ve 4 ncü maddelerde öngörülen formalitelerden daha katı olması halinde, sözkonusu hükümle­rin yerine geçer.

Article 8

When a treaty, convention or agreement between two or more contracting States contains provisions which subject the certification of a signature, seal or stamp to certain formalities, the present Convention will only override such provisions if those formalities are more rigorous than the formality referred to in Article 3 and 4.

Madde 9

Her Âkit Devlet, işbu Sözleşmede tasdik bağışıklığının öngördüğü hallerde kendi diplomasi veya konsolosluk memurlarınca tasdik işlemi yapılmamasını sağlamak üzere gerekli önlemleri alacaktır.

Article 9

Each contracting State shall take the necessary steps to prevent the performance of legalisations by its diplomatic or consular agents in cases where the present Convention provides for exemption.

Madde 10

İşbu Sözleşme, Lahey Devletler özel Hukuku Konferansının 9 uncu Dönem toplantısında temsil edilen Devletler ile İrlanda, İzlanda, Liechtenstein ve Türkiye’nin imzasına açıktır.

Sözleşme onaylanacak ve onay belgeleri Hollanda Dışişleri Bakanlığına verilecektir.

Article 10

The present Convention shall be open for signature by the States represen­ted at the Ninth session of the Hague Conference on Private International Law and Iceland, Ireland, Leichtenstein and Turkey,

It shall be ratified, and the instruments of ratification shall be deposited with the Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands.

Madde 11

İşbu Sözleşme, 10 ncu maddenin 2 nci fıkrasında öngörülen üçüncü onay belgesinin verilmesinden sonraki altmışıncı gün yürürlüğe girecektir.

Sözleşme, daha sonra onaylayan her imzacı Devlet için, onay belgesinin verilmesinden sonraki altmışıncı gün yürürlüğe girecektir.

Article 11

The present Convention shall enter into force on the sixtieth day after the deposit of the third instrument of ratification referred to in the second paragraph of Article 10.

The Convention shall enter into force for each signatory State which ratifies subsequently on the sixtieth day after the deposit of its instrument of ratification.

Madde 12

10 ncu maddede belirtilmeyen her Devlet, 11 nci maddenin 1 nci fıkrası gereğince yürürlüğe girmesinden sonra, işbu Sözleşmeye katılabilecektir. Katılma belgesi Hollanda Dışişleri Bakanlığına verilecektir.

Katılma, ancak Katılan Devlet ile bu katılmaya 15 nci maddenin (d) bendin­de öngörülen bildirimin alınmasından sonra altı ay içinde itirazda bulunmayan Âkit Devletler arasındaki ilişkiler bakımından geçerli olacaktır. Böyle bir itiraz Hollanda Dışişleri Bakanlığına bildirilecektir.

Sözleşme, katılan Devlet ile katılmaya itiraz etmeyen Devletler arasında, bir Önceki fıkrada sözü edilen altı aylık sürenin bitiminden sonraki altmışıncı gün yürürlüğe girecektir.

Article 12

Any State not referred to in Article 10 may accede to the present Convention after it has entered into force in accordance with the first paragraph of Article 11. The instrument of accession shall be deposited with the Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands.

Such accession shall have effect only as regards the relations between the acceding State and those contracting States which have not raised an objection to its accession in the six months after the receipt of the notification referred to in sub – paragraph d) of Article 15. Any such objection shall be notified to the Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands.

The Convention shall enter into force as between the acceding State and the States which have raised no objection to its accession on the sixtieth day after the expiry of the period of six months mentioned in the preceding paragraph.

Madde 13

Her Devlet; imza, onay veya katılma sırasında işbu Sözleşmenin uluslararası alanda temsil ettiği toprakların tümünde veya içlerinden birinde veya birçoğunda yürürlükte olacağını beyan edebilir. Bu bildirim Sözleşmenin anılan Devlet için yürürlüğe girdiği anda geçerlik kazanacaktır.

Daha sonra bu nitelikteki her kapsam genişletme bildirimi Hollanda Dışişleri Bakanlığına verilecektir.

Kapsam genişletme bildirimi, Sözleşmeyi daha önce imzalamış ve onaylamış bir Devlet tarafından yapıldığında, Sözleşme, bu bildirimde belirtilen topraklar için 11 nci madde uyarınca yürürlüğe girecektir. Kapsam genişletme bildirimi, Sözleşmeye katılmış bir Devlet tarafından yapıldığında, Sözleşme bu bildirimde belirtilen topraklar için 12 nci madde hükümleri uyarınca yürürlüğe girecektir.

Article 13

Any State may, at the time of signature, ratification or accession, declare that the present Convention shall extend to all the territories for the international relations of which it is responsible, or to one or more of them. Such a declaration shall take effect on the date of entry into force of the Convention for the State concerned.

At any time thereafter, such extensions shall be notified to the Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands.

When the declaration of extension is made by a State which has signed and ratified, the Convention shall enter into force- for the territories concerned in accordance with Article 11. When the declaration of extension is made by a State which has acceded, the Convention shall enter into force for the territories con­cerned in accordance with Article 12.

Madde 14

İşbu Sözleşme, 11nci maddenin 1nci fıkrası uyarınca yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak beş yıllık bir süre için yürürlükte kalacak ve Sözleşmeyi sonradan onaylayan veya katılan Devletler için de aynı hüküm geçerli olacaktır.

Sözleşme feshedilmedikçe her beş yılda bir kendiliğinden yenilenmiş olacaktır.

Sözleşmenin feshi, beş yıllık sürenin bitiminden en az altı ay önce, Hollanda Dışişleri Bakanlığına bildirilecektir.

Fesih Sözleşmenin uygulandığı ülkelerden bir bölümü ile sınırlı tutulabilecektir.

Sözleşmenin feshi, yalnız böyle bir bildirimde bulunacak olan Devlet bakımından geçerlik taşıyacaktır. Sözleşme, diğer Âkit Devletler bakımından yürürlükte kalacaktır.

Article 14

The present Convention shall remain in force for five years from the date of its entry into force in accordance with the first paragraph of Article 11, even for States which have ratified it or acceded to it subsequently.

If there has been no denunciation, the Convention shall be renewed tacitly every five years.

Any denunciation shall be notified to the Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands at least six months before the end of the five year period.

It may be limited to certain of the territories to which the Convention applies. The denunciation will only have effect as regards the State which has notified it. The Convention shall remain in force for the other contracting States.

Madde 15

Hollanda Dışişleri Bakanlığı, 10 ncu maddede belirtilen Devletler ile 12 nci madde hükümleri uyarınca Sözleşmeye sonradan katılacak olan Devletlere aşağıdaki hususları bildirecektir:

a) 6 nci maddenin 2 nci fıkrasında yeralan bildirimler,

b) 10 ncu maddede belirtilen imza ve onaylar,

c) 11 nci maddenin l nci fıkrası uyarınca işbu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih,

d) 12 nci maddede belirtilen katılmalar ve itirazlar ile katılmaların geçerlik kazanacağı tarihler,

e) 13 ncü maddede belirtilen kapsam genişletme bildirimleri ve bunların geçerlik kazanacağı tarihler,

f) 14 ncü maddenin 3 ncü fıkrasında belirtilen fesih bildirimleri.

Bu hükümlerin tanıtı olmak üzere, usulüne uygun olarak yetkili kılınmış aşağıda imzası bulunanlar bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

Lahey’de 5 Ekim 1961 günü, aslı Hollanda Hükümeti arşivlerine konulmak ve tasdikli birer örneği, Lahey Devletlerarası özel Hukuku Konferansının 9. Dönem Toplantısında temsil edilmiş olan Devletlerden her biri ile İrlanda, İzlanda, Liechtenstein ve Türkiye’ye diplomatik yoldan iletilmek ve metinler arasında ayrılık halinde Fransızca metin temel alınmak üzere, Fransızca ve İngilizce olarak tek nüsha halinde düzenlenmiştir.

Article 15

The Ministry of Foreign Affairs of the Netherlands shall give notice to the States referred to in Article 10, and to the States which have acceded in accordance with Article 12, of the following :

a) the notifications referred to in the second paragraph of Article 6;

b) the signatures and ratifications referred to in Article 10;

c) the date on which the present Convention enters into force in accordance with the first paragraph of Article 11;

d) the accessions and objections   referred to in Article 12 and the date on which such accessions take effect;

e) the extensions referred to in Article 13 and the date on which they take effect;

f) the denunciations referred to in the third paragraph of Article 14.

In witness whereof the undersigned, being duly authorized thereto, have signed the present Convention.

Done at The Hague the 5th October 1961, in French and in English, the French text prevailing in case of divergence between the two texts, in a single copy which shall be deposited in the archives of the Government of the Netherlands, and of which a certified copy shall be sent, through the diplomatic channel, to each of the States represented at the Ninth session of the Hague Conference on Private international Law and also to Iceland, Ireland, Liechtenstein and Turkey.

Sözleşmenin Eki— Tasdik Şerhi örneği —

(Apostille)

Tasdik Şerhi en az 9 cm. kenarlıklı kare biçiminde olacaktır.

ANNEX TO THE CONVENTIONModel of certificate

The certificate will be in the form of a square with sides at least 9 centimeters long.

++

İlk Tavsiye

Askerliğimi yazıcı olarak yaptım. İlk başta, bölüğümdeki arkadaşlarımın yaptığı gibi sabahın çok erken saatlerinden akşama kadar dışarıda, her türlü hava şartı altında eğitime katılmadığım, onun yerine bilgisayar karşısında nispeten aşina olduğum bir ortamda görev aldığım için şanslı olduğumu düşünüyordum. Ancak kısa süre sonra, altından kalkmamı bekleyen ağır iş yükünü görünce yanlış seçim yapmış olabileceğimi düşündüm. Tabii lafın gelişi diyorum, yoksa askerlikte kimse kimseye seçim hakkı vermiyor :) .

Asıl zor olan, işleri bitirmek için her gün gece yarılarına kadar çalışmam değildi. Asıl zorluk, zaman içinde bölüğümle aramın açılmaya başlamasıydı. Onlar, eğitime çıkarak, nöbet tutarak, hatta tugay mutfağından yemekhaneye yemek kazanlarını taşıyarak bölükleri için bir şeyler yaptıklarını düşünürlerken, benim bütün gün bilgisayar başında olmamı yadırgıyorlar, sanki hiçbir şey yapmıyormuşum zannediyorlardı. S1 veya S4 gibi bölüğün işlerini doğrudan ilgilendiren bir birimde çalışmıyor olmam, yani herhangi bir işlerini halletmek için gelmelerini gerektirecek bir pozisyonda olmamam da durumumu iyice ağırlaştırıyordu. Bu yollardan geçmiş olan herkes çok iyi bilir ki, en basitinden, nöbet çizelgesini hazırlayan S1 yazıcısıyla herkes iyi geçinmek ister.

İyisiyle, kötüsüyle, askerlikten geleli neredeyse 10 yıl oluyor. Orada gördüklerim, yaşadıklarım, tecrübe hanesine yazılmış birer hatıra oldu çoktan. Ne var ki, bilgisayar başında iş yapıyor olmama karşı duyulan yaklaşımda hiçbir değişiklik yok. İnsanlar, bir çevirmen olarak benim fazla yorulmadan ve kolayca para kazandığımı zannediyor. Bir de, galiba gazetenin tekinde çevirmenlik en rahat üçüncü meslekmiş diye okumuşlar, artık gazete bunu nereden bulup uydurduysa, ikide bir bunu söyleyip duruyorlar.

Halbuki, gerçekler insanların çevirmenlikle ilgili genel izlenimlerinden çok farklı. Bilmiyorum; belki şansı gerçekten yaver giden birkaç meslektaşım olmuştur; ama ben bu işten zengin olan hiç kimseyi görmedim. Tam aksine, benim çevremdeki bütün çevirmenlik öyküleri çok çalışmakla, yorgunlukla, uykusuzlukla ve genel olarak biraz da maddi sıkıntılarla ilgili.

Ama tüm çevirmelik öykülerinin ortak bir noktası var: yaptığınız işi çok sevmek.

Mesleğe yeni başlamış bir çevirmen benden tavsiye istediğinde, verdiğim ilk cevap her zaman için: “Yaptığın işi çok sev.” oluyor. Yok, öyle yeni türeyen “yaşam koçları” gibi insanın sevdiği işi yapması gerektiği gibi yüzeysel geyiklere girmeyeceğim. Hayatın insanı nereye sürükleyeceğinin asla belli olmayacağını bile bilmeyen, ya da kasten bilmezden gelen bu kıymeti kendinden menkul arkadaşlarla karıştırılmak istemem. Yine de, tavsiyem sabit: çevirmen olacaksanız, işinizi çok sevmelisiniz.

Çeviri yapmak demek uykusuz geceler demektir. Yapabileceğinizin en iyisini yaptıktan sonra, bir de bunu geçmeye çalışmak için kafa patlatmak demektir. Sadece yabancı dilinizi geliştirip orada bırakmak değil; konunuza çok iyi hakim olmanız, bunun için sürekli kendinizi geliştirmeye çalışmanız, sürekli yeni bir şeyler öğrenmeye çalışmanız demektir. İlla ki hepsi arka arkaya gelen, son teslim tarihi çok yakın bir projeden birini bitirip diğerine başlarken özel hayatınızı ihmal etmek zorunda kalmanız demektir. Bazen, günlerce uykusuz kaldığınız için ortalıkta resmen sersem gibi dolaşmanız, sizin ne kadar yorulduğunuzu zerre kadar anlamayan insanlar (ki bunlar çoğunlukla size o işi veren kişiler olur) tarafından uyuşturucu kullanmakla itham edilmeniz demektir –ki evet, bu kadar mesnetsiz bir suçlamayla bile karşılaştım.

Daha ilk tavsiyede sanki yeni çevirmenleri yıldırmaya çalışıyormuş gibi görünmek istemem. Çünkü çevirmenlik aynı zamanda, tüm bu zorluklara göğüs gererek ortaya daha önceden var olmayan bir metin çıkardığınızda bununla gurur duymanız demektir. Yaptığınız işten birilerinin faydalandığını bilmenin, sizden başka hiç kimsenin umurunda değilmiş gibi görünse de, ortaya kaliteli bir iş çıkarmak için harcadığınız emeklerin yerini bulduğunu bilmenin hazzını yaşamak demektir. İnsanın her şeyden önce işverenine, müdürüne, müşterisine vs. değil, kendisine karşı sorumlu olduğunun farkında olmak ve bunun gereklerini yerine getirmiş olmanın verdiği keyfi tatmak demektir.

Çevirmenlik demek her şeyden önce, yaptığınız işi gerçekten çok sevmeniz demektir.